List/Grid

Yazar Arşivi: Ali Ferşadoğlu

Ya Rab, siyaset uğruna ne değerler batıyor

Ya Rab, siyaset uğruna ne değerler batıyor

Herşeyin bir bedeli vardır. “Deccalizmin (süfyanizmin-Kemalizmin)” kurguladığı, “menfaat, yalan, dolan, hile, tuzak, fitne, fesat” üzerindeki canavar siyasetin bedeli nedir?

Başka çaremiz kalmadı muhterem meslekdaşlarım İlahiyatçılar!

Başka çaremiz kalmadı muhterem meslekdaşlarım İlahiyatçılar!

9. Risale-i Nur Kongresi’nde, diğer masalardaki ilim adamı ve akademisyenlerle de fikir-alış verişlerinde bulunduk. Bunlardan birisi, hem İlahiyat, hem de gazeteci olarak meslekdaşımız muhterem Ali Bulaç idi.

Sadeleştirmeyi savunanlar bari sade olsalar!

Sadeleştirmeyi savunanlar bari sade olsalar!

Sayın bay İlahiyatçı, affedersiniz, “teolog” profesörümüz (!) “Sadeleştirilmiş Risaleleri müdafaa” yazısında hem sadeleştirme mantığına, hem de kendisiyle çelişkiden çelişkiye düşmüş. Kelime kelime çırpınmış, cümle cümle batmış…

Bütün ihtiyaçlara Risale-i Nur

Bütün ihtiyaçlara Risale-i Nur

Siyasî çalkantıların, sosyal gerginliklerin, ekonomik depremlerin sebebi, hiç şüphesiz Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye ölçü ve prensiplerini uygulayamamızdır.

Bediüzzaman’ın gazetesi Yeni Asya’nın kuruluşu

Bediüzzaman’ın gazetesi Yeni Asya’nın kuruluşu

Felâket ve helâket zamanları olan 19 ve 20. Asırlar da tahribatlarını şu yolla yapmışlardı: Milletin 1000 yıldan beri kullandığı “elif-ba” (alfabe) yasaklanır. Bir millet topyekûn sıfır okuma-yazma noktasına getirilir.

Aynı zamanda “vehbî ilim” ürünü: İşârâtü’l-İ’câz

Aynı zamanda “vehbî ilim” ürünü: İşârâtü’l-İ’câz

Allah vergisi müthiş zekâsı, fotoğrafik hafızasıyla mütalâa ettiği eserleri bir okuyuşta ezberlemesi, en zor meseleleri kolaylıkla halletmesi, küçüklüğünde ve kısa zamanda ilimde derinlik kazandığından

Sosyal problemlerin çözümü: HUTBE-İ ŞAMİYE

Sosyal problemlerin çözümü: HUTBE-İ ŞAMİYE

Bediüzzaman’ın “Hutbe-i Şamiye” adlı eseri (100 yıl önce Şam, Emeviye Camii’nde okuduğu hutbesi) bazı Üniversitesitelerde ders kitabı olarak okunuyor, okutuluyor,

Hayatımızın merkezinde kim var?

Hayatımızın merkezinde kim var?

Adam, üstüne oturur oturmaz çökmüş deve kalkar, yalpalaya yalpalaya koşmaya başlar. Rastlayanlar soruyor:

Sevgi iksirini kullanabiliyor muyuz?

Sevgi iksirini kullanabiliyor muyuz?

Muhabbet bir iksirdir. Ama, nasıl bir iksir, nasıl bir ilâç, nasıl bir pozitif enerji ve güç kaynağıdır; farkında mıyız acaba?

‘Yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir’

‘Yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir’

Nur Talebesinin bazı özelliklerini, Risale-i Nur’dan istifadeyle, sıralamaya çalıştık. Beraberce takip edelim:

Kâinattaki en yüksek hakikat…

Kâinattaki en yüksek hakikat…

Bediüzzaman “Kâinatta en yüksek hakikat imandır; imandan sonra namazdır” der. Zirâ, dünya mutluluğuyla beraber sonsuz Cennet hayatını kazanmak imana ve namaza bağlıdır.

Nur Talebeliğine dair…

Nur Talebeliğine dair…

Nur Talebeliğinin ölçüsünü anlamak için, şüphesiz, Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman’ın hayatına bakmak gerekir. Bediüzzaman, eserlerinde Risale-i Nur dairesini ve Nur Talebesi olmanın şartlarını izah ederken

Kitaba yatırım yapmayan bir millet nasıl kalkınır?

Kitaba yatırım yapmayan bir millet nasıl kalkınır?

Geçtiğimiz senelerdeki bir araştırmanın sonuçları: Kültür Bakanlığı, ülkemizde 1500 civarında kütüphanenin bulunduğunu haber veriyor. 72 milyon insana, 1500 kütüphane…

İnsanın fıtratı “hak dini” arar…

İnsanın fıtratı “hak dini” arar…

“Allah’a niçin ihtiyacımız var?” sorusuna cevap arayan Dr. Alexis Carrel, “İnsan, her devirde ve her ülkede kudsîye yönelmek istemiştir. Bu durum, sevmekten de öte bir eğilim hâlini almıştır”1 der.

Çağın hastalığı: Yalnızlık

Çağın hastalığı: Yalnızlık

Günümüz nüfus yoğunluğunda yaşanan en büyük hastalıklardan birisi de “yalnızlık”tır. Egoizm ve teknolojinin pençesine düşen insanlık, kalabalıklar içerisinde ‘yalnız’ kaldı!

