Kalplerinde İslam ateşi var

  2014-04-24_164955Kalplerinde İslâm ateşi var, fakat sanki ibadetlerinde, taatta fark var ya da bütün İslâm âleminde ve ben de olduğu gibi eksiklik mevcut.

El-Düveyme vardık. Belediye başkanı bizi gerçekten muhteşem karşıladı. Onlara teşekkür ettik, onlar da geldiğimiz için bize teşekkür ettiler.

Hastaneye keşif için  gittik. Gerçekten şartlar çok kötüydü. Alet, edevat ve malzeme açısından çok eksikleri vardı. Bunun yanında hastane şartlarından olması gereken, sterilizasyon, steril alan, antisepsi, asepsi ya da temizlik eksikti. Bunun yanında başlı başına bir eksiklik ise eğitim. Ancak eğitimle bu durum düzeltilebilir.

Sezaryen ameliyatını hastaya genel anestezi vermeden ilkel şartlarda yapıldığına şahit olduk. Şartlar böyle ve herkes bu durumdan memnun değil belki, ama daha iyi şartları bilmiyor ya da düşünmüyorlar gibi. Çocuk, Kadın Doğum, Acil, Dâhiliye, Cerrahi ve diğer branşlarda çok eksik şartlarda hizmet vermeye çalışıyorlar. Yataklar ve diğer malzemeler çok yıpranmış ve eski.  Bize belki ilk anda çok farklı gibi görünse de alışılagelmiş bir durum du onlar için bu hal.

Yapabileceğimiz çok fazla bir şey belki yok, ama onların yanında olduğumuzu göstermek ve onlara manevî destek vermek önemli. İki milyon nüfuslu bir alanın içinde, burası kırk bin nüfusla ikinci büyük ilçe. Çalıştığımız hastane ise Eğitim ve Araştırma Hastanesi.

Bir doğuma şahit olduk. Sezaryenle doğan, bir kız çocuğuna rastladık. Annesinin masadaki hali gözümün önünden gitmiyor. Ağrı çekiyor gibi görünüyordu ve lokal anestezi ile ameliyat oluyordu. Neyse bir de güzel tarafı; doğan bebeği gördük. 10 dk. olmuştu. İsminin Ayşe olmasını söyledik ve diledik.  Ömrü hayırlı olsun.

Her şeye rağmen gözümüz kulağımız  Türkiye’deydi.. Seçimler ne oldu diye meraklanıyorduk. Bir Arap kanalı bulduk ve biraz olsun merakımızı giderdik.

RİSALE DAĞITTIK

El-Düveym Hastanesindeyiz. Elimizden  gelen bütün tıbbî yardıma başladık. Hipertansiyon, ayak ve sırt ağrıları, el ve kolda buraya has yaralar, enterit,  malaria en sık rastladığımız hastalıklar. İnsanlara samimî davranmak, gönül dilini, beden dilini onlara göstermeniz yeterli oldu, arkadaşlıklar kurmaya başladık. Diliniz farklı da olsa gönlünüzün açık olduğunu kalp gözü ile görenler hemen samimî oluyorlar.

Selâm vermekle başlatılan samimiyetle hasta doktor ilişkisi başlıyor. Okumayı seven bir millet. Yanımızda götürdüğümüz 400 adet Risaleyi dağıttık. İnşallah 400/1 tohum olsa bize yeter. Yaklaşık 300 hastayı gördük. Küçük cerrahi müdahaleler yaptık.

Saat 14.00’te hayat tamamen duruyor burada. Zira sıcağın etkisi ile pert oluyorsunuz.

KANALİZASYON DIŞARIDA

Bir gün geçince hastalıkları biraz daha vâkıf olduk. Malarya ve tifo’nun dışında kas ve eklem ağrısı olmayan hasta yok gibi. El ve ayak bileği, dirsek, bel ağrısı çok yoğun . Ayak ağrısı genelde terlik giyilmesi sonrası olduğu kanaati taşırken, diğer ağrıların sıcaktan serinlemek adına rüzgârda kalmaktan ya da içilen sulardan oluştuğu kanaati taşıyorum. Özellikle susuzluktan dolayı mide barsak sistemleri ve böbrek sistemi de etkileniyor.

