Gayemiz, Risâle-i Nur’un evrensel mesajlarını bütün dünyaya yaymak

Malûmunuz, Risale-i Nur Enstitüsü bu sene 7.’sini düzenlediği Risale-i Nur Kongresi’ni, 23-26 Mart 2012 tarihleri arasında Saraybosna’da gerçekleştirecek.

Biz de bu vesileyle, Risale-i Nur Enstitüsü Sekreteri Ahmet Dursun’la hem kongreyle ilgili, hem de genel olarak Risale-i Nur Enstitü’nün faaliyet alanları, geleceğe dönük hedefleri hakkında konuşmak istedik.

“İnsanlığın her alanda krizlerle boğuştuğu bu zamanda, Risale-i Nur Enstitüsü, üzerindeki mukaddes yükün ağırlığının farkındadır ve bu yükün hamallığını yapmaktan dolayı bu mukaddes vazifeyi omuzumuza yükleyen Rabbimize hamd etmektedir” diyen Ahmet Dursun, Enstitü olarak bütün çabalarının “Bediüzzaman Said Nursî ve Risâle-i Nur’un evrensel Kur’ânî mesajlarını dünyaya yaymak” olduğunu söylüyor.

Öncelikle yeni aldığınız Risâle-i Nur Enstitüsü Sekreterliği göreviniz hayırlı olsun. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Risâle-i Nur hizmetiyle ilgili en çarpıcı ifadelerden biridir: “Bu müthiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid’alar, dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur’âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.” Bu tür vazifeleri de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Üstadın bu sözü, yalnızca Risâle-i Nur hizmetlerinin muhtevasına işaret etmekle kalmaz, bu kudsî vazifeyi üstlenen, fedakâr, cefakâr, sadık insanlara da bu vazifenin önemini, kudsiyetini hatırlatır. Elhamdülillah, Nur dairesi böyle insanlarla doludur. Risale-i Nur hizmetleriyle birlikte Enstitü de, cân u gönülden, ihlâslı bir şekilde çalışmış, gecesini gündüzünü bu ulvî hizmete adamış fedakâr insanlarla bu güne kadar gelmiştir. Hepsinden Allah razı olsun. Bu vesileyle hepsine teşekkürlerimi Enstitümüz adına sunuyorum. Onlar bu zor zamanlarda, insanlığın kurtuluşuna vesile olacak Risâle-i Nurların geleceğine yatırım yaparak Üstadımızın müjdelerine, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına muhatap olmuşlardır, diye düşünüyorum.

Biz de bir ihsan-ı İlâhî olarak 1996’dan bu yana Risale-i Nur Enstitüsü’nün çeşitli faaliyetlerinde bulunmaya çalıştık. Çeşitli yayın faaliyetlerinde, panel ve kongre süreçlerinde bir takım katkılarımız oldu. Risale-i Nur Enstitüsü’nün bir yayın organı olan Köprü Dergisinin 90. sayısından itibaren editörlüğünü de yürütüyorum.

KUR’ÂN MEDENİYETİNİN İHYÂ VE İNŞÂSI İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Risale-i Nur Enstitüsü ne zaman kuruldu? Amacı ve faaliyet alanları nelerdir?

Risale-i Nur Enstitüsü, Bediüzzaman Said Nursî’nin ve Risâle-i Nurların daha iyi anlaşılmana katkıda bulunmak amacıyla 1994’ten bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu bağlamda Risâle-i Nur Külliyatı ve müellifi olan Said Nursî hakkında yapılacak akademik araştırmaları desteklemek ve bu tür çalışma yapmak isteyen kimselere bunun imkânlarını sağlamak amacıyla kurulmuş bir “araştırma-inceleme kuruluşu”dur, bir Risâle-i Nur okuludur. Enstitümüz bu amaç çerçevesinde kuruluşundan bu yana bir çok alanda ilmî faaliyetlerini sürdürmektedir.

