Dünya şiddetin değil, Said Nursî’nin sesine kulak vermeli

12SAİD NURSî BİZE BİRLİĞİ ÖĞRETMELİ

Bediüzzaman Sempozyumunun kapanış oturumunda söz alan İngiltere Blackburn Katedrali Dekanı Dr. Shannon Ledbetter, “Selâmun aleyküm” diyerek başladığı konuşmasında “Said Nursî′nin sesi dünyadaki şiddet içeren seslerden çok daha yüksek olmalı ve bize birliği öğretmeli” çağrısı yaptı.

DÜNYAYI BARIŞA DÖNDÜRMELİYİZ

Ledbetter “Bizim bu sempozyumdan öğrendiğimiz gibi Said Nursi’nin tavsiye ettiği işbirliğini yapmalı, dünyanın olumlu yönde değişimine vesile olmalı ve dünyayı bir barış ortamına döndürmeye çalışmalıyız. Allah′ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun” şeklinde konuştu.

Dr. Medih Muhammed Ömer: İntihar eylemlerinin cihadla ilgisi yok

Kuzey Irak Evkaf Bakanlığı Bilimsel Kurul Üyesi Dr. Medih Muhammed Ömer, intihar eylemlerinin hiçbir şekilde İslam tarihinde yeri olmadığına dikkat çekerek, “İntihar eylemleri Filistin’de ortaya çıktı. Daha sonra bu eylemleri Müslümanların ortasında yapmaya başladılar. Kendilerini cami içinde patlatan insanları görüyoruz. Çarşıda, sokakta, nerede olursa olsun insanların canına kast ediyorlar. Bu eylemleri nasıl cihad olarak adlandıracağız? Bunun cihad ile ilgisi yok” diye konuştu.

Dr. ZİYAD HALİL DARAHMİ: HAKKIN VE SÖZÜN GÜCÜ BOMBADAN DAHA TESİRLİ

Ürdün Ehl-i Beyt Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ziyad Halil Darahmi, İslamın aklî diyaloga çağırdığını ifade ederek, “İslamda cihad, hakkı sahibine vermek ve nefsi müdafaa için yapıldı. Sözün etkisi bombadan daha tesirli, hakkın gücü ise kılıçtan daha keskin. Bunun için silahla değişim girişimi başarısızlığa mahkûmdur” şeklinde konuştu.

İngiltere Blackburn Katedrali Dekanı Dr. Shannon Ledbetter: Said Nursî’nin mesajıyla dünya barışına çalışmalıyız

Sözlerine “Selâmun aleyküm, arkadaşım ve benim için bu konferansa katılmak bizim için önemli bir ayrıcalık ve onur. Kalbimin çok derinliklerinden hitap edeceğim size” diyerek başlayan Katedral Dekanı: “Şayet biz bugün medyayı dinleyecek olursak birbirimizin kardeşi ve Ehl-i Kitap olduğumuzu unuturuz. Ben inanıyorum ki, Said Nursî’nin sesi dünyadaki şiddet içeren seslerden çok daha yüksek olmalı ve bize birliği öğretmelidir. Maalesef biz daha çok şiddetin sesisini duyuyoruz. Bizim bu sempozyumdan öğrendiğimiz gibi Said Nursî’nin tavsiye ettiği işbirliğini yapmalı ve dünyanın olumlu yönde değişimine vesile olmalıyız. Aynı zamanda dinimizi fillerimize de yansıtmalı ve dünyayı bir barış ortamına döndürmeye çalışmalıyız. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun ve bizi öyle kuşatsın ki, ilerideki günlere mutlulukla ulaştırsın ve yürütsün.”

Dr. Eşref Abdurrafi Muhammed Es-Sayid: Risale-i Nur akıl ile nakli çok iyi mezc ediyor

Duygu ve düşüncelerini paylaşmak için kürsüye gelenlerden, Mısır Monofiye Üniversitesi’nden Dr. Eşref Abdurrafi Muhammed Es-Sayid ise, Risale-i Nur’la ilgili katıldığı her konferansta Üstad Bediüzzaman’ın manen temessül ettiğini yakînen görüp hissettiğini ifade ederek, “Her konferansta insanlığın problemleri için yeni yeni çözümlere ulaşıldığını müşahede ediyorum. Risale-i Nur’u okuduğumdan beri ondan esintiler ve bereketler hissediyorum. Üstad Bediüzzaman’ın bereketini de görüyorum. Hem Kahire’de, hem de bu konferansta bu hakikati görüyor ve hissediyorum” dedi. Risale-i Nur’un kendisini muallimsiz olarak öğrettiğinin altını çizen Dr. Es-Sayid: “Oysa üniversitelerde herşeyi hocalardan öğreniyoruz. Ama Risale-i Nur kendi kendini öğretiyor. Şu bir gerçek ki, akıl ve nakil bazen birbirine zıt gibi görünse de, Risale-i Nur’un bunları çok iyi mezc ettiğini görüyoruz. Cenâb-ı Hak Risale-i Nur Talebelerini bütün dünyada muvaffak etsin.”

