Selâm

Selâm vermek istiyorum, hem de bütün dünyaya… Tıpkı Selâhaddin Eyyubî’nin düşmanının barış için verdiği içten selâmı gibi. Tıpkı Kâbe’yi gören sahabenin verdiği içten bir selâm gibi… Bütün dünyaya “Selâmünaleyküm” demek istiyorum.

“Cennetin Krallığı” filmini defalarca izledim. Hâlâ da izlemeyi düşünüyorum. O film bana aynı görüşte, aynı dinde, aynı toplum ve aynı ırkta olunmasa da insanların birbirine duydukları saygıyı öğretti.

Saygı.

Bu günlerde hepimizin hatırlaması ve yaşaması gereken bir kavram. Çünkü etrafımızda çok fazla yaşamamaya  yaşanmamaya başladı.

Ütopya dünyaları incelediğimde ise, içerisinde bulunan birinci kavram her zaman saygı oldu. Ve saygının en büyük anahtarı selâm vermekti.

Bu gün birisi size selâm verdiğinde ondan şüphelenir olduk; “Acaba benden bir şey mi istiyor?” tepkisini vermeye başladık. Oysa selâmlaşmak sünnetti. Bunu kalbimizden sildik. Önyargı, şüphe ve nifak tohumları ile içimize işlenen, “yabancının selâmını alma, arkasından bir kötülük çıkabilir” anlayışını, sildiğimiz yere sabit kalemle yazdık. Oysa o insan sadece, “Allah’ın selâmı üzerine olsun kardeşim” demek istemişti. Ama biz “Ve Aleykümselâm” yani “Aynı şekilde Allah’ın selâmı senin de üzerine olsun” kelimesini esirger olduk. Ağzımıza zincir vurduk.

Bu gün haberleri izlediğimde her yerde büyük bir karışıklık, düşmanlıklar ve kavgalar görüyoruz. Buunun en büyük sebebinin selâmı, sevgiyi ve saygıyı unutmuş olmamızdan kaynaklandığını düşünüyorum. Eskiden de eşler arasında geçimsizlikler ve kavgalar olurdu. Belki olmaması gerektiği halde dayak olayları da meydana gelirdi. Ama bugün sokak ortasında eşler birbirini öldürüyor. Sevgi ve  saygı olsaydı, insanlar meselelerini konuşarak halletmeye kalksaydı, bunlar meydana gelmeyecekti. Konuşmanın kapısı selâm ile açılır. Hanelere selâm ile girilmezse, sevgi ve saygı ortadan kalktığı için böyle aile fâciaları meydana geliyor diye düşünüyorum.

Yeni öğrendiğim bir hususla yoluma devam edeceğim, bunu da sizinle paylaşmak istiyorum. Bunu uygulamak çok zor değil, hatta günlerce hazırlık yapmak zorunda da olmayacaksınız. Kalem ya da kâğıda da gerek yok. Bunun için yapmanız gereken malzeme sadece “Allah’a şükürler olsun” diyebilmek. Ama tek şart bütün kalbiniz ile.

Bütün olumsuzlukları bir yana bırakır isek dünya çok güzel bir misafirhane. Burayı güzelleştiren ya da çirkinleştiren de yine bizleriz. Bu yüzden bir genç olarak daha iyi bir dünya için çalışmalıyım ve ilk önce bütün olumsuzluklarına rağmen insanlara saygı duyabilmeliyim. Eğer eşler birbirine saygı duyarsa boşanmaların azalacağına, eğer saygı olursa insanların daha iyi anlaşabileceğine, eğer saygı olur ise her insanın kardeş olabileceğine inanıyorum.

İşte ben de Allah’a yakın olmak istiyorum. İnsanların birbirine tereddütsüz güvenebileceği ve karşılıksız sevebileceği bir dünya istiyorum. Bilmem çok şey mi istiyorum?..

Ve bu işe de selâm vermekle başlayacağım. Allah’ın selâmı rahmeti ve bereketi herkesin üzerine olsun.

Selâmünaleyküm!!!

Yazar Hakkında: Merve İriyarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*