II. Risale-i Nur Gençlik Kongresi deklarasyonları

IV. Masa
Siyaset masası deklarasyonu

Buğra Hepkanar
Çetin Kaska
Enes Kaya
Fatih Topaloğlu
Hakkı Hikmet Delikanlı
İbrahim Erdoğan
İbrahim Menek
Mehmet Fatih Doğan
Muhammed Şeref Ocak
Nurayşe Arı
Nurullah Parlakoğlu
Sabire Sözler
Yıldız Fırtına

1- İttihad-ı İslam, Müslümanlar arasında birlik ve dayanışmayı tesis ederek İslam toplumunun iktisadi, siyasi, sosyo-kültürel her alanda dayanışmasını amaçlayan bir projedir. İttihad-ı İslam, coğrafi ya da idari bütünlükten öte, esas olarak fikir ve eylem birliği olarak algılanmalıdır.

2- Alem-i İslam’ın model kabul ettiği Türkiye’nin ‘rol model’ olabilmesi için tam demokrasiye geçmesi ve dış güçlerden bağımsız bir politika izlemesi şarttır. Bu da ancak Kemalizm gibi ideolojilerden arındırılmış demokratik bir anayasa ile mümkündür. Böylece temel hak ve hürriyetler tam anlamıyla sağlanacak, millet devletiyle barışacak ve alem-i İslam’a model olabilecek bir Türkiye ortaya çıkacaktır.

3- İslam alemi için dinamik bir etkiye sahip olan Hilafet müessesi, egemenlik vasıtası değil, dini bir birleştiricilik unsurudur. Demokrasi temeli üzerine kurulması beklenen bu müessese için dört halife dönemi uygulamaları örnek alınmalı ve İttihad-ı İslam için hilafet manasını üstlenen bir meclis tesis edilmelidir.

4- İttihad-ı İslam maneviyatının gerçekleşmesi için Risale-i Nur özel bir program olarak ele alınmalıdır. Said Nursi’nin tespit ettiği üzere, İttihad-ı İslam’ı yüz yıldan fazla geciktiren “adavete muhabbet” ve “çeşit çeşit sari hastalıklar gibi intişar eden istibdat” hastalıklarına çözümler bir an önce pratiğe geçirilmelidir.

5- İttihad-ı İslam için başta Türkiye olmak üzere bütün İslam ülkeleri, kaybettikleri manevi kimliklerini kazanmalıdırlar. Bu noktada Ayasofya’nın ibadete açılmasının büyük bir sembolik değeri vardır.

6- Sömürgelikten kurtulup dikta yönetimlerine teslim olan İslam toplumlarında İttihad-ı İslam’ın devamlılığı için bireysel ve toplumsal alanda bilinçlenmeye önem verilmeli ve İslam toplumlarına etkin bir demokrasi kültürü kazandırılmalıdır. Bunun için “meşrutiyet-i meşrua” manasını taşıyan, halkın iradesini temsil eden meclisler oluşturulmalıdır.

7- İstibdadın her türlüsü –ilmi, siyasi, fikri-  yanlıştır. Bireylerin tam ve hakiki bir kul olması için İslam dairesi içinde sınırsız hür olması gerekir. Alem-i İslam’da yaşanan hadiseler hürriyet uyanışının başlangıcıdır.

8- İslam aleminde son bir yıl içerisinde meydana gelen gelişmeler ve uyanış hareketleri, gençliğin İttihad-ı İslam hedefi için etkinliğini gözler önüne sermektedir. Gençlerin sorumluklarının farkında olarak ilmi ve dini gelişimlerini sürdürmeleri sağlanmalıdır.

V. Masa
İktisat masası deklarasyonu

Ahmet Tahir Uçkun
Emre Karabenek
Gamze Aydın
Gülnihal Gönüllü
İbrahim kılıç
Mustafa Çetinkaya
Nur Hilal Erkut
Rabia Tuğba Yıldız
Saim Said Temiz
Sedat Önen

1- İktisat, yalnız ekonomik alanlara değil ferdî ve sosyal alanlara da işaret eden çok yönlü bir kavramdır.