Tabiî ki Enstitü’nün bu gayesinin, kuruluş amacının derin bir düşünce planı, mü’minlere yakışır vicdanî bir derinliği vardır. Bu da, başkalarının derdini dert edinmek gibi, inançsızlık ateşiyle kavrulan yüreklere âb-ı hayat, materyalist yaklaşımların açtığı derin yaralara merhem olma gayesidir. Şöyle ki:

Bediüzzaman Hazretlerinin “helâketler ve felâketler asrı” diyerek işaret ettiği bu dehşetli zaman dilimi bu günlerde çeşitli krizlerle kendini gösteriyor. Temelinde insanın bitmek tükenmek bilmeyen hırsı ve sınır tanımaz hazcılığı yatan bu krizler insanlığın her iki dünyasını da tehdit ediyor. Dünyamızın dört bir yanından feryatlar yükseliyor. Bir yanda dayandığı kuvvet prensibiyle masumlara musallat olup savaş ve terörle güzelim coğrafyaları kana bulayanlar, diğer yanda açlığın pençesinde can çekişenlere inat git gide vicdanı ve bedeniyle obezleşenler, kendini hazcılığın pençesine bırakan yığınlar… Bir yanda hâlâ dayandığı batıl ideolojilerle, “izm”leriyle insanlığa yıkıcı, öldürücü bir gelecek hazırlamaya çalışanlar, insanlığı varlık gayesinden uzaklaştırarak onların ebedî hayatını tehdit edenler; diğer bir yanda da çeşitli sorgulamalarla varlığını anlamlı kılacak arayışlar…

Bu noktada Risale-i Nur Enstitüsü; “Karşımda müthiş bir yangın var, içinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor” diyerek bütün insanlığın imanı namına haykıran bir Şefkat Kahramanının eserlerini yaşatmanın, fikirlerini bütün dünyaya yaymanın gayreti içindedir. Dünyanın fikrî, ahlâkî, ekonomik krizlerle bunaldığı bir zamanda bütün insanlığı iki cihan saadetiyle buluşturacak Kur’ân medeniyetiyle tanıştırma gayreti içindedir. Bu bağlamda Risale-i Nur Enstitüsü ideolojilerin, günlük siyasetlerin, gelip geçici heveslerin ya da dünyevî makamların yeri ve âleti hiçbir zaman olmamış, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hiçbir şeye âlet etmediği iman Kur’ân hakikatlerini muhtaç gönüllere yetiştirme azmiyle tutuşmuştur, tutuşmaya devam etmektedir.

Zira, Risâle-i Nur eserleri asrımızın bütün yaralarına merhem olabilecek nitelikte bir Kur’ân tefsiridir. Her alanda ahir zaman dedirtecek dehşetli bir dönemdeyiz; ama aynı zamanda Yaratıcısı ile ilişkilerini zedeleyen modern çağ insanının bu ilişkisini tamire çalıştığı, her alanda karşılaştığı derin problemlere çözümler aradığı bir dönemdeyiz. Risale-i Nur Enstitüsü, yalnızca kendisiyle temas kurmuş insanlarla değil, bütün insanlığı kucaklayacak tarzda, herkesin problemlerine mü’mince, Kur’ânî bakış açısıyla çözüm önerileri sunmak gayreti içindedir. Doğru İslâmiyet ve İslâmiyete lâyık doğruluğu, herkesin saadetini tazammun eden Kur’ân medeniyetinin imkânlarını göstermek, bunun yol haritasını çizmek arzusundadır. Bunun için de akademik-fikrî, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunmaktadır. Kongre ve panel gibi çeşitli ilmî faaliyetleri tertip etmek, Risâle-i Nur’un bakış açısını gündeme taşımak maksadıyla konferans ve seminer gibi toplantıları düzenlemek, yayın faaliyetlerinde bulunmak bunlar arasında sayılabilir.

Hâsılı, insanlığın her alanda krizlerle boğuştuğu bu zamanda Risale-i Nur Enstitüsü üzerindeki mukaddes yükün ağırlığının farkındadır ve bu yükün hamallığını yapmaktan dolayı bu mukaddes vazifeyi omzumuza yükleyen Rabbimize hamd etmektedir.

ENSTİTÜ SAYFAMIZ GERÇEK BİR OKUL NİTELİĞİNDE

Enstitü olarak, Yeni Asya’da uzun yıllardır Bediüzzaman ve Risâle-i Nur üzerine akademik çalışmaların yer aldığı bir Enstitü Sayfası da çıkarıyorsunuz. Bu sayfa, yayın anlamında pek çok meyve verdi ve ilgiyle de takip ediliyor. Bu sayfa ne şekilde ve nasıl bir vizyonla hazırlanıyor? Genel olarak anlatır mısınız?

