List/Grid

Yazar Arşivi: Abdil Yıldırım

Biraz empati…

Biraz empati…

Empati, Batı kökenli bir kelime olup, “kendisini başkasının yerine koyarak, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmak” şeklinde ifade edilebilir.

İnsanı insan eden kalbindeki imandır

İnsanı insan eden kalbindeki imandır

Kâinatın varoluş sebebi bir insandır (asm)
İnsana hayat veren, damarlardaki kandır,

Gençliğim eyvah!

Gençliğim eyvah!

Çocukluk yıllarımın patika yollarındaki paytak yürüyüşümü tamamlamıştım. Buraya kadar olan yolculuğumda büyüklerimin büyük yardımlarını görmüştüm. Ama artık yeni bir yolun başında bulunuyordum.

San’at hizmet içindir

San’at hizmet içindir

Tanzimatçılar, “Sanat toplum içindir” derken, Servet-i Fünuncular “Sanat sanat içindir” görüşünü benimsemişler, ona göre sanatlarını şekillendirmişlerdir.

İstanbul’a her geldiğimde Selâtin Camilerinden bir kaçını ziyaret eder, o muhterem insanların muhteşem eserlerini hayranlıkla seyrederim. Hz. Aişe’den (r.anhâ) nakledilen bir rivayete göre,

Farklılığımız haklılığımızdadır

Farklılığımız haklılığımızdadır

Yeni Asya’nın 40. kuruluş yıl dönümüne “Yeni Asya Okumak Bir Ayrıcalıktır” diye bir yazı yazmıştım. Bazı arkadaşlar bu başlığı ve muhtevasını abartılı bulmuşlardı. Ama benim gözümde abartılı değil

Bediüzzaman zaten yaşıyor

Bediüzzaman zaten yaşıyor

“Bediüzzaman yaşasaydı” diye başlayan cümleler baştan yanlış kurulmaktadır. Zira Bediüzzaman Hazretleri zaten yaşamaktadır. Risale-i Nur yaşadığı müddetçe, Bediüzzaman yaşıyor demektir.

Muhabbet fedaisi olabilmek

Muhabbet fedaisi olabilmek

Biz muhabbet fedaileriyiz, husûmete vaktimiz yoktur”. Bu kısa cümle, iman hizmetinin temel prensiplerini ihtiva ediyor diye düşünüyorum. Zira muhabbetin olmadığı yerde ne uhuvvet olur, ne himmet ne de hizmet.

Evlât acısına karşı iman kuvveti

Evlât acısına karşı iman kuvveti

Bediüzzaman Hazretleri, “İman hem nurdur hem kuvvettir, hakikî imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir” derken, hakikî imana sahip olmanın insana ne kadar büyük bir kuvvet kazandırdığını ifade ediyor.

Son tren, Risale-i Nur

Son tren, Risale-i Nur

İnsanlar tehlikeli bir bölgeden çıkmak, daha emin ve huzurlu bir yere ulaşmak için buldukları her vasıta ile orayı terk etmek isterler. Bu vasıtaların bir sınırı var ve gittikçe bunların sayısı azalıyorsa, orada bulunan insanları bir telâş kaplar.

Her şey yerinde güzel

Her şey yerinde güzel

Hayat deyince, doğan, büyüyen, sonra ölen varlıkların yaşadığı ömür süreci akla gelir. Bitkilerin ruhu olmadığından, en basit hayat tarzı bitki hayatı olarak kabul edilir. Ondan sonra hayvanların hayatı ve en mükemmel olarak insan hayatı şeklinde hayat tabakaları sıralanır.

Mutlu musunuz?

Mutlu musunuz?

Mutluluk veya mutsuzluk, soyut kavramlar olduğu için, onları gözle görülür bir şekilde tarif edip, “Bak işte ben mutluyum” veya “İşte görüyorsunuz ne kadar mutsuzum” diyerek onu göstermek imkânı yoktur.

Gelin canlar biz olalım

Gelin canlar biz olalım

Siyasetçilerin çok sık kullandıkları bir cümle vardır: “Her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz şu günlerde” diye başlar.

Hanelerini harap edenler

Hanelerini harap edenler

Hiç kimse evinin yakılıp yıkılmasını, eşyalarının kırılıp dökülmesini istemez. Hatta istem dışı meydana gelebilecek hasarlara karşı da tedbir almak amacıyla evini ve eşyalarını sigorta yaptırır.

Her Nur Talebesinin bir hikâyesi vardır

Her Nur Talebesinin bir hikâyesi vardır

Üstâdımızın hayatı, hikâyenin de ötesinde bir destan olarak tarihteki yerini almış bulunuyor. Mehmet Âkif’in Çanakkale şehitlerine “Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın” dediği gibi, Bediüzzaman Hazretlerinin destanını da tarihlere ve kitaplara sığdırmak mümkün değildir.

Yalanın zehiri yılanın zehirinden keskindir

Yalanın zehiri yılanın zehirinden keskindir

Her gün ağzımızdan binlerce kelime çıkıyor. Günde 4-5 saatimizi konuşmakla geçiriyoruz. Kalbimizden çıkan, dilimizde şekillenen ve dudaklarımızdan dökülen bu kelimeleri bir doğruluk eleğinden geçirsek, acaba kaç tanesi bu eleğin üzerinde kalacaktır?