2- İktisat, Hakîm isminin bir tecellisidir. Hakîm ismi, Allah’ın hiç bir işinde ve yarattığı kâinatta, eksik veya fazla bir şey olmadığını ifade eder.

3- İktisat Risalesi; insan-kainat ilişkisini yeniden düzenleyen, iktisadın öznesi olan insanla iktisat edilecek olan tüm nimetlerle ve o nimetlerin asıl sahibiyle bağlantısını Kur’anî düzlemde tam olarak kuran ve düzenleyen bir eserdir.

4- İktisat Risalesi’nde Kur’an ve sünnet kaynaklı iktisat prensipleri çerçevesinde önerilen ekonomik model, İttihad-ı İslam idealinin önemli bir parçası olacaktır.

5- Kapitalizm ve Sosyalizm gibi Batı düşüncesinin ürünü olan ekonomik modeller, insanı yanlış tanımladıkları için beşeri sefahat, israf ve yoksulluğa sürüklemişlerdir. İttihad-ı İslam’ın önündeki engellerden biri, İslam dünyasının bu modellerin -bilhassa kapitalizmin- etkisi altında olmasıdır.

6- İslam toplumlarının çoğunluğunun esir ve ecir (ücretlilik) devrinden malikiyet ve serbestiyet devrine geçememesi, İttihad-ı İslam’ı engellemeye devam etmektedir.

7- Çeşitli yer altı ve yer üstü kaynakları açısından zengin olan İslam toplumlarının genelde yoksul olması dikkat çekicidir. İttihad-ı İslam’ı engelleyen yoksulluğun ortadan kaldırılması için İslam toplumlarının birbirleriyle olan iktisadî ilişkileri arttırılmalıdır. Bunu sağlamak için İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) gibi kuruluşların daha aktif olmaları ve her alanda daha fazla inisiyatif almaları gerekmektedir.

8- İnsanlık tarihinde bütün kötü ahlakın kaynağı olan “sen çalış ben yiyeyim” ve “ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne” anlayışının ortadan kaldırılması ancak zekâtın yaygınlaşması, kurumsallaşması ve faizin hayatımızdan çıkması ile mümkündür.

9- Hac ve oruç gibi ekonomik yönü olan ibadetler iktisat prensiplerinin İslam âleminde yaygınlaştırılması için birer fırsata dönüştürülebilir. Oruç ve Hac aylarında, İslam ülkeleri ve Müslümanlar arasındaki iktisadi konuların ele alındığı iktisat kongreleri düzenlenmelidir.

VI. Masa
Toplumsal kurumlar masası deklarasyonu

Faruk Saim Akhan
Furkan Şahan
Halil Kiracı
Mustafa Nacir
Nurullah Çetin
Okan Köpçü
Ömer Said Güler
Serdar Haksever
Gülnur Tercan
Merve Gökdaş
Şule Eröncer
Zeynep Yücetürk

1- Kur’ân medeniyetinin gerçek hürriyeti (hürriyet-i şer’iyyeyi) ve esnek bir sosyal düzeni tesis edici yapısı; toplumsal kurumların farklılıklarına müsaade eden bir zemin ile bütünleştirici bir temeli teşkil eder.

2- Tarikatlar, cemaatler, sivil toplum kuruluşları, organizasyonlar, inisiyatifler, platformlar vb. yapılar toplumsal kurumlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.

3- İttihad-ı İslam, salt ittifaktan ibaret değildir. Bunun yanında kalp, akıl ve gâye birliğini bünyesinde barındıran bir manadır.

4-İttihad-ı İslam siyasî bir çatıdan ziyade İslam toplumlarının arasındaki nuranî rabıtaları ortaya çıkaracak bir zemin olarak görülmelidir.