Bunun yanında eğitimle mutlak surette buraların iyileşeceğine inanıyorum.

Fakat buna inanmaları gerekirken tam tersine bu konuyu bilip uzak kalmayı yeğliyorlar. Biraz korku ve çekiniyorlar.  “Genelde biz fakir bir halkız. Halkımızın % 80’i fakir, % 20’si ise burjuva. Ancak bunların rahat yaşantılarını bozmadan bir yapılanma gerek” diye de ekliyorlar. Bu da ne zaman olur belli değil.

Hastaneye sadece sterilizasyon, temizlik ve düzen yapsanız bile yeterli olacak, fakat bu konuda hiçbir gayret yok.

Müslüman olan bir memlekette kanalizasyonlar dışarıda, temizliği emreden bir inanışın dışavurumu böyle olmamalı. Fakirlik var evet, ama temizlik farklı bir şey. Burada yaşayan halkta eksik. İnsanî ilişkilerde de İslâm’ın ehemmiyet verdiği setre çok yok. İnsanlar setreye dikkat etmiyorlar. Ama İslâm olup da setrede eksiklik yapmak bağdaşmıyor.

Avustralya’da yaşayan Ahmed Salah bizim aynı zamanda buradaki mihmandarımız. Meselelere hâkim bir Sudanlı. Avustralya’ya göç etmiş, ama doğduğu şehri hiç unutmamış. Tartışma yaptığımızda şunu ifade ediyor: “İslâm, bütün dünyada yükselen değer olmasına rağmen akılda ve kalpte maalesef düşüşte” yorumunu getiriyor. Ne kadar haklı olduğunu yaşadıkça, gördükçe biliyoruz. Ülkemizde de sosyologların bu konuyu derinlemesine irdelemesi gerekiyor.

SU PROBLEMİ

Su problemi çok önemli bir problem. Bütün hastalıklar bundan kaynaklı. Koyun, keçi, inek ve devenin içtiği yerden insanların da  su içmeleri bütün hastalıkların kaynağı olarak gösteriliyor. Bunu El-Düveym Hastanesi Başhekimi ile konuştuk, ama sonucun kısa vadede çözülmesi hem yönetim açısından hem de insanların alışkanlıkları açısından zor. Değişimin başlaması için herkesin bu düşünceye gelmesi önemli. Bu düşünceye gelmeleri ise kaç yıl sürer bilinmez. Bunun Türkiye açısından önemi ise çok büyük. Neden?

Türkiye’de çok ciddî bir İslâmî hayat var. Ve her yönü ile temizlik başta olmak üzere hepimiz bunu yapmaya çalışan, en azından bu yönde düşünen bir toplum anlayışımız var.

Herkes bir şekilde kapısının önünü temizler. Bunu İslâm, etik veya ahlâk kuralları açısından yapar. Ama burada hiçbiri yok. Türkiye’nin  buralara öncülük etmesi şart. Eğitim, öğretim ve hayat felsefesini buralara iletmesi belki kurtuluşlarının başlangıcı olabilir. Bizlere çok iş düştüğünü yakinen görüyorsunuz. Güçlü Türkiye imajı burada çok önemsenen bir durum.  O yüzden ülkemizin güçlenmesini Sudan El Düveym Hastanesi’nden diliyorum.

Cuma ve Cumartesi resmî hafta sonu tatili, o yüzden buraya gelenlerin bunu dikkate alarak gelmeleri gün kazanımı açısından önemli. Yapılacak çok şey var.