Enstitü Sayfası Risâle-i Nur’un şerhi olabilecek çalışmalara kaynak olmak amacıyla çıkmaya başladı. Risâle-i Nur’da yer alan kavramların incelenmesi, portre, gündemi Risâle-i Nur ekseninde yorumlama, Risâle-i Nur’da yer alan çeşitli meselelerle ilgili sorulara cevap verme, çeşitli mevzuları şerh etme gibi çeşitli başlıklar altında, akademik bir ciddiyetle oluşturulmaktadır. Bu sayfalar bir okul niteliğinde yeni, genç araştırmacı-yazarlarımızın yetişmesine imkân sağladı. Risâle-i Nur ile ilgili çalışmalarını yayımlamak isteyen akademisyenlerimiz için önemli platform haline geldi. Burada yayımlanan yazılar zamanla kitap haline getirilerek okuyucularımızın hizmetine sunuldu. Bu anlamda Enstitü Sayfası, hem yeni yazarlarımızın yetişmesini sağlamak hem de Risâle-i Nur’un daha iyi anlaşılmasına hizmet etmek açısından ileri bir vizyonun temsilcisi oldu.

KÖPRÜ, MESELELERE RİSÂLE-İ NUR PERSPEKTİFİNDEN BAKIYOR

Yine Risale-i Nur Enstitüsü’nün bir yayını olan Köprü dergisiyle ilgili bilgi verir misiniz?

Köprü Dergisi üç ayda bir belirli bir dosya konusuyla okuyucusunun karşısına çıkan bir fikir dergisidir. Köprü, günümüz Türkiye’sinde adından söz ettiren birkaç ciddi fikir dergisi arasında anılmaktadır. “İlme, irfana, ümrana” diyerek başladığı yayın hayatında 116. sayısına ulaşmanın sevincini yaşamaktadır.

Köprü de, Risale-i Nur Enstitüsü’nün kuruluş gayesi çerçevesinde, Türkiye’nin yaşadığı sosyal-manevî buhranlara Bediüzzaman Said Nursî’nin görüşleri ışığında dikkat çekmeyi, çeşitli meselelere Risâle-i Nur perspektifinden bakmayı amaçlamaktadır. Yaşadığımız dünyanın siyasî, sosyal, ekonomik problemlerine dikkat çekmekle kalmayan Köprü, Risâle-i Nur’la ilgili araştırmaları destekleyerek ve Risâle-i Nur’daki temel konulara akademisyenlerin dikkatini çekerek de önemli bir görevi üstlenmektedir.

Köprü, Risâle-i Nur’un bakış açılarıyla, varlığını tekrar idrak etme yolunda, Risâle-i Nur’un günümüz insanına sunduğu imkânları analiz etmeye çalışarak İman ve Kur’ân hakikatleri ile insanları tanıştırmayı amaçlayan bir fikir dergisidir. Bu bağlamda Köprü’yü hak ettiği yerlere taşımak, hakikati arayan her bireyin elinde olmasını sağlamak da hedeflerimizden biridir.

SARAYBOSNA’DA YAPILACAK KONGRE, ÖNEMLİ BİR SEMBOLİK DEĞERE SAHİP

Risale-i Nur Enstitüsü olarak Mart-2012’de Saraybosna’da gerçekleştirmeyi planladığınız “Risale-i Nur Kongresi” hakkında bilgi verir misiniz? Neden Saraybosna? Kongrenin konusu ne olacak? Katılımcılar kimler? Bu faaliyetle hedeflenen nedir? Beklentileriniz neler?

Risale-i Nur Enstitüsü olarak her yıl yapmakta olduğumuz Risale-i Nur Kongresi’nin yedincisini 23-25 Mart 2012 tarihlerinde Saraybosna’da, Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ile birlikte yapacağız inşallah. Burada, kongre’nin konusu olarak belirlediğimiz “Said Nursî’nin Medeniyet Anlayışı” başlığı altında beş masa çalışması yapılacaktır. 25 Mart Pazar günü de, Uluslararası Saraybosna Ünivesitesi’nin bize tahsis ettiği salonda, Bosnalı kardeşlerimizin ve üst düzey bürokratların da dinleyici olarak katılacağı “Said Nursî’ye Göre İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi: Kur’ân Medeniyeti” başlığı altında panel yapılacaktır. Panelistlerimizden biri, Bosna’nın Mehmet Âkif’i olarak anılan, aynı zamanda bir ilahiyat profesörü olan muhterem Cemalettin Latiç olacak. Latiç, geçtiğimiz günlerde Hutbe-i Şamiye’yi Boşnakça’ya çevirmiş değerli bir ilim adamı. Bosnalı Müslümanların ve İslâm âleminin çektiği sıkıntılarla muzdarip olduğunu bize söyleyen Latiç’in katkılarıyla kongrenin hedeflerini gerçekleştireceğini ümit ediyorum.

