AKP Kemalizmi çökertti mi, yoksa…

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden Armağan Öztürk, Radikal’de çıkan “Post-Kemalist demokrasi tahayyülünün çöküşü” başlıklı yazısında hayli tartışmalı değerlendirmeler yapmış (18.4.14).

“Yakın tarihe kadar Kemalizmin hegemonik niteliğini yitirmesiyle birlikte yeni bir Türkiye’nin kurulacağı öngörülüyordu” diyen Öztürk devam ediyor: “AKP’nin yaptığı pasif devrim karşısında Kemalizm hızlı ve kesin bir şekilde çöktü. Ancak bu çöküş Türkiye’yi ne daha özgür, ne de çoğulcu bir ülke haline getirdi.”

Ve “Pek çok şeyi yeniden ele almalıyız. Öncelikle Kemalizm için bir iade-yi itibar sürecinin başlatılması gerek” çağrısında bulunuyor.

Öztürk, “Kemalizm kötülenirken, muhafazakâr popülist anlayış Kemalizme göre daha olumlu bir figür olarak söylemleştirildi. Kemalist ideolojinin ve kendi özgün varlığını bu ideolojide açan kitlenin sadece devlet aklı, askerî ve bürokratik vesayet, ırk temelli milliyetçilik ve dogmatik laiklikle ilişkilendirilmesi, ötekileştirici düşünsel okumanın işaretlerinden biri olarak sayılabilir” iddialarını da seslendiriyor.

Ve yazısını şöyle bağlıyor:

“Diyebiliriz ki ne AKP kurtarıcı bir özne, ne de İslamcı-muhafazakâr kesimler Kemalizme göre daha az otoriter bir dünya görüşüne sahip. (…) İktidara gelen İslamcı-muhafazakâr kesimler muhalif yanlarını hemen tümüyle yitirmiş, devlet-din-ordu-aile kompleksinde kendini açımlayan antibireyci, ötekileştirici ve baskıcı bir anlayışa teslim olmuşlardır…”

Öztürk’ün yaklaşımındaki temel problem, AKP’yi Kemalizm karşıtı bir konuma yerleştirmesi. Öyle birşey yok. AKP Kemalizmi çökertmedi, tam tersine ömrünü biraz daha uzattı.

Kemalizmin çökertildiğinden söz edebilmek için, daha başlangıç kısmından itibaren topluma bu ideolojiyi dayatan 1982 darbe anayasasının ve ona bağlı olarak oluşturulan temel kanunların çöpe atılıp, yerlerine gerçek anlamda demokratik bir mevzuatın ikamesi gerekirdi.

Ama hiçbirine dokunulmadı.

Yani, Kemalizmin otoriter, antibireyci, ötekileştirici ve baskıcı karakteri AKP ile sürüyor. Türkiye’nin AKP iktidarında daha özgür ve çoğulcu bir ülke haline gelemeyişinin sebebi bu.

AKP’nin temsil ettiği “İslamcı-muhafazakâr” anlayışın Kemalizmle bir problemi yok. Onun için de demokratlığı bir türlü içselleştiremiyor

Öztürk, AKP’ye hamlettiği olumsuzluktan hareketle, Kemalizme iade-i itibar istiyor ve bu ideolojinin sadece devlet aklı, askerî ve bürokratik vesayet, ırk temelli milliyetçilik ve dogmatik laiklikle ilişkilendirilmesini “ötekileştirme” olarak niteliyor. Peki, öyle değil mi? Bunlarla tanımlanmayan bir Kemalizm türü var mı ki?

Yazar Hakkında: Kazım Güleçyüz

Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*