Ebu Bekir olmak

Bu kez saadetin aslını öğrenmek için saadetli asra gittik. Önümüze kutlu bir yolculuğun hikâyesi çıktı. Varlıklardan, Kur’ân Âyetlerinden, Yusuf’un (as) kardeşlerinden aileye dair derslerimizi almıştık. Şimdi de bir yolculuk okuması yaparak dersimizi almaya çalışacağız inşallah.

Bir yol, iki yolcu ve zor bir yolculuk. Arkada düşman önlerinde uzunca bir yol. Uzunca bir yolculuğun yorgunluğu var üzerlerinde. Bir ara dinlenmeye karar veriyorlar. Bir yer bulunur. Yolculardan biri diğerine zarar gelmesin diye içeri önce girer. Temizler içeriyi. Sevdiğine zarar gelmemesi için kapatır bütün delikleri. Ve son deliği de kendi eliyle kapatır, ta sevdiği zarar görmesin. Hepiniz bilirsiniz bu yolculuğu ve bu yolculuğun mübarek yolcularını. Biri En Sevgilidir (asm), diğeri de En Sevgili’nin Sevgilisi Ebu Bekir (ra).

Şimdi de etrafımızda devamlı gördüğümüz hikâyelerden birini okuyalım. Bir yol, iki yolcu ve zor bir yolculuk. Arkalarında yılların omuzlarına yüklediği yükler ve gençliğin hareketliliği var. Yılların verdiği yorgunluğu bir nebze de olsa üzerlerinden atmak ve gençliğin verdiği hareketliliği bir yana bırakarak sükûnete ermek için ve bu uzun, meşakkatli hayat yolunu yalnız yürümemek için yola birlikte devam etmeye karar verirler. Dedik ya yol uzun ve yorucu. Engellerle dolu. Çukurlarla dolu. Ve birlikte yürümek fedakârlık ister.

Birbirine çok benzeyen iki yolculuk. Zaman ve kişiler farklı sadece. Birbirini seven iki insan. Uzun ve zor bir yolculuk. En Sevgili’nin (asm) sevgilisi Ebu Bekir (ra) bize çağlar ötesinden bir ders verir. Bu yolu birlikte yürümeye karar veren ve birbirinizi sevenlere…

Şimdi ders vakti.

Ebu Bekir (ra) sevdiğine zarar gelmemesi için O’ndan bir adım öne geçerek O’na zarar verebilecek delikleri kapatmaya çalışmıştır. Delikleri kapatacak bir şey bulamayınca da kendi bedenini, kendi varlığını siper eder sevdiğine karşı. Bu hikâyeyle çağlar öncesinden bize sevdiğimize nasıl davranacağımız gösterilmiştir.

Peki, biz sevdiğimize zarar gelecek delikleri kapattık mı? O zarar görmesin diye kendimizi attık mı ortaya? O iyi olsun diye bizi ısıran yılanlara sessizce dayanabildik mi?

Yolculuk uzun ve zor, ama Ebu Bekir’inizi bulduysanız, yolculuk bir o kadar güzel ve güvenlidir.

Ebu Bekir’ini bulmak…
Ebu Bekir olmak…
Ne zor değil mi?

Yazar Hakkında: Murat Akgün

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*