5- İttihad’ın sağlanması için müminler, kardeşlerinin şahsi kusurlarına bakmamalıdır. Vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur’aniye gibi hayırlı işleri ve kudsi görevleri yerine getirmek için birçok ele ihtiyaç vardır. Bu noktada iftiraka ve ayrılığa meydan verilmemelidir.

6- İslam toplumları arasında dayanışma adına somut olarak atılmış en ciddi adım İslam Konferansı Teşkilatıdır. Bu uluslararası kuruluş, demokratik bir meşruiyet zemini oluşturması halinde Müslüman ülkeler arasındaki meşvereti tesis edebilir.

7- Tebliğ vazifesinin ifasında tepeden inmeci bir anlayış değil, fertten ferde iletişim metodu tercih edilmelidir. Toplumsal kurumların faaliyetlerini bu eksende devam ettirmeleri gerekmektedir.

8- Dini yapılardaki farklılıklar teferruatlara yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. Hedefler ve esaslar bir olduğu takdirde kullanılan metodlardaki farklılıklar “Ümmetimin ihtilafı rahmettir” hadis-i şerifi çerçevesinde değerlendirilmelidir.

9- İttihad-ı İslam çatısı altında bulunan toplumsal kurumların aynı maksatta birleşmesi mümkündür ve gereklidir. Ancak aynı meslekte hareket etmelerini beklemek mümkün değildir.

10- Gıybet, cemaatleri tehdit eden sorunlardan biridir.  Yapıcı ve çözüme yönelik olmayan eleştiriler, dindar kitlenin ittihadına engel olmaktadır.

11- Dini cemaatlerin siyasi misyonlar edinmeleri din hizmetini zan altında bırakmakta ve ulvi hizmetleri aksatabilmektedir. Cemaatler siyaset noktasında azami hassasiyet göstermelidir.

12- İslam ülkelerinin yaşadığı sosyal, siyasal, ekonomik hadiselerin neden olduğu değişim süreci İttihad-ı İslam’ın önünü açacaktır.

13- İslamî yapı ve oluşumların (tarikatlar, cemaatler, organizasyonlar vb.) İttihad-ı İslam için; insaf düsturunu elden bırakmadan, soğukkanlılıkla, fikir alışverişlerini sürdürmeleri gerekmektedir.

VII. Masa
Milliyetçilik masası

Ahmet Akman
Akif Göçer
Dilek Polat
Elif Altuner
Merve Baybara
Mustafa Seçkin
Ömer Faruk Alakuş
Ramazan Ağırağaç
Ramazan Sarıaltın
Rıdvan Yıldız
Rıfat Uçum
Şuranur Biçer

1- Menfi milliyet fikrinin pratikteki karşılığı olan milliyetçilik başka milletleri yutmakla beslenen bir canavardır ve İttihad-ı İslam’ın önündeki en büyük engeldir. Müspet milliyet fikri ise milli özellikleri İslamiyet’e zırh ve hizmetkâr yaparak İttihad-ı İslam’a kuvvet vermektir. Menfi milliyet fikri yerine İslam kardeşliği esas tutulup, müspet milliyet fikri uygulanmalıdır.

2- Menfi milliyet fikri, Cumhuriyetin kuruluşunda Kemalizm’in temel hareket noktalarından biri olmuş, ulus devlet projesiyle, toplumumuzda var olan İslam milliyeti kavramının yerine kavmi milliyetçilik olgusu yerleştirilmiştir. Bu yaklaşım bölünme, çatışma olgularını körüklemiş;  yüzyıllardır aynı çatı altında yaşadığımız diğer Müslüman kavimlerle aramızın açılmasına sebebiyet vermiştir.

