Müsbet hareket

Yüz otuz parça Risale-i Nur eserleri baştan sona kadar müsbet hareket tarzlarının nasıl olması gerektiğini bizlere ders verir. Yine Bediüzzaman da hayatı boyunca müsbet hareket tarzının nasıl uygulanması gerektiğini, pratik uygulama örnekleriyle bizlere ders verir.

İnsanın kalp dairesindeki lâtifelerinin, duygularının terbiye edilerek asıl yaratılış gayesi tarafına, vasata yönlendirilmesinden tutun da ta ailemize, komşumuza, memleketimize kadar bütün insanlarla nasıl muhatap olmamız gerektiğine, beşerî ilişkilerimize; birlikte, beraberce, toplumsal barış ve huzur içinde yaşamamız için nasıl davranmamız gerektiğine kadar müsbet ve menfi hareket tarzlarının örneklerini çeşitlendirerek görebiliriz.

O zaman, müsbet hareket tarzını, nasıl tarif edebiliriz? diye soracak olursak, kısaca ifade etmek gerekirse; müsbet hareket; yapıcı, kucaklayıcı pozitif bir yaklaşım tarzı sergilemektir.

Müsbet hareket; haktan, adaletten yana bir tavır takınmaktır.

Müsbet hareket; dostluk ve kardeşliği temin etmede muhabbet duygularını kuvvetlendiren davranışları sergilemektir.

Müsbet hareket; muhatabına güzel bir üslûpla, nezaketle, teenni ve itidal-i demle muhatap olma tarzıdır.

Müsbet hareket; ifrat ve tefritle değil daima vasatı esas alarak hareket etmeyi esas almaktır.

Müsbet hareket; muhatabına karşı tahakkümle, cebirle değil; lütufla, ilimle, ikna ile mukabelede bulunmak demektir.

İktisat etmek müsbettir; israf ise menfidir.

Muhabbet ve uhuvvet müsbettir; adavet ise menfidir.

Rıza-i İlâhî ve takva müsbettir; riya ve gösteriş ise menfidir.

“Her söylediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir” prensibini uygulamak müsbettir.

“Mesleğim haktır veya daha güzeldir, demeye hakkın var. Fakat yalnız hak benim mesleğimdir, demeye hakkın yoktur.”1 insaf düsturuyla hareket etmek de müsbettir.

Din ilimleri ile fen ilimlerinin beraber okutularak; insan aklının, vicdanının ve kalbinin ihtiyaçlarına hitap edecek şekilde eğitim vermeyi esas almak da müsbet eğitim tarzıdır.

Bu ve buna benzer müsbet hareket tarzlarını çoğaltabiliriz.

Kısacası diyebiliriz ki, müsbet hareket demek, Sünnet-i Seniyyeye uygun yaşamak tarzı demektir.

Ahirzamanda müsbet hareketin; gerek insanî ve kulluk boyutunda, gerekse toplumsal ve beşerî ilişkiler boyutunda nasıl olması gerektiğini öğrenmek istiyorsak, Risale-i Nur eserlerindeki hakikatleri tefekkür ederek okumalıyız. “Kur’ân’dan tereşşuh etmiş” ve “Sünnet-i Seniyyeyi esas tutmuş” Risale-i Nur eserlerindeki hakikatleri, çeşitli leziz yemeklerle donatılmış bir sofraya benzetirsek; bize düşen bu sofradan maddî ve manevî midemizi doyurmak olacaktır.

Bediüzzaman manevî iman hizmetini yerine getirirken kendisine yapılan birçok maddî ve manevî baskılara, hakaretlere, işkencelere, zehirlenmelere, sürgünlere, insanlardan tecrid edilmeye, iftiralara karşı sabırla mukabele etmiş, isyan ederek ayaklanmamış, asayişi bozacak hiçbir teşebbüste bulunmamıştır.

Nur Talebelerine de her türlü hakaret, zulüm, tahkir veya işkenceler karşısında; sabırla metanetlerini korumaları, taşkınlık, asayişi bozucu hareketler yapmayarak müsbet bir hareket tarzını esas alarak hareket etmelerini tavsiye etmiştir.

Hatta Hz. Üstad, Şeyh Said’e mana itibariyle; din irşaddır, irşada devam et, silâha sarılma. Millet irşad ve tenvir edilmelidir. Sen zarar görürsün, Müslümanlar zarar görür, ikazını yaparak teşebbüsünden vazgeçmesini tavsiye etmesi ile müsbet hareket dersi vermiştir.

Esasen Bediüzzaman’a yapılan bütün bu baskı ve zulümlerin kasdî yapıldığı ve asıl sebebinin de, Bediüzzaman’ın asayişi bozacak hadiseler çıkartmasını sağlayarak, onun ve irşad hizmetinin imha edilmesi olduğunu anlıyoruz.

Bu hususu eserlerinde şu şekilde ifade ediyor Bediüzzaman:

“[Gizli komitenin] maksatları benim sabrım tükensin artık yeter dedirtsinler. Zaten onların şimdi benden kızdıklarının bir sebebi, sükûtumdur, dünyaya karışmamaktır. Adeta ‘Niçin karışmıyorsun? Tâ karışsın maksadımız yerine gelsin’ diyorlar.”2

Demek ki toplumun huzurunu, dine ve imana hizmet etmek isteyen gönüllülerin huzurunu ve uhuvvetini bozmak isteyenlere karşı sabır, teenni ve metanetimizi bozmadan, oynanan oyunların asıl maksadını keşfederek uyanık olmalıyız. Menfi maksatları, projeleri, boşa çıkarmalıyız.

Dipnotlar:
1- Mektubat, 22. Mektub.
2- Emirdağ Lâhikası, s. 17.

Yazar Hakkında: Hüseyin Uzun

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*