Nur ağacından yaprak dökümü

Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve oyalanmadan ibarettir.” meâlindeki âyetler ne kadar önemli bir hakikate dikkat çekiyor! Fakat tevehhüm-ü ebediyet duygusuyla insanların büyük ekseriyeti, ebedî dünyada kalacakmış gibi bir hisle, bu temel hakikatten gaflet ediyor.

Yunus Emre yedi yüz yıl önce “Hele bana şöyle gelir, bir göz yumup açmış gibi” dediği gibi, Bediüzzaman Hazretleri de “Şu güzerân-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar gider” demektedir.

Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) bir hadis-i şerifinde “Dünya hayatındayken insanlar uykudadır. Ancak öldükleri zaman uyanırlar.” beyanlarıyla, asıl hayatın âhiret hayatı olduğunu, bu dünya hayatının ise, ona nispetle rüyalar gibi kaldığını haber vermektedir. Bugün toprağın üstünde olanlar ise, âhiret hayatı için ciddî hazırlıklar yapmak yerine; dedikodu, itiş kakış, kavgalar savaşlar ve birbirini ortadan kaldırmak gibi boş ve veballi işler içinde hayatlarını ve âhiretlerini imha etmekle uğraşabiliyorlar.

Bahsi geçen hakikatlerin farkında olan bazı mü’minler var ki, onlar bu gafletli hallerin dışında kalarak, bütün güçleriyle âhiretlerine hazırlık yaparlar. Çoluk çocuğuyla birlikte ve beraber oldukları kudsî dâvânın etrafında toplanan dâvâ arkadaşlarıyla kenetlenip, meşvereti hâkim kılarak ortak aklın rehberliğinde, insanlığı içine düştükleri gaflet bataklığından kurtarıp, hem ebedî hayatlarını kazanmalarına hem de dünya hayatının asâyiş ve emniyetine hizmet ediyorlar.

İşte Mevlüt Polat Ağabey, bu kahraman iman fedaileri topluluğu içinde mümtaz bir fertti. 1955’de gencecik bir astsubayken tanıdığı Nur Risalelerini ve Nur Talebelerini vefat edene kadar bırakmadı. Yeni Asya Ekolü ve gazetesini, elli dokuz senelik hizmet hayatı boyunca, bütün olumsuzluk ve ayrılıklar içinde bile takip edip, sadâkatını fiilen ispat etti. Seksen bir senelik hayatıyla, sıddıkiyet timsali olduğunu tescil etti.
Çok yakından tanıdığım Mevlüt Ağabey, her Ankara’ya gelişinde Hacı Bayram mevkiindeki en eski dershanemiz olan Ulus-27’ye gelir, geçmişe ait hizmet hatıralarından bahsederdi. Bir delikanlı gibi şevkli ve hamiyet sahibiydi. Aslen Diyarbakırlı olduğu için, Mehmet Kayalar Ağabeyden ve hizmetlerinden bahsederdi. Üstadın Emirdağ Lâhikasındaki müsbet hareket ağırlıklı son dersi, Mehmet Kayalar Ağabey ve Said Özdemir Hocayı da çağırtarak, Ankara Beyrut Palas Otelinde yaptığını söylerdi. O dersin, gelecekteki Nur Talebelerine çok önemli bir ders olduğunun ve Risale-i Nur mesleğinin temel unsurlarından biri olduğunun altını çizerdi.

İstanbul’a göçmeden önce, epey bir zaman Düzce’de ikamet etmişti. Düzce’ye yine bir gidişimde, Mevlüt Ağabey oradaydı. Zaten Nur derslerinden hiç geri kalmazdı. Nerede olursa mutlaka derse katılırdı. Bediüzzaman Hazretlerinin mânevî şahsiyetiyle ilgili bir dersi paylaşıyorduk. Dersin bir yerinde çok önemli bir hatırasını söylemek istedi. O hatırayı bir makalemde kaybolmasın diye kaleme almıştım. Yeri geldi tekrar etmek isterim. Mehmet Kayalar Ağabey “Hakikat Kıvılcımları” adıyla yazdığı bir şiirini Üstada gönderir. O şiiri Bediüzzaman, Mektubat adındaki eserinin arkasına koyar. O şiirin orijinal metnini bizzat gören Mevlüt Ağabey, bir dörtlüğünde şöyle yazılmış olduğunu müşahede eder: “Mehdiyeti elhak âyan. / Odur gönüllere sultan. / Var mı bilmem ulu bürhan. / Bu Bediüzzaman gibi.” Üstad Hazretleri ‘Mehdiyeti’ kelimesinin üstünü çizerek “Ferdiyeti” diye değiştirir ve bir ok çıkararak “Sırr-ı imtihana aykırıdır.” diyerek bir not düşer.

Evet, Üstadın risalelerde bu meseleyi net beyanlarla söylememesi bu sırdan kaynaklanmaktadır.

Böylesine önemli bir hatırayı bizimle paylaşan ve gelecek kuşaklara aktarmamıza vesile olan Mevlüt Polat Ağabeye Allah’tan rahmet, kederli yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Nur Ağacından birer birer yapraklar dökülürken, yatsı namazı kıldığı esnada ruhunu Rahman’a teslim eden sıddıkiyet timsali Mevlüt Polat Ağabeyin, bizlere ve sonraki nesillere hüsn-ü misal olmasını temenni ediyorum. Ruhu şâd ve mekânı cennet olsun inşaallah, âmin. Ruhuna binler Fatihalar.

Yazar Hakkında: Sami Cebeci

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*