Başka çaremiz kalmadı muhterem meslekdaşlarım İlahiyatçılar!

9. Risale-i Nur Kongresi’nde, diğer masalardaki ilim adamı ve akademisyenlerle de fikir-alış verişlerinde bulunduk. Bunlardan birisi, hem İlahiyat, hem de gazeteci olarak meslekdaşımız muhterem Ali Bulaç idi.

Arada bir yazılarını kaçırmakla beraber çoğunlukla takip ile istifade ettiğim muhterem Bulaç, “Yeni Asya’yı ve beni takip ettiğini” söylemesi beni sevindirdi.

Kendisini, Nurcuların siyasete yaklaşımıyla ilgili yazısı ve Risale-i Nur’a bir İlahiyatçı olarak yaklaşımını eleştirdiğim yazılarımı da kast ederek, “Eski yazılarımı da takip edebildiniz mi?” şeklindeki soruma “Evet” cevabı verdi.

Namaz çıkışında sordum:

“Eskiden beri hocalarım dahil, İlahiyatçıları eleştiriyorum: Bediüzzaman Medrese’den çıktığına ve Risale-i Nur muhteşem bir tefsir olduğuna göre, hiç olmazsa merak saikasıyla ve kıyas yapmak için İlahiyatçılar neden Risale-i Nur’u okumuyor?”

“Evet, özellikle tefsirciler okumalıdır! Onların işi bu!” dedi.

Cemaat-iktidar arasında da geçen son hadiseler gösterdi ki, yalnızca bir tefsir olarak değil, hadis, kelâm, fıkıh, tasavvuf, ahlâk, eğitim, psikoloji, sosyoloji, içtimaî-siyasî vs. gibi manevî, fen ve sosyal ilimleri harmanlayarak; başta fert olmak üzere, ailenin, toplumun, cemaatlerin, cemiyetlerin, İslâm âleminin ve insanlığın bütün meselelerine Kur’ânî ve Nebevî çareler üreten, problemlerini çözen, hastalıklarını teşhis ile tedavi eden Bediüzzaman’ı okumak gerekir.

Özellikle İlahiyatçılar okumalıdır!

İşte bütün yollar denenmiştir.

Artık meydan meydan, kanal kanal dolaşıp Risale-i Nur’u istismar ve kendi hasis siyasî emellerine alet etmek yerine okumalı, anlamalı, özümsemeli.

 Bastırmaktan ziyade okumak ve uygulamak gerekir. Zira, bastırmaya ihtiyaç yok. Aslına uygun olarak onlarca yayınevi basıyor, dağıtıyor.

Okumaktan başka çaremiz kalmadı muhterem hocalarım İlahiyatçılar!

Siyasetçiler bile meydan meydan dolaşıp bunu ilân ederken, siz kendi malınızı haydi haydi okumalı ve ilân etmelisiniz.

Abdullah Gül: “Bediüzzaman haklı idi, din adına ortaya çıkmamalıydık!”

Yeni Asya hariç, cemaat ve siyasetçilerin son savruluşları da bize gösterdi ki, Risale-i Nur’a tam sadakat gösteren, tam isabet eder; savrulmaz.
1960’lardan sonra da ülkemiz, İslâm âlemi ve dünya büyük ve tahripkâr sosyal çalkantı, darbe ve yıkımlara maruz kaldı. İslâma, millete ve vatana karşı yapılan bu hareketleri ve müsebbiplerini Yeni Asya ekolü, tam anlamıyla tesbit ve teşhis etti. Üslûp ve teferruât hariç temel meselelerde gayet isabetli olduğunu her seferinde tefsir ederek tasdik etti, doğruladı.

Yazar Hakkında: Ali Ferşadoğlu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*