List/Grid

Yazar Arşivi: Fadime Kaya

Bu mevsimde yoksun…

Bu mevsimde yoksun…

Sabahın dört buçuğu. Aşırı sıcakların akabinde bir sonbahar esintisi var havada. Mevsim değişti. Artık sonbahar. Sevgiliye kavuşmanın üzerinden üç mevsim geçti. Dördüncü mevsime girdik sensiz ve daha çok mevsimler geçecek belli.

Çiçeklerin koynunda

Çiçeklerin koynunda

“..Hafız! Sence çocuklar Çiçeklerin koynunda uyumalıydı değil mi!..” Ece Ayhan

Elleri kirli

Elleri kirli

Elleri kirli, yüzü kirli, ayakları kirliydi. Yıkanmamış saçları yağdan yapış yapıştı. Gökyüzünün berraklığı, havanın canlılığı, rüzgârın esintisinin yanında biraz unutulmuş, biraz hayattan elini eteğini çekmiş bir hâli vardı.

Uzaklara dalıp gitmek…

Uzaklara dalıp gitmek…

Uzaklar dediğime bakmayın aslında tam da karşımızdaki duvara bakıyoruz. Elle dokunacak kadar yakın, ama suyun yüzündeki kabarcıkların ışıltısı kadar da uzak.

Mazinin elbiseleri

Mazinin elbiseleri

Her doğum günü mazime bir yıl daha ekliyor. Bir yıl daha yaşlanıyor her şey. Kocaman gökyüzü güneşiyle, yıldızıyla, bulutuyla büyüyor gözümde.

Sustum…

Sustum…

Kaç kelâm ederim daha bilmiyorum. Belki de etmemek. Susmayı istemek. Güneşin ışınları yayılsa üzerime, yağmur damlasının içine girsem, toprağın kesafetinde kaybolsam. Belki bu susmamın başlangıcı olur.

Kayıp zaman

Kayıp zaman

“Ayrılığın kısası, uzunu olur mu?” diye bir soru ansızın aklımdan sür’atle geçiyor. “Ayrılık bu” diyorum. Bir kere yaşandı mı zamanla, saniyelerle ölçülmüyor. Güneşin batışıyla ya da doğuşuyla hiçbir alâkası yok.

Rümeysam

Rümeysam

“Şimdi ne oldu?” diyorum kendime yeğenim doğduktan sonra. Kalp atışlarını duyduktan, minik ellerini tuttuktan, başını omuzuma koyduktan sonra “şimdi ne değişti?” diyorum kendime. Duygularımı kontrol ediyorum; heyecan, muhabbet, neşe birbirine girmiş.

İçindeki münadi

İçindeki münadi

Hep bu anlarda ipler kopar. Ruh hâli ne sohbet etmeye müsait olur ne de kalem dünyadaki hadiseleri yazmaya meyleder. Şu an saatin kaç olduğu önemli değildir. Sessizliğin çemberinde milyonlarca ses kesilmiştir çünkü.

Hâlâ bekliyor

Hâlâ bekliyor

Aynı yerde yürüyüp duruyor. Bazen sağa sola bazen uzaklara bakıyor. Yanından insanlar geçip gidiyor. Bir yerlere koşturuyorlar. O duruyor. Yaz gibi, kış gibi bekliyor.

Ölümle…

Ölümle…

Onun ağladığını duydum. Bîçare demek nedense gelmiyor içimden. Onun yüzünden ağlayanları hatırladıkça merhamet uçup gidiyor avuçlarımdan. Yine de belki pişmanlıktır diyorum ya da gururlu bir başın eğilmek zorunda kalışı.