Steve Jobs ve Said Nursî’nin sözü

Bu iki ismi niçin bir araya getirdim?

Elbette anlamlı bir sebebi var…
Aslında Apple’ın kurucusu Jobs hakkında, birkaç gün öncesinde ölene dek, çok fazla bilgi sahibi değildim. Onunla ilgili malûmatı daha çok, ölümüyle birlikte bugünlerde gazetelerde yayınlanan hayat hikâyesi ve ‘ünlü Stanford konuşması’ndan edindim.

Tabiî bu kez, onun o meşhur konuşmasının tam metnini okudum. Özellikle de ‘ölüm’ üzerine olan ‘üçüncü hikâyesi’ çok dikkatimi çekti. O cümleleri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

“On yedi yaşındayken, şöyle bir şey okumuştum: ‘Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın.’

Bu cümle beni çok etkilemişti ve o günden bu yana, yani 33 yıldır, her sabah aynaya bakıp, kendi kendime hep şunu sordum: ‘Eğer bugün hayatımın son günü olsaydı, bugün (normalde) yapacağım şeyleri yapmak ister miydim?’ Uzun süre art arda, ‘Hayır,’ cevabını verdiğimde, bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anladım.

İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, bütün dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları, bütün bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan. (…)

“Ölüm hepimizin ortak sonu. Şimdiye dek hiç kimse ölümden kaçamamıştır. Bunun böyle de olması gerekir, çünkü ölüm hayatın en güzel icatlarından birisi. Hayatın değişim ajanı. Yenilere yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi. Şu an için yeni sizsiniz, ama günün birinde, üstelik pek yakında siz de eskiyecek ve aradan çıkarılacaksınız.”

Özellikle Jobs’ın hayat felsefesi haline getirdiği “Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın.” cümlesi gerçekten çok dikkat çekici değil mi?

Belki de şimdi çoğunuzun aklına geldi, Üstad Said Nursî’nin 21. Söz’deki o sözü:

“Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil.”
***
Bundan bir kaç ay önce Said Nursî’nin bu sözünü, Hürriyet yazarı Özkök’ün facebook özel sayfasına yazdığı “İki aynı günün biri kayıptır” başlıklı yazısını okuduğumda kendisiyle de paylaşmıştım. Yazıda Peygamberimizin (asm) “İki günü eşit olan ziyandadır (zarardadır)” hadisine atıf yapıyordu Özkök. “Yıllarca arayıp da bulamadığım cümleyi, Hz. Muhammed’in (asm) bir hadisinde buldum” diyerek başlıyordu yazısına ve “Bu cümle bana, yıllardır şahsî hayat felsefemin temeline oturttuğum bir başka cümleyi hatırlattı: ‘Her gün önemlidir…’” diyordu.

Ben Özkök’ün bu satırlarını okuyunca, kendisiyle hemen Üstadın o sözünü paylaşmıştım. O zaman kendisinin cevabı şu olmuştu:

“Said Nursî’nin sözü olağanüstü.”
***
Evet, gerçekten de olağanüstü bir sözdü bu. Ama benim dikkatimi çeken bir diğer önemli husus, farklı kesimden insanların bu sözün işaret ettiği “hakikat”te birleşiyor olması. Bunu ‘vicdanın sesi’yle açıklamak mümkün olduğu gibi, semavî dinlerin (vahyin) medeniyetlere yaptığı katkıyla izah etmek de mümkün. Belki de her ikisi.

Biri fıtratın sesi, diğeri ise Fıtratları Bilenin gönderdiği (inzal ettiği) vahyin sesi. Yani yaratılışımız ve vahiy birbirini destekliyor.

İşte zaten onun için Hak Din’in getirdikleri ile insanlığın evrensel aklı (birikimleri) bir yerde buluşuyor böylelikle.
***
Evet, Peygamber Efendimiz (asm), Said Nursî ve Steve Jobs… Nasıl da ‘belli bir çizgi’de bir araya gelebiliyorlar, değil mi? Hatta şimdi gelin buna Ertuğrul Özkök’ü de ekleyelim. Belki bazıları şimdi hemen “Nasıl bütün bu isimleri bir araya getiriyorsun?” diyebilir. Ama getiren ben değilim ki… Yukarıda izah ettiğim gibi bir “hakikat”. Tabir-i diğerle “vicdanın sesi”. Özkök’ün ifadesiyle “evrensel vicdan ansiklopodisi”ne ait gerçekler.
***
Aslında bu yazıda, Jobs’ın “ölüm”le ilgili sözlerinin bana hatırlattıklarından yola çıkarak, Bediüzzaman Said Nursî’nin Kur’ân’dan nebeân eden ve tam bir hayat felsefesi olabilecek o harika sözü ile yine Risâle-i Nur’da yer alan bazı hakikatler üzerinde duracaktım. Ama yazının akışı, farklı bir yöne kaydı. Belki daha iyi oldu. Çünkü birbirimizi anlamaya gerçekten çok ihtiyacımız var. Özellikle de, ülkemizin ve milletimizin gerginlik atmosferine sokulduğu şu günlerde… Demem o ki; hangi ‘kesim’den olursak olalım, eğer vicdanımızın/fıtratımızın sesini ve ona muvafık olan Hak Dinin mesajlarını dinlersek ‘hakikatte/evrensel gerçeklikte’ buluşacağız inşâallah.

Tags: , , ,

Yazar Hakkında: İsmail Tezer

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*