Mi’rac velâyet-i Ahmediyenin en büyük kerâmetidir

Aziz, sıddık kardeşlerim,
Sizin Mi’racınızı tebrik ve Mi’rac Sahibinin (asm) sünnet-i seniyesine sizi ve bizi tam muvaffak eylemesine rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz.
Kastamonu Lâhikası, s. 195
***
Mi’rac, velâyet-i Ahmediyenin (asm) bütün velâyâtın fevkınde bir külliyet, bir ulviyet sûretinde bir tezâhürüdür ki, bütün kâinatın Rabbi ismiyle, bütün mevcudâtın Hàlıkı ünvânıyla Cenâb-ı Hakkın sohbetine ve münâcâtına müşerrefiyettir.
Sözler, s. 516
***
Mi’rac ise, velâyet-i Ahmediyenin (asm) kerâmeti kübrâsı, hem mertebe-i ulyâsı olduğundan, risâlet mertebesine inkılâb etmiş. Mi’racın bâtını, velâyettir; halktan Hakka gitmiş. Zâhir-i Mi’rac, risâlettir; Hak’tan halka geliyor. Velâyet, kurbiyet merâtibinde sülûktur; çok merâtibin tayyına ve bir derece zamana muhtaçtır. Nur-u âzam olan risâlet ise, akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafı sırrına bakar ki, bir ân-ı seyyâle kâfidir. Onun için hadîste denilmiş: “Bir andadönmüş, gelmiş.”
Sözler, s. 517
***
Demek hakikat-ı Mi’râc, bir mû’cize-i Ahmediye (asm) ve kerâmet-i kübrası olduğu ve Mi’râc merdiveniyle göklere çıkması ile zat-ı Ahmediyenin (asm) semavat ehline ehemmiyetini ve kıymetini gösterdiği gibi, bu seneki Mi’râc da zemine ve bu memleket ahalisine kâinatça hürmetini ve kıymetini gösterip bir kerâmet gösterdi.
Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 183
***
Aziz, sıddîk kardeşlerim,
Leyle-i Mi’racın, aynı leyle-i Regaib gibi hiç inkâr edilmez bir tarzda, bir nevî mûcize-i Ahmediye gibi bir kerâmetini ve kâinatça hürmetini gözümüzle gördük. Şöyle ki:

Nasıl evvelce yazdığımız gibi iki ay kuraklık içinde burada hiç yağmur gelmediği, güya leyle-i Regaibi bekliyor gibi o mübarek gecenin gelmesiyle emsalsiz bir gürültü ile kudsiyetini burada gösterdiği gibi, aynen öyle de, o geceden beri buraya bir katre yağmur düşmediği halde, yirmi günden sonra aynen Mi’râc gecesi birden bire öyle bir rahmet yağdı ki, dinsizlerde şüphe bırakmadı ki, Sahibü’l- Mi’rac, Rahmeten li’l-Âlemîn olduğu gibi, onun Mi’râc gecesi de bir vesîle-i rahmettir. Hem ehl-i imanın imanlarını kuvvetlendirdiği gibi, meyusiyetlerini de bir derece izâle etti.
Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 181-182
***
Bu şuhur-u selâse, seksen küsur sene bir ömrü kazandırıyor. Elbette sizler gibi mücahidler onu kazanmaya çalışacaksınız. Cenâb-ı Hak herbir gecesini sizin hakkınızda leyle-i Mi’rac ve leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymettar eylesin, âmin.
Kastamonu Lâhikası, s. 58

LEYLE-İ Mİ’RÂC İKİNCİ BİR LEYLE-İ KADİR HÜKMÜNDEDİR
Aziz, sıddîk kardeşlerim,

Leyle-i Mi’râc, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i mâneviye sırrıyla, inşaallah herbiriniz kırk bin dille tesbih eden bazı melekler gibi, kırk bin lisanla bu kıymettar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve duâlar edeceksiniz. Ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibadetle şükredersiniz. Hem sizin tam ihtiyatınızı tebrikle beraber, hakkımızda inâyet-i Rabbâniye pek zâhir bir sûrette tecellî ettiğini tebşir ederiz.
Şuâlar, s. 429

LÛGATÇE:

Leyle-i Mi’râc: Mi’râc gecesi.
Leyle-i Kadir: Kadir gecesi.
şirket-i mâneviye: Manevi ortaklık.
inâyet-i Rabbâniye: Her şeyi terbiye ve idare
eden Cenâb-ı Hakkın yardımı.
tebşir: Müjdeleme.
leyle-i Regaib: Regaib gecesi.
mûcize-i Ahmediye: Peygamber Efendimizin
(asm) mu’cizesi.
Sahibü’l-Mi’râc: Mi’râc mûcizesinin sahibi
Hz. Peygamber (asm).
Rahmeten li’l-Âlemîn: Âlemlere rahmet
olarak gönderilen Peygamberimiz (asm)
meyusiyet: Üzüntü, ümitsizlik.
izâle: Ortadan kaldırma, giderme.
hakikat-ı Mi’râc: Mi’râcın hakikati.
kerâmet-i kübra: En büyük kerâmet.
kudsiyet: Kudsîlik.
sünnet-i seniye: Peygamber Efendimizin
(asm) sünneti; söz, hâl ve ikrarları.

Yazar Hakkında: Said Nursi

Üstad Bediüzzüman'ın kimliği gerçek manada ancak eserlerinin tamamında kendini gösterir. “Ben imanın cereyanındayım, karşımda imansızlık cereyanı var” diyen bu büyük insan, bütün ömrü boyunca aynı çizgide bir manevi cihat yapmış ve milyonların imanının kurtuluşuna vesile olmuştu. Onun hayatı hakkında bilgi edinmekte en temel kaynak Tarihçe-i Hayat isimli eserdir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*