Yapılacak çok proje mevcut:  1- Su projesi, 2- Temizlik 3- Eğitim 4- Kaliteli hayat  5- Hastanenin iyileştirilmesi. Ve bir sürü projeler… Herkesin sahip çıkması lâzım

KALPLERİNDE İSLÂM ATEŞİ VAR

Artık yavaş yavaş dönüşü konuşmaya başladık samimî, içten ve kendine has tavırları ile bizleri kabul eden Sudanlılar ile…

Kalplerinde İslâm ateşi var, fakat sanki ibadetlerinde, taatta fark var ya da bütün İslâm âleminde ve ben de olduğu gibi eksiklik mevcut.  Beraberce yemek, çay ve namazlardan arta kalan zamanımızda interneti yakalamakla uğraştık.  Sudan’da elimizden geleni yapmaya çalıştık. Ameliyat şartları bizlere göre çok eksik ve yetersiz. Anestezi uzmanı ve ekipmanları yok denecek kadar az. Buna rağmen yardıma açıklar, ama tam değil. Ameliyathane şartları, sterilizasyon ve septik şartlar bakımından eksikler. Eğitim ve yardımla her şey çok hızlı değişim yaşayabilir. Biz yine de elimizden geleni yapmaya çalıştık. Samimî dostluklar kurduk.

Ekiple kaynaşmamız, ortak hareket etmemiz, uyumlu tavırlarımız Sudanlıların kalbini kazandı.

Üniversiteden hocalarla buluşabilirsek biraz olsun çözüm tekliflerini iletme şansımızı olacak. Gelişmeleri için bizim nasıl bir katkımız olur, ortak ne yapılabilir sorusunu cevabını bulmaya çalışacağız.

El-Düveym, 40 bin nüfuslu bir ilçe. Üniversite ve Eğitim Hastanesi var. Ama emin olun ameliyathaneyi gördüğümde sadece üzüldüm. El birliği ve anlayış değişikliği ayağa kalkmalarına sebep olacaktır. Birilerinin abilik yapması şart. O da Güçlü ‘Türkiye’ olmalıdır, olacaktır da inşallah.

Çarşısını gezdik. Toz toprak içinde. Çöpler dışarıda, küçük pırpırlı diye tabir edilen motorlu üç kişilik arabalar, eşek arabaları, minibüs ve midibüsler. Her yer mango ve muz ağaçları. Sıcaklık 45 dereceyi gördü. O yüzden mesai kavramı öğleden sonra 14.00’te bitiyor. İnanılmaz bir yorgunluk hissediyorsunuz. Adeta piliniz bitiyor. Sadece acil işliyor.

Hastanenin eksiklerini yazıp bana getirdiler. Anestezi makinesi dâhil 10 kalem eksik. Ne kadarını sağlayabiliriz bilmiyorum. Hayırlısı.

İlâçlar ucuz ve genelde Cidde, Dubai, Çin den geliyor. Türkiye’den buraya ilâç taşımak yanlış ve pahalı oluyor. Ama bizden neden ilâç almıyorlar soru işareti.

İhtiyaç belli. Daha çok ağrı kesici, antibiyotik, mide ilâçları…

Kaldığımız yere Nil çok yakın. Yürüyerek giderken yerel halkla karşılaştık. Selâm verdik. Çoğu fakir insanlar, bir inek yaklaşık 1000 TL civarında. Fakat yerlilerin hayvanları otladığı için Nil’in kıyısına kadar ilerleyemedik.

Geceleri sivrilerle başımız dertte. Sağ salim gelmek için duâ ediyoruz.

NİL BOŞA AKIYOR

Ertesi gün Nil Nehri boyunca yerleşmiş köylere Fatih Ağabey ile beraber gittik. Nil boyunca onlarca köy var. Fakat ne acı ki başta yol yok. Toyotaların çift kabinlileri adeta cirit atıyor.

Gideceğiniz yere safari yaparak gitmek durumundasınız. İstediğimiz köye ulaştık. Yol yok, elektrik yok,  su yok.  Evler tek katlı ve kerpiç, tuğla karışımı bir yapı. Bütün alanlar boş. Yolda bazı zengin köylerden geçtik. Biçerdöver ve traktör gördüğümüz oldu. Bazı sulama alanları ve ekin ekilmiş tarlalar gördük. Ama her taraf genelde alabildiğine boş, ve Nil de boşa akıp gidiyor. İnsanlar sulama alanında bilgi fakiriler. Bir de tembellik buna eklenince, fakirlik de zirveye çıkmış.

