Türkiye’ye Risale-i Nur’u anlamak için geldim

0519Cezayirli Muhammed: Buraya eşim ve ben Risale-i Nur’u daha iyi anlamak için geldik. Türkçe’yi öğrenmek ve orijinal metninden okumak istiyoruz. Orada iyi bir işim vardı, ama bu eserler her şeyden daha önemli.

Yeni Asya Vakfı, Şirinevler Hizmet Merkezi’nde bir Cuma günü, yani lise öğrencileri için ders günüydü. Dersimiz bittikten sonra, yapılan ikramlara yönelmiştik. Bir yandan tadıp, bir yandan da Rezzâk-ı Kerîm olan Allah’a hamd ederken üç Allah misafiri ağabeyimiz selâm verip ders salonuna girdiler. Yalçın Ağabey, gelen misafirlerden birini hemen tanıdı, Edirne’den Mehmet Ağabey olduğunu bize belirtip onları da sofraya dâvet etti.

Mehmet Ağabeyimizin yanındakiler ise, biri beraber çalıştığı Ahmet, diğeri ise Cezayirli Muhammed idi. “Cezayirli Muhammed’i hangi rüzgâr attı Şirinevler’e?” gibi kafamızı kurcalayan soruları teker teker yönelttik Muhammed’e. O da cân-ı gönülden, bütün sorularımızı, biraz bozuk Türkçeyle, iyi düzeyde Arapçayla, iyi düzeyde, ama bizim anlamakta zorlandığımız bir İngilizceyle ve Mehmet Ağabeyin yardımıyla Fransızca olarak tam dört dilde cevapladı.
Gelin beraber kulak verelim Cezayirli Muhammed’e…

Muhammed, necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun (!)?

Edirne Trakya Üniversitesinde İşletme Bölümünde doktora eğitimi alıyorum. Mehmet Ağabeyle Edirne’de tanıştım ve onunla geldik buraya. Doğup yetiştiğim topraklar ise Cezayir. Gideceğim yer ise hepimizin son durağı olan yer ki, bu sorunun cevabını siz de biliyorsunuz.

Mehmet Ağabeyle nasıl tanıştın?

Sokakta!

Nasıl yani?

Eşim ile Edirne’ye doktora eğitimi için gelmiştik. Kalacak yerimiz yoktu. Her şeyi gören, her şeyin sahibi olan Allah bizim imdadımıza Mehmet Ağabeyi Hızır gibi yetiştirdi, kader işte.

Oraya kadar nasıl geldin diyeceğim, ama çok uzun sürecek gibi. Peki Mehmet Ağabeyle nasıl konuştun, anlaştın?

Mehmet Abi çok iyi Fransızca konuşuyor, zaten sokakta Fransızca bilen insanlara her zaman rastlamazsınız. Kader demiştim ya, karşımıza o çıktı ve içinde hemen bize karşı bir güven oluştu. Kalacak yerimiz yoktu ve bizi Edirne’deki dershaneye götürdü, eşim hanımlar için olan dershanede kaldı ve ben de erkekler dershanesinde. Uzun bir süre bu şekilde devam ettik. Bizleri çok sevdiler, elhamdülillah. İki dershanenin arasında bir ev kiralamamızda yardımcı oldular. Şu an kendi evimizde kalıyoruz, ama dershaneleri ihmal etmiyoruz. Üniversiteden sonra dershanelere iki-üç saatliğine uğrayıp hem namazlarımızı eda ediyor, hem dershanedekilerle birlikte günlük okumalarımızı yapıyoruz.

Günlük okuma derken, Risale mi okuyorsunuz?

Başka kitap okusaydık sizce bu güzel insanlar bizi bu kadar sever miydi (!)? Burada bulunma sebebimiz zaten bu Nur dolu Risaleler. Gerek Arapça, gerek çok zorlansam da orijinalinden Risale-i Nur okuyorum.

HUTBE-İ ŞAMİYE BENİ ÇOK ETKİLEDİ VE DÜŞÜNDÜRDÜ

“Bulunma sebebimiz” derken, bunu biraz izah eder misiniz, tam idrak edemedik?

