Hakikî vârislerim Medresetü’z-Zehrâ erkânını tevkil ediyorum

eRisâle-i Nur ise; ona şakird olmak şartıyla, herkesin kendi malı gibidir.”1 (Bediüzzaman)

Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri “Ey demir gibi sarsılmaz kardeşlerim!..

Bana yardım ediniz. Meselemiz çok naziktir. Ben sizlere çok güveniyordum ki, bütün vazifelerimi şahs-ı manevinize bırakmıştım.”2 demiştir. Böylece “Bütün vazifelerimi şahs-ı manevinize bırakmıştım.” diyen bir Üstâda talebe olmaya namzet olan Genç Saîdler, Üstâdımızın bütün vazifelerini deruhte etme gayretindeler. Üstâdımızın Nesl-i Âti olarak vasıflandırdığı Genç Saîdler, Risâle-i Nurları kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıkıyor ve en büyük vazîfe-i hayatiyelerini onun neşri ve hizmeti biliyorlar. Çünkü “Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin.”3

Üstâd Bediüzzaman Hazretleri O “Genç Saîdlere” de şöyle sesleniyor: “Aziz, sıddık kardeşlerim, Onuncu Şuâ namında yazdığınız Fihristenin ikinci kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümit verdi ki: Risâle-i Nur, benim gibi âciz ve ihtiyar ve zaif bir biçareye bedel, genç, kuvvetli çok Saîd’leri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risâletü’n-Nur’un tekmil-i izahı ve haşiyelerle beyanı ve ispatı size tevdi edilmiş, tahmin ediyorum… Evet, Risâletü’n-Nur size mükemmel bir mehaz olabilir… Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşaallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve tâlimle, belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci Mektubları telif ve Dokuzuncu Şuânın Dokuz Makamını tekmille ve Risâle-i Nur’u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashihle devam edecek.”4 Bediüzzaman Hazretleri’nin “bütün vazifelerimi şahs-ı manevinize bırakmıştım” hitabının muhatabı olan Genç Saîdler’in şahs-ı mânevîsinin vazifeleri “Risâletü’n-Nur’un tekmil-i izahı ve haşiyelerle beyanı ve ispatı; şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve tâlimle…” devam etmektedir.

Bedîüzzamân Hazretleri’nin özellikle isim vererek “vârislerim” diyerek takdim ettiği talebelerine seslendiği gibi; isim vermeden de defâatle mektuplarında bütün talebelerine vârislerim olarak tahşidât yaptığını görüyoruz. Hatta Medresetü’z-Zehra erkânlarının tamamını vârisleri olarak görmekte ve göstermektedir. İşte Risâle-i Nur Külliyatı’nın müteferrik kısımlarında ve mektuplarında yer alan vârisler bahislerini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Mükerrer kısımlar belki uzun gelebilir, mes’elenin ehemmiyetine binaen Risâle-i Nur Külliyatı’ndan toparladığımız “varisler” ile ilgili yerleri takdim ediyoruz. Artık bu konuda söz Bediüzaman Hazretleri’nin diyoruz!

“Aziz, sıddık, fedakâr kardeşlerim ve hakikî vârislerim genç Saîd’ler! Ben sizleri benim yerimde Nurlara tam sahib ve muhafız ve nâşir bildiğimden, bu hayattan çıkmak bana ağır gelmiyor. Genç Saîd’lerin hayatları yeter. Hem her biri inşâallah Nur’un birer kahramanı olup Nur’un her bir mecmuasını birer üstad yaparak, bu bîçare Saîd’e ihtiyaç bırakmayacak diye teselli buluyorum ve hadsiz şükrediyorum. El-Baki Hüvelbaki. Duânıza muhtaç, Hasta kardeşiniz Saîd Nursî”5

“Aziz, Sıddık Kardeşlerim ve Mübarek Vârislerim ve Emin Vekillerim!”6 “Aziz, Sıddık Kardeşlerim ve Hakikî Vârislerim!”7 “Çok aziz, çok sıddık ve sadık kardeşlerim ve Risâle-i Nur cihetinde emin ve hâlis vârislerim!”8 “Aziz, sıddık, faal kardeşlerim ve bu dehşetli asırda mükemmel tesellilerim ve vârislerim!”9 “Aziz, sıddık mübarek kardeşlerim! Vârislerim ve hakikî akrabalarım!”10  “..Fakat hayat-ı içtimaiyede çok tecrübelerle mahiyeti bilinmeyen, benim vârislerim genç Saîd’lerin bir kısmını, Nurun zararına iftiralarla çürütebilirler diye o telâştan bu ehemmiyetsiz hayatımı ehemmiyetle muhafazaya çalışıyorum.”11

“Bir iki ay sonra Medresetü’z-Zehra erkânlarının kararıyla ve İstanbul ve Ankara üniversitelerindeki genç Saîd’lerin de muvafakatiyle nereyi benim için münasip görürseniz orayı kabul edeceğim. Madem hakikî vârislerim sizlersiniz ve şahsımdan bin derece ziyade dünyada vazifemi de görüyorsunuz. Bu hayat-ı fânideki son menzili sizin reyinize bırakıyorum.”12 “…vârislerim olan Medresetü’z-Zehra erkânları benim bedelime hem kendilerini, hem o has kardeşlerimizin…”13