Dünya şiddetin değil, Said Nursî’nin sesine kulak vermeli

İngiltere Blackburn Katedrali Dekanı Dr. Shannon Ledbetter,  “Şayet biz bugün medyayı dinleyecek olursak birbirimizin kardeşi ve Ehl-i Kitap olduğumuzu unuturuz. Ben inanıyorum ki, Said Nursî’nin sesi dünyadaki şiddet içeren seslerden çok daha yüksek olmalı ve bize birliği öğretmelidir.” dedi. Pazar günü İstanbul Sinan Erdem Spor Salonunda açış oturumu yapılıp, iki gün süreyle Wow Otel’de üç farklı salondaki oturumlarla devam eden “Nübüvvet: Hakikat Arayışında Peygamber Işığı” konulu 10. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, yerli ve yabancı katılımcıların paylaştıkları birbirinden güzel dikkat çekici mesajlarla sona erdi. Sempozyum boyunca 500 çalışma arasından seçilen 100′ü aşkın tebliğ, 40 ülkeden gelen farklı din ve kültüre mensup akademisyenler tarafından tartışıldı. Toplam 24 oturumun gerçekleştiği programda, Said Nursî ve Risale-i Nur üzerine çalışan 30 akademisyenin Hıristiyan olması dikkat çekti.

Risale-i Nur’u doyasıya okumalıyız

Kapanış oturumunda duygu ve düşüncelerini paylaşmak üzere kürsüye gelen Cezayir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ammar Djidel, sempozyumdaki çalışmaların özellikle Üstad Bediüzaman’ın insana bakışını, ona verdiği ehemmiyeti ve insanlara ulaşma yollarını ortaya koyduğunu ifade ederek, özetle şöyle konuştu: “Kur’ân-ı Kerîm semavî bir mesaj olarak yeryüzüne inmiştir, sadece belli ve sınırlı bir alana değil, bütün insanlığa inmiştir. Kur’ân’a muhatap olan herkesin bu anlayışta olması lâzım. Renk, dil, din ayrımı yapmadan insanlara yaklaşmak Kur’ân’ın metodudur. Kur’ân insanın sosyal, siyasal, kültürel bütün ihtiyaçlarını gidermiştir. Buradan hareketle Kur’ân’dan tereşşuh eden Risale-i Nur’u bütün insanlığa ulaştırma noktasında ehemmiyetli vazifelerimizin olduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Risale-i Nur’u doyasıya okumak, gelecek nesillere aktarmak ve onun her ihtiyacımızı karşıladığını iletmek vazifemizdir. Bu, dünyanın neresinde olursak olalım hepimize düşen bir vazifedir. Risale-i Nur vasıtasıyla Kur’ân’ı daha iyi anlayacağımızı, tefekkür edeceğimizi düşünüyorum.”

İslâmı anlamak için Bediüzzaman’a kulak vermeliyiz

Sempozyumun ikinci gününde sunduğu “Hz. İsa’nın (as) Peygamber Kimliğini Nursî Sayesinde Tekrar Hatırlamak: Geleceğe Dair Ümit” konulu tebliğinin ardından Amerika’ya dönen ABD’li araştırmacı Dr. Kristin Johnston Largen’in, döndükten sonra internet üzerinden yayınladığı mesaj da büyük alkış aldı. Mesajına “Toplantıya gelirken Pakistan’da bir kiliseye bombalı intihar saldırısı yapılmış, pek çok insan vefat etmişti. Bu karışık duygular içerisinde İstanbul gitmiştim. Acaba İstanbul’da beni kimler karşılayacaktı?” sözleriyle başlayan Dr. Largen şöyle devam ediyordu: “İstanbul’da etrafımı yardımsever Müslümanlar sardı. İşte İslâmın gerçek yüzü budur. Bütün dünya İslâmın bu yüzünü görmeli ve bilmeli. Herkes Türkiye’den yükselen bu sese kulak vermeli. Eğer İslâmı anlamak istiyorsak Nurlara, bu sese kulak vermeliyiz.”