İki sene önce facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde bir arkadaşım güzel sözler paylaşıyordu. Özellikle onun paylaştığı sözler çok hoşuma gidiyordu ve altlarına, yanlarına “Risale, Nur, Said Nur” gibi şeyler yazıyordu. “Bunlar nedir bu sözler kimindir?” diye sordum ve bana “Bu sözler asrın müceddidi Bediüzzaman Said Nursî’ye aittir” dedi. Daha sonraki konuşmalarımızda daha fazla bilgi edindim ve beni bir gün Risale dersleri yapılan bir yere götürdü. Cezayir şehrinde ve Setif şehrinde olmak üzere iki Nur merkezi var. Oradaki derslere düzenli gitmeye başladım. Geçen sene de bu eserleri her gün okur hale geldim. Küçük Sözler ve Hutbe-i Şamiye başlangıç kitaplarımdı. Özellikle Hutbe-i Şamiye beni çok etkiledi ve düşündürdü.

Bir çok insan Risale-i Nur eserleriyle ilk tanışmasında bir sözle vuruluyor. Senin vurulduğun bir söz var mı?
Var. “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır; bu üç düşmana karşı marifet, san’at, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz.” (Buraya kadar İngilizce ve Fransızca, bazen tek kelimelik Türkçe ile geldik, ama bu kısmı tek tek Türkçe söyledi)

Türkçe konuşmaya çalışıyorsun ve bayağı kelime öğrenmişsin, kursa mı gidiyorsun?

Evet bir aydır kursa gidiyorum. Bu dili en kısa zamanda ve çok iyi öğrenmem lâzım, zaten bunun için gelmedim mi?

TÜRKİYE’YE RİSALE-İ NUR’U DAHA İYİ ANLAMAK İÇİN GELDİK

Az önce bulunma sebebini sormuştum, ama hâlâ bize söylemedin?

Buraya eşim ve ben Risale-i Nur’u daha iyi anlamak için geldik. Türkçe’yi öğrenmek ve orijinal metninden okumak istiyoruz. Orada iyi bir işim vardı, ama bu eserler her şeyden daha önemli. [Sadeleştirenlerin kulakları çınlasın!]

Allah muvaffak etsin sizi de. Neden Edirne?

Aslında İstanbul’u istiyordum, ama olmadı, kader işte.

Doktora eğitimini tamamlayıp ve iyi bir seviyede Türkçe öğrendiğin zaman ne yapacaksın?

Cezayir’e döneceğim ve orada üniversitede öğretim görevlisi olacağım inşaallah. Orada Risale-i Nur hizmeti yapmak asıl gayem, sizlerin duâsıyla bu da olur inşaallah.

İnşaallah olur. Cezayir yerine Türkiye, Fransa veya diğer Arap ülkelerinde hizmet etmeyi düşünüyor musun?

Hayır. Zaten bütün iyi çalışanlar, başarılı insanlar Fransa’ya gidiyor, Cezayir’in daha çok ihtiyacı var.

Niçin Fransa’ya gidiyorlar?

Sefahat, para, orada çalışma şartları çok daha iyi. Ama orada insan, İslâmdan uzaklaşıyor. Türkiye’de de Fransa gibi bir ortam var. Zaten Türkiye ve Fransa’nın çok ortak yönü var. Bana burada ve geldiğim yerde çokça Türkiye tarihinden de bahsettiler. Sizin eski bazı idarecileriniz sizdeki dinî değerlerin çoğunu yok etmiş. Alfabe puf (Türkçe). Fransa da bize Fransızca’yı getirdi, ama biz hâlâ Arapça’yı da biliyoruz. Sizde Osmanlıca yok. Elhamdülillah her şey ve herkes yavaş yavaş özüne dönüyor; Cezayir de, Türkiye de!

Türkiye’yi dinini yaşaması konusunda değerlendirir misin?

Çok kötü. Burada aynı Fransa’daki gibi sefahat var. Cezayir’de sefahat yok, var ama az. Burada çok. Elhamdülillah, Nur Talebeleri farklı. Cezayir’deki Nurcular da çok iyiler, orada hizmetler çok iyi gidiyor ve giderek büyüyor. Oradaki Nurları duyan insanların Nurlara karşı olan ilgisi çok fazla.

Peki, elinde Arapça bir Risale görüyoruz. Ne yazıyor üzerinde?

Gençlik Rehberi.

Okudun mu?

Evet.

Son olarak bize bu eser hakkında ne söylemek istersin?

Gençler sefahati bırakırsa, kurtuluşa ererler.

Çok teşekkür ederiz Muhammed, Allah senden razı olsun. Eminiz ki, bir çok kardeşimiz bu röportajı okuyunca, senin ve Afrika’daki bütün Nur hizmetinde bulunanlar için duâ edeceklerdir.

Şükran.

Yazar Hakkında: Tevfik Ertem

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*