3- Bediüzzaman, insan fıtratında var olan menfi şeyleri “terk et” demek yerine onları asıl kaynaklarına, müspet alanlara yönlendirme prensibini kabul etmektedir. İnsanın duygularının galeyanda olduğu gençlik çağı, ‘milliyetçilik ideolojisi’ tarafından istismar edilmektedir. Bu istismarın önlenmesi ve duyguların olumlu faaliyetlere kanalize edilmesi için gençlerin; “bütün müminler kardeştir” prensibi etrafında iman, ahlak ve vicdan eğitimine önem verilmelidir.

4- Bir toplumun dış dünya ile entegrasyonu ne kadar az ise milliyetçilik akımları o nisbette kuvvetli olur. Milletlerarası iletişim arttıkça menfi fikirlerin ortadan kalkması kolaylaşır.

5- İttihad-ı İslam’ı gerçekleştirecek olan ülkeler, farklılıklarını ihtilaf sebebi değil, zenginlik olarak görmelidir.

6- İnsanda fıtraten tarafgirlik hissi vardır. İnsan, bu his ile kendi milletine muhabbet eder. Ancak kendi milletine olan tarafgirliği ve muhabbeti başkasının inkârına yol açmamalıdır. Bu bağlamda sevginin mikyası “Üstünlük ancak takvadadır.” ayeti ile belirlenmelidir.

7- Hakiki milliyetimizin esası, ruhu İslâmiyet’tir. Müslümanlar ancak kardeştirler. Buna binaen Müslüman olarak bizlere düşen, etnik farklılığımızı İslam potasında eritmektir. Ta ki hakiki kardeşlik bağımız ve kaybettiğimiz İttihad-ı İslam bize geri dönsün.

8- Bediüzzaman Said Nursi, İttihad-ı İslam için yöntem birliği değil, hedef birliğinin gerektiğini ifade eder.

9- Allah’ın insanları kavimler halinde yaratmasının hikmeti; farklı özelliklerimizle birbirimizi tamamlamamız, dayanışma, muhabbet ve kardeşlik bağını güçlendirmemizdir. Irki farklılıklarımız rekabet, düşmanlık ve üstünlük yarışı için kullanılamaz.

10- İttihad-ı İslam’ın hedefi muhabbettir, sevgidir, sağlam deliller ile gayr-ı Müslimleri ikna ederek dünya barışını sağlamaktır.

VIII. Masa
Kültür, sanat ve dil masası deklarasyonu

Abdülaziz Bilge
Hatice İşcan
İlknur Güneş
Mehmet Emin Çalgan
Mehmet Türk
Merve İriyarı
Merve Yalçın
Mustafa Usta
Nihal Bora
Ömer Dinler
Samed Avcı
Serdar Çelik

1- Sanatın hareket alanını belirleyen en önemli ölçülerden biri edeb-i İslamiyedir. Sanat, İslam ve Kur’an edebi ile edeplenmeli ve bu edep dairesinde kendine uygun bir hareket alanı çizmelidir.

2- Musiki, duyguları harekete geçiren bir unsur olduğu kadar, farklı toplumlardan insanları ortak duygu etrafında birleştirme özelliğine de sahiptir. Bu nedenle ittihat için musikinin evrensel dili kullanılmalıdır.

3- İslam dininin dili, Kur’an dilidir. Bu dilin öğrenilmesi İslam âlemini bir araya getirip sevgi bağlarını kuvvetlendirdiği için gereklidir.

4- Uluslararası platformlarda söz sahibi olunabilmesi ve farklı milletlerden Müslümanlarla diyalog kurulabilmesi için başta İngilizce olmak üzere yaygın dünya diller öğrenilmeli ve kullanılmalıdır.

5- Yarışmalar, olimpiyat oyunları, müzik ve film festivalleri gibi etkinliklerin halkları birbirine yakınlaştırdığı bilinmektedir. İslam âleminde de her yıl farklı bir ülkede toplumların birbirlerini tanımalarını sağlayan oyunlar, festivaller, şölen ve sergiler düzenlenmelidir.

6- İslamiyet’in ulviyetini ve hakikatlerini yaymak olan i’la-yı Kelimetullah’ı gerçekleştirebilmek için edebiyat, sinema, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlere önem verilmelidir.