Kur’ân ve sünnete sıkı sıkı sarılmalıyız

Sempozyuma katılan akademisyen ve din âlimleri İslâm dini ile bağdaştırılmaya çalışılan terör eylemlerini kınadı.  Pakistan’ın Lahor bölgesindeki Pencap Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hamid Aşraf Hamdani, İslâm dünyasında yaşanan sorunların Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerîm’den ve Peygamber Efendimizin (asm) sünnetinden uzaklaşmaktan kaynaklandığını vurguladı. Müslümanların Cenâb-ı Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaları gereğine işaret eden Hamdani, Müslümanların düştüğü tefrikadan bir an önce kurtulmaları gereğine işaret etti. Müslümanlara “terörist” damgası vurulmasına çalışıldığına dikkat çeken Hamdani, “Müslümanlar terörist olmakla itham ediliyor. Ancak İslâm dininin ve Müslümanların terörle hiç- bir ilgisi olamaz. ” şeklinde konuştu.

Müslümanların bir araya gelerek suçlamaları çözme noktasında adım atmaları gerektiğini söyleyen Hamdani, ”Çözüm ise ancak Cenâb-ı Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet ile mümkündür.  Çünkü İslâm dini orta yolu emreder. Cenâb-ı Allah ‘sizi vasat bir ümmet olarak yarattık’ diye buyuruyor. Buradan bahsettiğimiz vasatiyet hem akide hem de hayatın tümünü kapsıyor. Müslümanlar bu esasa dönmeli, yani kitap ve sünnete dönmeliler. Bununla beraber Bediüzzaman gibi din âlimlerine kulak verilmeli” diye konuştu.

İntihar eylemlerinin cihadla ilgisi yok

Kuzey Irak Evkaf Bakanlığı Bilimsel Kurul üyesi Dr. Medih Muhammed Ömer ise, İslâm dünyasının son dönemde zor bir imtihandan geçtiğine dikkat çekti. Arap Baharı ile birlikte bölgenin önemli değişimler yaşadığını anlatan  Ömer, Arap ve İslâm dünyasında büyük bir fitnenin yaşandığını söyledi. Artan şiddet ve terör saldırılarının üzüntü verici olduğunu kaydeden Medih Muhammed Ömer, terör eylemleri ile İslâm dininin yan yana gelemeyeceğinin altını çizdi. “İslâm terörle mücadele için geldi” diyen Ömer, “İslâm dini şiddeti bitirmek için geldi. Özellikle intihar kelimesi İslâm dininde kesin olarak reddedilmiştir. Bir mümini sebepsiz yere öldürmenin ebedî cehennem ile cezalandırılacağı açıkça Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilmiştir. “ dedi. İntihar eylemlerinin hiçbir şekilde İslâm tarihinde yeri olmadığına dikkat çeken Ömer, “İntihar eylemleri Filistin’de ortaya çıktı. Daha sonra bu eylemleri Müslümanların ortasında yapmaya başladılar. Kendini cami içinde patlatan insanları görüyoruz. Namaz kılan insanları öldürüyor. Çarşıda, sokakta nerede olursa olsun insanların canına kast ediyorlar. Bunu nasıl açıklayacağız. Bu eylemleri nasıl cihad olarak adlandıracağız. Bunun cihad ile ilgisi yok.” şeklinde konuştu.

Hakkın ve sözün gücü daha tesirli

Saldırıların kimin yaptığını sorgulayan Ürdünlü akademisyen, “Bu saldırılarda İslâm kültürü açısından cahil Müslümanlar olabilir. Bunlar davet sembolünü taşıyacakları yerde silâhı bir sembol olarak taşıyorlar. Diğer tarafından diktatör sistemler bunun arkasında. Çünkü belirli hedefleri var. Onlar terörle savaştıklarını göstermeye çalışıyorlar. ABD ve İsrail gibi ülkelerden terörle savaşma desteği alıyorlar. Ancak İslâm bu saldırıları reddederek akli diyaloga çağırıyor. Çünkü aklın ve mantığın gücü silâhın gücünden daha etkilidir. Silâhın gücü sınırlı ancak akılın gücün çok daha etkili. İslâm ilk geldiğinde 13 yıl savaşmayı yasakladı ki akla fırsat verilsin. Anlama, idrak ve kavramaya fırsat verilsin diye yapıldı. İslâm’da cihad, hakkı sahibine vermek ve nefsi müdafaa için yapıldı. Şunun bilinmesi gerekir ki sözün etkisi bombadan daha tesirli. Hakkın gücü ise kılıçtan daha keskin. Bunun için silâhla değişim girişimi başarısızlığa mahkûmdur.” diye konuştu.

Yazar Hakkında: İsmail Tezer

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*