Mevsim bahar…

Bahar geldi dostlar!

Havaya, suya, toprağa düşen ve hayatı âdeta bir rahmet tecellisiyle kucaklayan cemrelerle haber veriyor yine gelişini. Bütün şehirde bir şenlik havası, bir yeniden diriliş heyecanı çarpıyor gözüme. Bir telâş, bir acele, bir sevinç…

Mevsim ılık şimdilerde.

Ve eskilerin de dediği gibi, artık Bahar sultanının bütün görkemiyle arz-ı endam etme zamanıdır. Hele de Mart gibi kararsız bir ayı geride kalmışken baharın, artık ne gam! Zira ayların en genci, en güzeli, en naifi Nisan’dayız artık. İşte, bütün ağaçlar rengârenk elbiselerini giyinmişler, gelin misal bir duvak yüzlerinde. Kimisinin al al olmuş yanakları, kimisi saçlarına takmış beyaz tokaları, mutluluktan raks ediyorlar bir o yana bir bu yana. Rüzgâr çeşit çeşit musıkî çalıyor bütün canlılara.

 “Hoş geldiniz” der gibi, sevinçle koşuşturuyor bulutlar. Hemen her şey ve herkes İlâhî tecellileri nakış nakış, gümbür gümbür ve dipdiri bir şekilde kâinatın yüzüne yansıtırken, bu ilâhî hareket ve faaliyetin şevk ile taçlandırdığı canlı bir hayata, yüreğimiz kabuklarından sıyrılma hevesinde.

Kâinat kitabının şevk ve heyecan sayfasıdır bahar…

Şu sıralarda talim borusu üflenmiş gibi “geliyorum” diye düdüğünü öttürürken bahar; kış sayfası da verilen görevi eksiksiz ifa edip, dürülüp gitme telâşında.

Dünyada bir şehrayin havası… Artık güneş daha bir cüretkâr sunuyor ışıklarını. Hayvanlarda bir mahmurluk, gözlerini açıyorlar yeni bir zamana. Kış uykusuna paydos artık! Çünkü müjdeli bir mektup yazılıyor satır satır yamaçlara.

İşte papatyalar göz kırpıyor, müjdeli bir mektubun pulu misali. Yeşil bir atlas gibi seriliyor, yeşil çayırlar toprağın üzerine.

Bahar geldi dostlar, bahar geldi…

İçimizden atalım bütün mahmurluğunu kışın, yorgunluğunu zamanın.

Takvimler senelerin geçtiğinden dem vururken, biz buna inat baharla yeni bir dirilişe geçip yeniden “Vira Bismillah!” diyelim ertelediklerimize. Zira ilâhî cümbüşün tatlı nağmesi fısıldıyor bizlere…

Yüreğimize de konsun bütün zerafetiyle bahar. Gönlümüzü, fikrimizi, ruhumuzu yeşertsin yeni yeni hülyalar ve umutlarla. Salkım salkım çiçekler açsın, gönlümüzün pencere kenarlarından sarkan. Hafızamızın en tenhasına cemreler düş(ür)sün.

Her cemre bir işaret bıraksın yüzümüze ve tebessüm dalga dalga yayılsın bütün çizgilerimize.

Bir ömür asude bahar özlemiyle yanmak yerine, Rabb’imizin bize sunduğu baharla bahara dursun duygu ve düşünce dünyamız…

Yeşillenen, şenlenen sadece tabiat olmasın. Gözlerimize değen bahar, ruhumuza akıp iliklerimize dek işlesin inceden inceye. Rengârenk çiçeklerin açtığı, kelebeklerin sevinçle uçuştuğu, rüzgârın saçlarımızın arasında keyif yaptığı şu günlerde, “Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O her şeye hakkıyla kadirdir.” âyetinin hakikati, ezeli bir nağme tadında sarsın bütün benliğimizi…

Yazar Hakkında: Saadet Bayri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*