Nil’den tarlalara doğru sözde arık tarzı kanallar yapmışlar. Çoğu kurumuş ya da su yeterli değil. Aynı anda hem hayvanlarını suluyorlar hem de kendileri aynı suyu içiyorlar. Bu yüzden çoğunun kaderi, tifo ve malaria geçirmek olmuş. Demir variller su taşımada etkili. Eşek arabaları çok işe yarıyor. Onlar hem su hem yük taşıyorlar.

Ne yapılabilir?

1- Sulama planlaması, boşa akan bir kocaman Nil Nehri, yanı başlarında, ama fayda kocaman bir sıfır.

2- Toprakları tarıma elverişli hale getirme,

3- Yol yapımı. Çok önemli, çünkü medeniyetin ilk yapıtaşı,

4- Elektrik, her köye ve her eve elektrik getirmek. Köyün içinden elektrik geçiyor, ama evlere elektrik bağlanması fakirlikten yapılamıyor.

Hepsi sevimli ve o kadar samimiler. Bugün birçok köyü gezdik. Daha çok yapılacak iş var.  Ayrıca kuyu açmak akıllı işi değil, neden? Zamanla hepsi kurumuş. Ayrıca çıkan suyun tuz oranı çok yüksek olduğundan içilmiyor.  Fakat suyu temizleyip evlere kadar şebeke tarzında getirmek çok daha etkili ve daha az parayla daha çok fayda söz konusu.

Kısacası Ağabey Türkiye’ye çok iş düşüyor. Türkiye’yi bekliyorlar.

HAFIZLIK ÜNİVERSİTE DE OLMAZSA OLMAZ

Hartum’dayız. Akşam umumî Nur dersine katıldık. Risale-i Nurların Arapça okunduğu bir dersti. Avustralya Nur Vakfı’nın hizmetlerini anlattık. Kardeşler inanılmaz sevindiler. Uzak diyarlardan Nur hizmetleri onları şevklendirdi. Pakistanlı, Taylandlı, Hindistanlı, Sudanlı, Somalili, Singapurlu, Avustralyalı  pek çok değişik kültür ve değişik ülkelerden gelenlerin toplandığı Avustralya Nur Vakfı çatısı altında her gün değişik merkezlerde yapılan dersleri duyan kardeşlerimizin sevincini görmeliydiniz. Risale-i Nur muhteşem şekilde nurunu icra ediyor ve edecek inşallah.

Hartum Üniversitesinde okuyan 30 genç kardeş, Türkiye’den gelmişler buralara. Hafızlık üniversitede olmazsa olmaz şart. Bunun yanında Arapça, İngilizce de lâzım. Bir çok fakültesi var üniversitenin. İnanılmaz geldi bir an. Ana yurttaki bütün gençlere buradan seslenmek istiyorum: Sudan’a okumaya çok rahat gelebilirsiniz.  Üç katlı Nur evi ve okul sizi bekliyor.  Yeter ki kararlı olun.

Tıp Fakültesi Hartum’da etkili. Çevre devletlerden buralara tedavi amaçlı hasta geliyormuş, bölgede önemli bir güç. Yabana atılmaz.

Ayrıca eyalet sistemi ile yönetiliyor Sudan. Her eyaletin bir başşehri var. Hartum genel başşehir. Biz, Beyaz Nil eyaletindeyiz. Burası Omdurman, Bahri ve Hartum olmak üzere üç bölgeden oluşuyor. Hartum diğerlerine göre biraz daha gelişmiş durumda.

Kahvaltımızı otelin en üst katında Hartum’u seyrederek yaptık. Çok geniş bir şehir. Ucu bucağı yok, tek yükselti de yok. Namazı kılıp alış verişe çıkmak istiyoruz. Son günümüz akşam saat 02:30’da dönüş başlayacak inşallah.

Yazar Hakkında: Aytekin Coşkun

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*