Neden medeniyet? Medeniyet kavramı, düşünce tarihi boyunca çok farklı algılamalara ve tanımlamalara konu oldu. Biz bu kongre ile kavram üzerinde yürütülen entelektüel tartışmaları yeniden gündeme getirmekten ziyade, birçok alanda yeni yeni krizlerle karşı karşıya olan insanlığı huzura kavuşturabilecek yeni bir medeniyet anlayışının izlerini sürmeyi amaçlıyoruz. Zira çağımızın İlâhî mesajlardan arındırılmış seküler medeniyet anlayışı, farklı alanlarda problemler yumağı içinde kıvranan bir dünya fotoğrafı sundu. Günümüz insanı bilim ve teknolojide akıl almaz derecede ilerlemesine ve maddeten istediklerini elde etmesine rağmen varlığın anlamını yitirerek iç dünyasında geriledi. Ahlâka, iyiye ve güzele dair temel değerlerini kaybederek para, güç, kariyer ve sefahetin pençesine düştü. Hazcılık ve faydacılıkla sefihleşen, bencilleşen insanlık sosyal, kültürel ve ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldı. Bediüzzaman’ın ifadeleri ile geçmiş asırların bütün vahşetini bir defada kusacak kadar vahşîleşen insanoğlu milyonlarca insanın ölmesine yol açan savaşların müsebbibi olarak barbarlaşırken barış iklimlerini tehdit eden şiddet ve terör gibi olguları yaygınlaştırdı.

Biz de Risale-i Nur Enstitüsü olarak bu kongre ile, hatalarından ders alma istidadındaki insanlık için varlığını anlamlandırabileceği, Yaratıcısıyla ilişkilerini tamir edebileceği, hiçbir metanın esiri olmadan hakiki hürriyete sahip olarak yaşayabileceği bir dünyanın imkânlarını araştırmayı amaçladık. Hareket noktamızı insanlığa adalet, fazilet, kardeşlik, dayanışma, hakperestlik, hakikî hürriyet vaad eden Kur’ân medeniyetinin esaslarını temellendiren “Said Nursî’nin medeniyet anlayışı” olarak belirledik.

Saraybosna bu bağlamda önemli bir sembolik değere sahip. Hem Bediüzzaman Said Nursî’nin Balkan seyahatine tekabül eden 1912’nin 100. yılı olması hasebiyle, hem de Doğu Batı arasında eşik vazifesi gören bir yer olması dolayısıyla Bosna’yı seçtik. Bosna, Osmanlının Batı’ya açılan kapılarından biriydi. Buraları kaybeden Osmanlı, Batı’dan gelen pozitivist akımlara kapılarını açarak kültür ve medeniyet sahasında buhranlarla tanışmıştır. İnşallah, tahribatın başladığı yerleri tamir edebilmek, oradan uzanarak Avrupa’ya Kur’ân Medeniyeti’nin prensiplerini ulaştırmak gayemizin, izn-i İlâhî dairesinde, takipçisi olacağız.

BÜTÜN GENÇLERİMİZİ RİSALE-İ NUR ENSTİTÜSÜ’NE DÂVET EDİYORUM

Risale-i Nur Enstitüsü’nün gelecekle ilgili plan ve hedefleri nelerdir?

Enstitümüz bu güne kadar Risâle-i Nur ve müellifi Bediüzzaman Said Nursî ile ilgili her türlü çalışmayı desteklemiş ve desteklemeye devam etmektedir. Bu bağlamda kitap çalışmaları yapmak ve benzeri çalışmaları desteklemeyi görev addederiz. Enstitümüz bünyesinde bu bağlamda neşredilmiş bazı kitaplar oldu, inşallah bundan sonra da olacaktır. Bu çalışmaları arttırmak niyetindeyiz.