“Ben çok hasta olduğum için, benim namıma, teşekkür ve tebrike vârislerim Medreset-üz-Zehrâ erkânını tevkil ediyorum.”14 “Aziz, sıddık, sebatkâr kardeşlerim ve hakikî vârislerim,”15 “Aziz, sıddık, sarsılmaz kardeşlerim ve vârislerim,”16 “Âhiret kardeşlerim ve hizmet-i Kur’ânda arkadaşlarım ve beyan-ı envâr-ı Kur’âniyede vârislerim ve rahmet-i İlâhiyenin bana verdiği kıymetdar medar-ı tesellilerim ve esrar-ı Kur’ânın beyanında muhatablarım”17 “Aziz, sıddık, metin, fedakâr kardeşlerim ve vârislerim!”18 “Sizler gibi hakikî kardeşin pek fevkinde vârislerim ve vekillerim ve haleflerim bulunduğundan ben kemal-i sürur ve ferahla ecelimi bekliyorum, ölümü sevinçle karşılıyorum.”19 “Çok aziz, çok sıddık ve sadık kardeşlerim ve Risâle-i Nur cihetinde emin ve hâlis vârislerim, Hem aynı bu hengâmlarda, en ziyade hayat-ı dünyevîyedeki vazifemi düşünüp vefatımdan sonra şakirtler bu dehşetli zamanda benim bedelime de o vazifeyi yapacaklar mı diye çok merak ederken, birden Denizli, Milâs, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizam-perverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni   hayret içinde bıraktılar.”20

“Aziz, sıddık kardeşlerim! Medreset-üz Zehra erkânlarını ‘her cihetle benim vârislerim olduklarından’ benim bedelime umum Nur kardeşlerime bana gelen tebriklerine mukabil bayramlarını tebrik etmeleri için tevkil ediyorum. Hem onları yani Medresetü’z-Zehra erkânlarını hem onlar vasıtasıyla bütün Nurcuları bilmukabele tebrik ederim. Ben hastayım, onlar bana duâ etsinler. Ben de onlara duâ ederim. Hasta kardeşiniz Said Nursî”21

Son olarak Emirdağ Lâhika’sından mühim bir mektup:

“Aziz, sıddık kardeşlerim! Mesmuatıma nazaran, Şemsi ve isimlerini söylemeyi münasib bulmadığımız müellifler, Zülfikar’dan ve sair Risâle-i Nur’dan bazı kısımları kendi namlarına neşretmelerine razıyım ve helâl ediyorum ve memnun olurum. Onlar da Nur’un şakirdleridirler, bu surette Nurları neşrederler. Yirmi seneden beri çoklar, hattâ büyük hocalar, eserlerinde ve müellifler de Nur’un mes’elelerinden çoklarını almışlar ve alıyorlar. Hattâ değil böyle dost zâtları, belki resmî makamları bulunan ve eserler yazan ve Nurların intişarlarına taraftar olmayan ve eserleri revaç bulmak niyetiyle Nurun neşrine mani’ olanları dahi helâl ediyoruz. Çünki onların men’leri başka bir tarzda ve daha faideli intişarına ve fütuhatına vesile oluyorlar. Ben hal-i hazıra bakmadığım için bilemiyorum. İstemeyerek işittim ki: Eser yazan ve Nur’dan çalan resmî büyük zâtlar diyorlar: ‘Risâle-i Nur’u okuyabilirsiniz, başkasına vermeyiniz.’ Güya Nurlar onların eserlerini setrettirecek. Halbuki Nurlar, o eserlerdeki hakikatları tasdik eder, onlara kuvvet ve revaç verir. İnşâallah bir zaman onlar resmen neşrine mecbur olacaklar. Fakat İzmirli hâkimin dediği gibi, ‘Risâle-i Nur gizlenmiyor ve başka kitablara benzemiyor ve temellük edilmiyor, nerede bulunursa bulunsun, ben Nur’dan gelmişim’ der. Hem Risâle-i Nur’un sekiz senedir en mühim parçaları İstanbul’a gidiyordu ve kemal-i şevkle müellifler okuyorlardı. Esasen Risâle-i Nur ise; ona şakird olmak şartıyla, herkesin kendi malı gibidir.”22

Dipnotlar:
1- Emirdağ Lâhikası–1, s: 251.
2- Şuâlar (498).
3- Mektubat (344).
4- Barla Lâhikası (372), 284. mektub.
5- Gayr-ı Münteşir, Emirdağ Lâhikası–2 Mektupları.
6- Emirdağ Lâhikası–1 (132).
7- Emirdağ Lâhikası–1 (95).
8- Sikke-i Tasdik-i Gaybi (67).
9- Emirdağ Lâhikası–1 (149).
10- Emirdağ Lâhikası–1.
11- Emirdağ Lâhikası–2 (14).
12- Emirdağ Lâhikası–2 (20).
13- Emirdağ Lâhikası–2 (101).
14- Emirdağ Lâhikası–2.
15- Kastamonu Lâhikası (139).
16- Müdafaalar, Emirdağ Hayatı, Denizli Hapsinden Sonra.
17- Gayr-ı Münteşir, Emirdağ Lâhikası, Barla Mektupları.
18- Gayr-ı Münteşir, Emirdağ Lâhikası–1 Mektupları.
19- Gayr-ı Münteşir, Emirdağ Lâhikası–1 Mektupları.
20- Gayr-ı Münteşir, Emirdağ Lâhikası -1 Mektupları.
21- Gayr-ı Münteşir, Emirdağ Lâhikası–2 Mektupları.
22- Emirdağ Lâhikası–1, s:251.

Yazar Hakkında: Baki Çimiç

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*