Vefatının 54. yılında Said Nursî ve birlik mesajı

İnsan yaratılış itibariyle “medenî”dir. Yani şehirlidir, toplu yaşamak zorundadır. Maddî ve manevî olarak hizmetlerini ve himmetlerini paylaşmak durumundadır. Bu da birlikte yaşama kültürünü oluşturmaktadır. İşte o zaman medenî olacaktır. “Medeni” olamazsa, “deni” olacaktır. Birlikte yaşama kültürünü oluşturamazsa, seviyesizlik onu yutacak ve yok edecektir. Toprağa düşen su damlaları gibi yok olup kaybolacaktır. İslâm birliği, önce İslâm’da birlik olmayı meydana getirmelidir. Dili ve fiili ile onun kopmaz ipine sarılamayanlar birlik oluşturamayacak ve dağılıp yok olmakla yüz yüze gelecektir.

“Bu zamanın en büyük farz vazifesi, ittihad-ı İslâm’dır.” (Divan-ı Harb-i Örfi, Sayfa 67) Müslümanların temel meselelerde birlik ve beraberlik içinde olması, özellikle bu kadar rahne ve yara almış İslâm coğrafyasında, en çok ihtiyaç duyulan temel meseledir. Allah’ın birliğini kabul eden herkes buna, bu birliği sağlamaya mecburdur. Yemin ve senedi kâinat sultanına iman ile bağlanmaktır. Mescidlerde bir araya gelip, aynı safta omuz omuza durup, aynı kıbleye yönelip, aynı peygamberin arkasında saf bağlayıp birlikte aynı Allah’a kulluk edenler, temel hedeflerde bir ve beraber olmak zorundadırlar. “Mü’minler ancak kardeştir” olan semavî fermanı dinlemek mecburiyetindedirler. Kardeş kardeş geçinip omuz omuza yaşamak durumundadırlar. Bağlanacakları kuralları Peygamberimizin (asm) sünneti olacaktır. Bağlı olacakları kuralları Allah’ın emir ve yasakları oluşturacaktır. Bu birlik bir alışkanlık, bir âdet değil, farz bir ibadettir.

Tefrika, toplumların birliğini bozar, insicamını ortadan kaldırır. Gönüller bir ve beraber oldukça şeytan onların arasına ihtilâf sokamaz. Fitne çıkaran ancak şeytana arkadaş olabilir. Yavuz Sultan Selim ne güzel söylemiş:

“İhtilâf ü tefrika endişesi

Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni

İttihadken savlet-i a’dâyı def’a çaremiz

İttihad etmezse millet, dağdar eyler beni.”

Ahirete ait meselelerde riya, haset, münakaşa ve rekabet olamaz. Münakaşa ve rekabete kalkışan ibadette riya etmiş olur. Birlikte dirilik var. İhtilâf edenler ölüme mahkûmdur. İhtilâf, manevî olarak ölmek demektir. Onun için ayrılıkta ölüm vardır. Üstad Bediuzzaman birliğin nasıl sağlanması gerektiği konusunu harika bir şekilde açıklamıştır.

“Muhabbet-i din saikasıyla teşekkül eden cemaatlerin iki şartla umumunu tebrik ve onlarla ittihad ederiz:

Birinci şart: Hürriyet-i şer’iyeyi ve âsâyişi muhafaza etmektir.

İkinci şart: Muhabbet üzerinde hareket etmek, başka cemiyete leke sürmekle kendisine kıymet vermeye çalışmamak; birinde hatâ bulunsa, müfti-i ümmet olan cemiyet-i ulemâya havale etmektir.

Salisen: İ’lâ-yı kelimetullahı hedef-i maksad eden cemaat, hiçbir garaza vasıta olamaz. İsterse de muvaffak olamaz. Zira nifaktır. Hakkın hatırı âlidir, hiçbir şeye feda olunmaz. Nasıl Süreyya yıldızları süpürge olur veya üzüm salkımı gibi yenilir? Şems-i hakikate “püf, üf” eden, divaneliğini ilân eder. Ey dinî cemiyetler! Maksadımız, dinî cemaatlar maksatta ittihad etmelidirler. Mesalikte ve meşreblerde ittihad mümkün olmadığı gibi, caiz de değildir. Zira taklid yolunu açar ve “Neme lâzım, başkası düşünsün” sözünü de söylettirir.” (Hutbe-i Şamiye, s. 104-105)

Dinin tanıdığı hürriyeti kısıtlayan kişi ve gruplarla bir ve beraber olmak mümkün değildir. Din bütün insanlara inanma hürriyeti vermiştir. Bu konuda zorlama mümkün değildir. İmanın mahalli gönüldür. Burası ise hürriyetin meydanıdır. Kişinin mahremidir. Başkasının baskısı, zorbalığı oraya giremez. Baskı ve zorbalığın girdiği her yerde nifak çoğalır. Onun için iman, gönül huzuru ile Allah’ın emir ve yasaklarını benimsemekle olur. İkna ile olur, icbar ile olmaz.

Birlik için diğer bir temel prensip ise asayişi korumaktır. İslâm güven ve güven ortamı oluşturmaktadır, dahilde niza ve kavga istemez. Kavga, gönül sıcaklığı ve yakınlık değil, soğukluk ve iticilik verir. Bu ise ayrılık demektir. Her ayrılığın yıkıcı etkisi vardır. Asayişi bozan kim olursa olsun, bunu ne adına yaparsa yapsın onunla bir arada olunamaz.

Müslümanlar temel konularda ittifak edip, meslek ve meşreblerde yekvücut olmanın mümkün olmadığını bilmek ve buna uygun hareket etmek durumundadır. Meslek ve meşreplerde birlik taklid demektir, nemelâzımcılık demektir. Hizmet heyecanını söndürmek, başkası yapsın, başkası düşünsün demektir. En kestirme ifade ile tembellik demektir.

23 Mart Üstadın vefat yıl dönümüdür. Kendisine Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bu milletin gördüğü en büyük fitneye karşı birlik ve güven ortamını hazırlayan maya, Allah’ın izniyle onun çalışmalarının semeresi olması dolayısıyla ona rahmet duâlarımı arz ediyorum. Şefaatini niyaz ediyorum. Himmetini milletimizin üzerinden eksik etmemesini diliyorum.

Yazar Hakkında: Ali SARIKAYA

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*