Enstitü bünyesinde çıkarılan Köprü dergisi artık kurumsal kimliğiyle, fikir dünyasında saygın bir fikir dergisi olarak yerini almıştır. Köprü’nün çalışmalarını devam ettirmek, Köprü Kitaplığı adı altında kitap çalışmaları yapmak, genç nesillerin kendilerini yetiştirebileceği akademik ortamları hazırlamak istiyoruz.

Risale-i Nur Enstitüsü’nün 1997 yılında başlattığı “Risâle-i Nur Çalışmaları Projesi” hâlen geçerlidir. Bu proje Risâle-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursî ile ilgili çalışmalar yaparak, bunların yayın yolu ile değerlendirmek maksadıyla başlatılmıştır.
Bu çalışmalara yardımcı olmak için arşiv, kütüphane, eğitim ve araştırma merkezleri kurmak da Enstitü’nün görevleri arasındadır.

Enstitümüz bilhassa genç beyinlere büyük önem atfetmektedir. Üstadımızın “Acele ettim kışta geldim, sizler cennet-asa baharda geleceksiniz” diye seslendiği Saidler, Hamzalar diye hitap ettiği gençlerimizin Enstitümüze yaptığı katkılar, bu kudsî dâvâ için paha biçilemez kıymettedir. Maddi saltanat düşkünlüğünün moda haline geldiği bir zamanda manevî makamlara talip olan genç kardeşlerimi tebrik ediyorum. Enstitü’nün geleceğinin onların imzalarıyla şekilleneceğine inanıyorum. Bu vesileyle, Risâle-i Nur ırmağından beslenmek isteyen bütün gençlerimizi Risale-i Nur Enstitüsü’ne dâvet ediyorum.

RİSÂLE-İ NUR’UN CİHANŞÜMÛL MESAJLARI FARKLILIKLARI BULUŞTURUYOR

Son olarak neler söylemek istersiniz?
Bediüzzaman’ın fikirlerini akademik alanlara taşımak ve farklı zeminlerde tartışmak, bu fikirler eşliğinde çağımız insanının sorunlarına çözümler üretebilmek gibi bir gayeyi de içinde barındıran Risâle-i Nur Enstitüsü, yaptığı akademik faaliyetlerle Risâle-i Nur hakikatlerinin farklı zeminlerde makes bulmasına vesile oldu. 28 Şubat sürecinde takibata uğrayan, çalışmaları engellenen Enstitümüz, son birkaç yıldır gerçekleştirdiği organizasyonlarla hem Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkıda bulunmakta hem de insan merkezli yapıların nasıl olması gerektiği hususunda yol göstermekte, bu husustaki tartışmaların öncüsü olmaktadır.

Arşivimize bakanlar görecektir; bugün düşünce hayatımıza yön veren isimlerin bir çoğu ile her kesimin şöyle veya böyle teması olmuştur. Ancak Bediüzzaman resmi altında bu isimleri bir araya toplayabilmek ve tartıştırabilmek ayrı bir önem arz etmektedir. Resimden daha fazla öne çıkan fotoğrafın ifade ettiği anlamdır. Bu fotoğraf, Risâle-i Nur hakikatlerinin farklı çevre ve zeminlerde nasıl makes bulduğunun göstergesidir. Türkiye’nin farklı zihniyete, dünya görüşüne ve kültüre sahip aydınlarını Risâle-i Nur ismi altında, aynı karede buluşturan ne şahıstır, ne de madde ve güçtür. Risâle-i Nur’un cihanşumül mesajları ve dertlere derman niteliğindeki fikirleri, farklılıkları aynı zeminde buluşturmaya yetmektedir.

Risale-i Nur Enstitüsü’nün yaptığı ilmî faaliyetler geleceğe ışık tutmakta, bu faaliyetler ilmek ilmek geleceği örmektedir. Kur’ân medeniyetinin ihya ve inşası uğrunda girişilen bu faaliyetler, dar kalıplara ve kısır çekişmelere feda ettirilmeye çalışılan Nur hizmetlerinin yerellikten evrenselliğe uzanan işaretlerini de sunmaktadır. Risâle-i Nur Enstitüsü, yakın bir gelecekte, Risâle-i Nur kaynağından su içmek isteyen ilim dünyasının buluşma noktası olacaktır.

Teşekkür eder, şahs-ı manevinin duâsını daima arkanızda bulmanızı diler, “Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u bütün dünyaya tanıtma” gayenizde hayırlı muvaffakiyetler temennî ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Tags: , , , ,

Yazar Hakkında: İsmail Tezer

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*