Yazar Arşivi: Ali Rıza Aydın
Müdavele-i efkâr
Her yıl, hac’da, insan harman oluyor da; fikri “dal”da kalıyor. Sunulmuyor, sunulamıyor muhtaçlara, bir türlü. Çünkü oralarda, birçoğumuz lâl oluruz âdeta!
Sessiz mesaj: Bir gün sen de…
Her taraftan koşuşturdu, dostları…
Üç haftalık yarı ölüm hâlinin, yoğun bakım adındaki yoğun zahmet hâlinin son bulduğu anlaşıldı nihayet.
Perşembenin gelişi…
Hep duâ ederiz ya, “Yâ Rabbi! Ömrün de, ölümün de hayırlısını ver” diye…
Bu cümle, derin bir endişenin dildeki yansımasıdır. Çünkü yarının ne olacağını, nasıl sonlanacağını O’ndan başka kim bilir?
Sohbetlerde, yörüngeden çıkmamak!
Sohbet dediğimiz özel görüşmelerin; görüşülen kimselere bir şey tebliğ etmenin insan üzerinde büyük tesiri olduğu bilinen bir gerçek. Peygamber Efendimizin (asm)
Gönlün gözü görünce…
Bır sabah, duraktaydım; otobüs gelmemişti henüz.
Karşı yönden iki insan belirdi; ellerinde beyaz baston, sağı solu kolaçan ederek…
Tsunami: Acizliğin o ânı!
“Yerküre kendine has sarsıntıyla sallandığı, toprak ağırlığını dışarı çıkardığı ve insan ‘Ne oluyor buna?” dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.”1