Hayata ve kâinata Risâle-i Nur penceresinden bakmak

Hayata ve kâinata Risâle-i Nur penceresinden bakmak

İnsanın fıtratında güzele karşı bir meyil vardır. Seyahat ederken güzel yerlerden geçmek, piknik yaparken güzel yerleri seçmek, dinlenirken, eğlenirken, dolaşırken güzel ortamlarda vakit geçirmek isteriz.

Bir iki adam, bir iki nefes…

Bir iki adam, bir iki nefes…

Haftada bir iki akşam bir araya geliyor, kırmızı kitaplardan bir miktar okuyor, kırmızı çaylardan birkaç bardak çay içip dağılıyoruz. Bazılarınca bu faaliyet, pek de ehemmiyetli bir hizmet gibi görülmüyor.

Sungur Ağabey’in son dersi

Sungur Ağabey’in son dersi

Geçen Pazar günü Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız Sungur Ağabeyimiz hakkında çok şeyler söylendi, çok şeyler yazıldı, çizildi. Onunla ilgili bilgiler paylaşıldı, hatıralar yâd edildi. Ama hiçbir yazı ve söz, onu tam olarak anlatmış olmadı.

Gitmek üzerine

Gitmek üzerine

Gitmek deyince, bulunduğumuz yeri terk etmeyi, başka bir mekâna varmayı anlarız. Bedenimizin yer değiştirmesini bir “gitmek” olarak kabul ederiz. Halbuki gitmek, sadece bedenle olmaz.

Gaflet uykusu, nifak kokusu

Gaflet uykusu, nifak kokusu

Bir Müslümanın düşebileceği tuzakların en tehlikelilerinden birisi de gaflet tuzağıdır. Bu tuzak, nefis ve şeytanın ortaklaşa ördükleri, üzerini de masumiyet perdesi ile örttükleri çok dessas bir tuzaktır.

İmanın cereyanında kalmak

İmanın cereyanında kalmak

Dünyevî ve siyasî cereyanlar, câzip bir görüntü ile insanı kendine cezp etmektedir. Çocukları çok eğlendiren renkli atkı iplerine benzeyen dünyevî meşguliyetler, esasında renkli birer kablo gibidir.

Darbelere dair

Darbelere dair

Ne günler yaşadık zaman içinde,
Darbeler, diktalar, zulümler gördük

En güzel meslek: SAHABE MESLEĞİ

En güzel meslek: SAHABE MESLEĞİ

Her anne babanın en büyük emellerinden birisi, evlâtlarına iyi bir tahsil yaptırmak, güzel bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır. Bunun için yapmadıkları fedakârlık kalmaz. “Yeter ki evlâdım okusun, sırtımdaki ceketimi satar onu okuturum” diyen babaları çok görmüşüzdür.

Müslümanın gece hayatı

Müslümanın gece hayatı

Gece hayatı deyince, genellikle gayrı meşrû eğlenceler ve içki ve işretle geçen geceler akla gelir. Bu yüzden, gece hayatının sadece ehl-i sefahate ait olduğu düşünülür. Hatta, gecesini bu şekilde gaflet ve sefahatle geçirenler, “Felekten bir gece çaldık” diye bir de itirafta bulunurlar.

Dünyadaki manevî cennetten ne kadar istifade ediyoruz?

Dünyadaki manevî cennetten ne kadar istifade ediyoruz?

Müslümanların bu dünyada bile bir manevî cennet lezzeti tatma imkânı varken, bakıyoruz pek çok insan hayatından lezzet almadığı gibi, yakasını elem ve kederin pençesinden kurtaramıyor. Hayata dair şikâyetler hiç bitmiyor.

Bu zamanda kazanmak da, kaybetmek de çok kolay

Bu zamanda kazanmak da, kaybetmek de çok kolay

Ahirzamanda yaşamanın zorlukları hakkında çok şeyler söylenmiştir. Gerek Peygamber Efendimiz’in (asm) hadis-i şeriflerinde, gerekse geçmiş âlimlerin ve velilerin haberlerinde, âhirzamanın mü’minler için

Saf tutalım saflaşalım

Saf tutalım saflaşalım

Aslen Sinoplu olup, Yunan topraklarına sürgün edilen ünlü filozof Diyojen, gündüz vakti elinde bir fenerle Atina sokaklarında dolaşmaktadır.

Birinci Medrese-i Yusufiye, Eskişehir

Birinci Medrese-i Yusufiye, Eskişehir

Bundan 77 yıl önce, yine böyle bir Nisan. Elleri kelepçelenmiş, askerî kamyonlara doldurulmuş, yüz yirmi insan. Başlarında Bediüzzaman. Dâvâları iman ve Kur’ân.

Kimliğini arayan toplum

Kimliğini arayan toplum

Çevremize şöyle bir baktığımız zaman, herkesin bir şeyler aramakta olduğunu görüyoruz. Caddelerde, sokaklarda, mabetlerde, meydanlarda; karınca sürüleri gibi dolaşan insanlar,