7- İttihad-ı İslam’ın tesisi için medya mecraları aktif olarak kullanılmalı, bu mecralarda İslam’ın ahlakını ve birleştirici özelliklerini ön plana çıkaran programlar yapılmalıdır.

8- Müslüman entelektüellerin birikimlerini paylaşıp geliştirebilecekleri çok dilli dergi, kitap, gazete gibi yayınlar yapılmalı; panel, sempozyum, kongre gibi organizasyonlar düzenlenmelidir

9- Bediüzzaman Said Nursi’nin Medresetüzzehra projesi örnek alınarak, fen ve din ilimlerinin birlikte okutulduğu uluslararası üniversiteler kurulmalıdır.

IX. Masa
İletişim masası deklarasyonu

Ali Okçu
Ayşenur Erfidan
Aziz Yılmaz
Betül Yener
Burak Aktepe
Canan Aslı Demirtaş
Ece Çelen
Emre İnci
Ercan Karayiğit
Mehmet Çetinkaya
Umut Avcı
Zehra Açıcı

1- İletişim genel olarak; duygu, düşünce veya bilgilerin çeşitli yollarla başkalarına iletilmesidir.  Etkileşimin olduğu her yerde iletişim; iletişimin olduğu her yerde etkileşim vardır.

2- Teknolojinin gelişmesi ile iletişim farklı bir boyut kazanmıştır. İletişimde ‘dijitalleşme’ olgusu, günümüz İslam coğrafyasında gerçekleşen hareketliliklerde önemli bir paya sahip olmuştur.

3- Medya; fert ve toplumlar arasındaki iletişimi sağlamak için ‘iletişim ağı’nın, ulusal ve uluslararası düzeyde kitlelere ulaştırılması noktasında önemli bir görev üstlenmektedir.

4- Vizelerin kalkması, İslam ülkeleri arasında ulaşımı kolaylaştırmıştır. Buna bağlı olarak Müslüman toplumlar arasındaki iletişim engellerinin kalkması İttihad-ı İslam’a önemli bir katkı sağlayacaktır.

5- Said Nursi’nin “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahı ile cihad edeceğiz.” tespitindeki mücadelenin başarılı olması için iletişim sanatına gereken önem verilmelidir. Sağlıklı iletişim bilişme, tanışma ve dayanışmayı netice verecektir.

6- Esas amacı i’lay-ı Kelimetullah olan Müslümanlar, birbirlerini sevmekle ve sevgi bağlarını güçlendirmekle yükümlüdürler. Said Nursi, bunu “müfritane irtibat” olarak ifade etmiştir. Müslüman toplumlar arasında, İttihad-ı İslam’ın tesisi ‘müfritane irtibat’ ile mümkündür. Bunun için de doğru ve sağlıklı bir iletişim gereklidir.

7- Bediüzzaman’ın iletişime verdiği önem, talebelerine olan hitaplarından anlaşılmaktadır. Hitap cümlelerinde motive eden, onurlandıran, şevk veren coşkun ifadeler kullanan Bediüzzaman, sağlıklı ve doğru iletişim örneklerini sunmaktadır.

8- Kalben, ruhen, fikren aynı paydada buluşan insanların, kardeşlik bağı içerisinde, meşru, müspet ve güvenilirliği olan ortamlarda bir araya gelmeleri, iletişim imkânlarını kullanmaları gerekir.

9- Hac ibadetinde Müslümanlar birlik ve beraberlik içerisinde ortak meselelerini görüşmeli ve fikir alışverişinde bulunmalıdırlar.

10- Said Nursi’nin “Asya’nın bahtının miftahı, meşveret ve şuradır” tespiti rehber alınarak İslam devletleri arasında birçok alanda iletişimi sağlayacak ortak platformlar oluşturulmalıdır.

Tags: , , ,

Yazar Hakkında: Yeni Asya International

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*