Bilim adamlarını şaşırtan İlâhî san’at: Arabidopsis

0372Geçen ayın son günlerinde medyada ilginç bir haber yer aldı. Onca gündemin arasında kaybolan bir ‘bilim haberi’ idi bu.

Aslında ‘bilim’ adına sergilenen bir ‘bilmemezlik haberi’ olduğunu söylemek belki daha doğru olur.

Eğer şimdiden bu sözümde çok iddialı olabileceğimi düşündüyseniz sıkı durun:

Sözkonusu haberde, İngiliz bilim adamlarının bir bitki türü üzerinde yaptıkları araştırma neticesinde, bitkinin ‘gelişmiş aritmetik hesaplama’ yaptığı, hatta ‘bölme işlemini kullandığı’ aktarılıyordu.

Evet, bilim adamları bunu keşfetmişti, ama daha ilginç olanı, haberde sözkonusu ‘bitki’nin neredeyse bilim adamlarını da geride bırakacak şekilde işlemler yaptığından bahsedilmesiydi.

Çünkü bahse mevzu olan bitki, bilim adamlarına göre “hesaplamak, ölçmek ve bölmek” gibi “akıl, ilim, şuur” gerektiren fiillere imza atıyordu!

İlgili haberin özeti şu:

“Bilim adamları, bitkilerin gece için besin rezervlerini düzenlemek amacıyla matematikten yararlandığını ortaya çıkardı. ‘e-Life’ dergisinde yayımlanan araştırmaya göre turpgiller familyasından sık rastlanan Arabidopsis bitkisini inceleyen İngiliz bilim adamları, 30 santimetreye kadar uzayabilen, beyaz çiçekli bitkinin yapraklarında bulunan kimyasal mekanizmalar aracılığıyla gece tükettiği besin miktarını hesapladığını keşfetti. Bitki dünyasında bu kadar gelişmiş bir aritmetik hesaplama örneğine rastlamanın son derece şaşırtıcı olduğuna dikkati çeken John Innes Merkezi araştırmacıları, güneş ışınlarının yardımıyla karbondioksiti nişasta ve diğer yüksek enerjili karbonhidratlara dönüştüren bitkinin her gece gün doğana dek yetecek besin rezervleri olup olmadığını hesapladığını söyledi. Prof. Alison Smith, bitkinin bunun için bölme işlemini kullandığını belirtti.”

(Anadolu Ajansı, 24.6.2013)

Eminim, siz de benim gibi, bilim adamlarının sözkonusu bitkide gerçekleşen ‘mükemmel eylemlere’ şaşırdıklarından çok daha fazla olarak, onların bu eylemleri bitkiye mâl etmelerine şaşırmışsınızdır.

Neticede bitkilerin akıllı, şuurlu varlıklar olduğunu kimse söyleyemez. O halde, bu da neyin nesi? Tamam, ortada ‘çok ince hesaplarla yapılmış bir fiil’ olabilir. (Zaten bütün varlıklar da böyle ‘çok ince bir hesaplama’nın ürünü değil mi?) Bunu inkâr etmek mümkün değil zaten. Gözle görülüyor, akılla idrak ediliyor. Ama bunu bir ‘bitki’nin yaptığını söylemek, akıl ve mantıkla nasıl izah edilebilir?

Koca koca bilim adamlarının, kendilerinin bile yıllar süren eğitimlerle ancak yapageldikleri matematiksel ve deneysel işlemlerin bir benzerini, belki de daha ilerisini, akılsız-şuursuz bir varlığın yaptığını iddia etmek gerçekten garip bir durum değil mi? İnsanın “Acaba Arabidopsis bitkisi, fen bilimleri fakültesine gidip, kimya ve matematik mi tahsil etti?” diyesi geliyor!

Bu vesileyle, Bediüzzaman Said Nursî’nin lâtif bir tefekkürünü de paylaşalım:

“..meselâ, hortumlu sivrisinek dünyaya geldiği dakikada hanesinden çıkar, durmayarak insanın yüzüne hücum eder, uzun asâsıyla vurur, âb-ı hayat fışkırtır, içer. Hücumdan kaçmakta, erkân-ı harp [savaş komutanları] gibi maharet gösterir. Acaba bu küçük, tecrübesiz, yeni dünyaya gelen bu mahlûka bu san’atı ve bu fenn-i harbi ve su çıkarmak san’atını kim öğretmiş? Ve nerede öğrenmiş? Ben, yani bu biçare Said, itiraf ediyorum ki, eğer ben o hortumlu sineğin yerinde olsaydım, bu san’atı, bu kerrüfer [vur-kaç] harbini ve su çıkarmak hizmetini, çok uzun dersler ve çok müteaddit tecrübelerle ancak öğrenebilirdim.” (17. Lem’a)
Biz de aynen Bediüzzaman gibi soruyoruz şimdi:

Acaba bu Arabidopsis bitkisine, insanoğlunun bile yapmaktan aciz kaldığı ‘karbondioksiti nişasta ve diğer yüksek enerjili karbonhidratlara dönüştürme’ san’atını ve ‘kendi besin rezervleri olup olmadığını kontrol için aritmetik hesaplama yöntemini’ kim öğretmiş?

Eğer, benzer şekilde kendi vücudumuzda da saatlik ve günlük zaman dilimleri içerisinde cereyan eden binlerce biyolojik ve kimyasal faaliyetin gerçekleşmesi ve idaresi, bir an için bizzat kendi irademize ve kontrolümüze verilseydi, akılsız-şuursuz bir Arabidopsis bitkisi kadar başarılı olabilir miydik acaba?

Cevabınız “Hayır” ise—ki vakıa böyle söylüyor—o halde bizler gibi aklı, şuuru ve ilmi dahi bulunmayan bir bitki, insanın yapamadığı bütün bu ince hesaplamaları bizzat kendisi nasıl yapabilir?

Gelin, sözü çok fazla uzatmadan, cevabı yine Bediüzzaman’ın o veciz ifadesiyle verelim:

“Evet, nebâtât ve behimiyât [akılsız canlılar] gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârâne ve hakîmâne işler görmesi, bizzarûre gösterir ki, gayet derecede Alîm ve Hakîm birisi vardır ki, onları işlettiriyor; onlar, Onun nâmiyle işliyorlar.” (10. Söz, 2. Hakikat)

Tags: , ,

Yazar Hakkında: İsmail Tezer

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*