Biz Cumhuriyet’e farklı bakıyoruz

Biz Cumhuriyet’e farklı bakıyoruz

Farklı meslekleri, alternatif bakış açılarının hakikatini ifade için anlatılır: Bir ceviz ağacına bakan bir mobilyacı “Bundan iyi bir sandık olur!”, bir dülger “İyi bir tahta olur”, bir çiftçi “Güzel bir bel sapı olur!” vs. derler.

Deccalizmle barıştırarak dünyevîleştirme!

Deccalizmle barıştırarak dünyevîleştirme!

Günümüzde mü’minleri deccalizm ile barıştırarak dünyevîleştirme desiselerine dikkat etmek mecburiyetindeyiz. Hepimizi, Hıristiyan âlemini, hatta bütün insanlığı ilgilendiren Deccaliyet / Deccalizm denen müthiş cereyanı tanımak

Günümüz siyaseti ve cihad-ı mânevî

Günümüz siyaseti ve cihad-ı mânevî

Günümüz siyaseti, daha ziyade menfî işliyor. İsar, yardım, fedakârlık, merhamet, diğergamlık yerine, menfaat, boğuşma ve merhametsizlik hükmediyor. Makam ve mevki peşinde koşmak; rekabet etmek, menfaat ve çıkar çatışmalarına sahne oluyor.

Nur Talebesinin en birinci görevi Nurlara çalışmaktır

Nur Talebesinin en birinci görevi Nurlara çalışmaktır

Nur Talebesinin yegâne işi, birinci görevi Risale-i Nur’u okumak, anlamak, yaşamak ve yaymaktır.

Başka böyle bir huzur ve mutluluk projesi yok!

Başka böyle bir huzur ve mutluluk projesi yok!

Bir toplumu, bir milleti—sosyolojik olarak—çeşitli açılardan tasnif etmek mümkün: Ehl-i salâhat ve takvâ, yani dindarlar; musîbetzede ve hastalar, kadınlar, ihtiyarlar, çocuklar, fakirler, zayıflar ve gençler…

Şahs-ı manevî

Şahs-ı manevî

Bediüzzaman, Risale-i Nur’da sık sık “cemaat, şahs-ı manevî” vurgusu yapar. Himmetleri, enerjileri, gayretleri, dikkatleri şahıs değil, şahs-ı manevî üzerine çeker.

İslâm barıştır, insanlara merhametle yaklaşır

İslâm barıştır, insanlara merhametle yaklaşır

Latin Amerikalı (Şilili) Karina’nın, hayatında ilk kez karşılaştığı bir Müslüman’a samimî ve heyecanlı bir şekilde ilk sorusu şu oluyor: “İslâmiyetteki barış ve sükûnet beni çok etkiliyor. Buna rağmen neden İslâm ülkelerinde savaş var? Müslümanlar eşittir terörizm midir?”

İç savaş ve İhvan’a duâ

İç savaş ve İhvan’a duâ

İslâm, emniyet, güven, barış; Müslüman, hakka teslim olan, güvenilir demektir.
Bu zamanda esas olan “cihad-ı manevî”dir. Yani, ilim ile, fikir ile, irşad ile, tebliğ ile dine meylettirmekle olur.

Her Mısırlı’ya, her İhvan’a bir Münâzarât!

Her Mısırlı’ya, her İhvan’a bir Münâzarât!

Risale-i Nur hareketi ve onun içerisinde yer alan Yeni Asya ekolü, var olalı beri, insan hak ve hürriyetleri için mücadele vermiş, hatta hürriyeti “imanın bir özelliği” olarak görmüş, buna göre çalışmıştır.

Neden İslâmı seçiyorlar?

Neden İslâmı seçiyorlar?

1999’un son ayında Müslüman olan Alman Manuella Fastner, Terme Müftülüğü’nde İslâmiyeti seçerek Meryem ismini almıştı. Hıristiyanken de kiliseye gitmediğini söyleyerek, İslâm’ı seçerken yakaladığı önemli bir noktaya işaret ediyordu:

Uhuvveti, kardeşliği ve dostluğu pekiştirmek

Uhuvveti, kardeşliği ve dostluğu pekiştirmek

İnsan bedenindeki hücreler, yeryüzü ve bütün mevcudatın zerreleriyle birlikte namaz kılıp tekbir getirir ve Sonsuz Kudret’le kalbî bağ kurar. Değil mü’min mü’min ile, atomdan hücreye, uzuvlardan unsurlara, havadan suya,

Dünyevîleşme nedir?

Dünyevîleşme nedir?

“Dünyevîleşme nedir?” sorusuyla birlikte şu soruların da cevaplarını aramalıyız:

Bediüzzaman toplumun bütün katmanlarına seslenir

Bediüzzaman toplumun bütün katmanlarına seslenir

Bediüzzaman dosdoğru, istikametli bir yol göstererek, etkili bir metot geliştirmiştir. Bütün sorularımızı cevaplandırmış, bütün meselelerimizi halletmiştir.

Terörü önlemek ve bitirmek…

Terörü önlemek ve bitirmek…

Anarşiyi, terörü kökünden halledilip, sosyal huzuru, toplumsal barışı sağlamanın esasları çağın müceddidi Bediüzzaman tarafından şöyle teşhis edilmiş:

Ben, Sacideler ve Ahmedler Risale-i Nur’u Yeni Asya ile tanıdık 	Yazdır

Ben, Sacideler ve Ahmedler Risale-i Nur’u Yeni Asya ile tanıdık Yazdır

Basın-yayın yoluyla iman-Kur’ân hizmetleri elektrik gibidir; sessiz ve derinden gider, icraatını yapar. Aydınlatır… Biz farkına varmadan nicelerinin imanını kurtarır, nice hamları pişirir, olgunlaştırır.