Avusturya’da manevî fetihler

2014-05-04_191932 Her tarafı adeta kartpostal gibi yaratılmış olan Avusturya’da Çanakkale zaferlerimizi anlattık.

Avusturya’da manevî fetihler

Aslında yurt dışına çıktığınızda ülkemizin değerli olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. Hazreti Ali’nin buyurduğu gibi şâyet torunlarının çağında yaşamak istiyorlarsa, geleceği anlamaya çalışmalı ve bize kalırsa Bosna ve Batı ziyaretlerinde bulunmalılar. O zaman insanımızın ve memleketimizin değerini çok daha iyi anlamak mümkün. Avusturya ziyaretimiz ile ilgili olarak işin hemen başında şu intibaımızı aktarmakta fayda var: Bu ülkede tam 35 sene çalışmış, emekli olmuş, torunlarına birkaç ay bakmış ve bizim dönüş uçağında tanıştığımız teyzenin iki de bir dönüp: “Bak beyefendi sizin de yüzünüz Anavatan’a dönünce ne kadar sevinç dolmuş…” demesini hiç unutmayacağım.

Teyzecik beni Avusturya’da çalışan kardeşlerimizden sanmaktaydı! Almanya veya diğer ülkelerden dönüşümüz esnasında da akrabalarımızın Türkiye’mize dönmemizi bir büyük şans olarak görüp gıpta ve hasretle gözlerimizin derinliğine baktıklarını da sizden yaşayanlar, bizden iyi bilirler. Ancak; “Seyahat ediniz, sıhhat bulunuz…” Hadis-i Şerif’ini gezdikçe daha derinden hissediyorsunuz ve hele oksijen cenneti Avusturya’da iseniz bu hadisin hikmetine direkt masadak/tasdik makamında kalıyorsunuz.

CAMİLERDE KUR’ÂN VE DİN EĞİTİMİ

Camilerimiz normal şekilde eğitimlerini sürdüren çocuklarımıza Kur’ân-ı Kerîm ve dinî eğitim vermekte ve Alevîsini-Sünnîsini ayırmadan hepsine manevî bir sığınak olmaktalar. Bu camilerimizde birer başkan ve birer din görevlisi var ve tam anlamı ile yeni bir aydınlanma çağı yaşatmaktalar Batı dünyasına. Avusturya’ya Almanya üzerinden, İsviçre’ye yakın bir noktadan giriş yapıyorsunuz ve Alp Dağları sizi inanılması zor bir muhteşem güzellikle adeta içine çekiyor. İlk yerleşim yeri ise Avrupa’ya klâsik müziğin devi olarak nam salmış en büyük bestecilerden Wolfgang Amadeus Mozart’ın doğduğu yer Salzburg…. Viyana kuşatmasında ağır yaralanmış ve sığındığı bir Avusturya Köyünün bağrına sığınmış ve benimsenip evlendirilmiş ve Türk Bayrağı ile donanmış köyleri mi? Balkan harbinde; öncesi ve sonrasında şehit olup yahut ağır yaralı gazilerimizin vefat ettikten sonra defnedildikleri kabristanlıkları mı anlatsak gözü yaşlı? İyisi mi biz yazmayalım da siz resimlere bakın hüzünle ve hürmetle. Ama hep ümitvar olun. Zira çok hakikatli torunları var o diyarlarda bugün. Mikail Yaprak anlatıyor “Avusturya Mektupların” da bunları ziyâdesiyle zaten…

Yazar Hakkında: Mehmet Kaplan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*