List/Grid

Yazar Arşivi: Hüseyin Eren

Az bilmek, çok bilmek

Az bilmek, çok bilmek

Bir şeyi çok iyi bilmek mi iyi, yoksa her şeyden biraz bilmek mi? Hangisi makbul, hangisi kişiyi kurtarır? Bilgi ile kurtuluş arasındaki bağ çok mu yakın, çok mu uzak?

Saadet sadelikte

Saadet sadelikte

Sadelik su gibi; hayat dolu ve akıcı. Sade su olmazsa ne renklerin ritmi, ne de seslerin ahengi olur. Suyun sesi hayat bahşeder bir ahenkle duyguların derinliğine işliyor, ilham verici düşünceler sadelik denizinde doğuyor.

Hangi rasathane?

Hangi rasathane?

Kandil’in açtığı yara daha kapanmamışken bir başka acı ile sarsıldı ülkenin doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi. Yer depreşti; kaç ev yıkıldı, kaç kandil söndü, kaç can uçtu? İkincisini Kandilli Rasathanesi ölçtü de, Kandil’in sarstığı acıları ölçen bir âlet yok.

Farkındalıklı bakış

Farkındalıklı bakış

“Tefekkür gafleti izale eder. Dikkat, teemmül, evham zulümatını dağıtıyor.”

Okuma yolculuğu

Okuma yolculuğu

Risâle-i Nur’u bireysel ve birlikte okuma iki tartışmayı da beraberinde getirir; birincisi sadeleştirilsin, ikincisi okunurken açıklama yapılsın. Birincisi daha çok daireye yakın olan fakat içine girmeyenler tarafından dile getirilir;

Yalnızlık yalınlığı

Yalnızlık yalınlığı

Hakikat kalabalıklarda mı aranır, hikmeti sokaklar mı söyler? Kalabalık gürültüsünde, gürültü kalabalığında gerçeğin güldür güldür aktığı görülmüş mü? Hangi büyük insan kalabalıklardadır; önde ve yalnız yürür, diğerleri onu takip eder.

Müfsit zihniyet

Müfsit zihniyet

Zındıka zihniyet zihinleri zehirliyor, dimağları dumura uğratıyor, fikirleri söndürüyor, şevki öldürüyor, muhabbeti zedeliyor, uhuvveti bölüyor. Zındıka bundan zındıka olsa gerek.

Sonsuz gençlik

Sonsuz gençlik

Gençlik; kanın deli deli aktığı demler, dimağın düşünce ile dolmadığı, duyguların alabildiğine dalgalandığı dönem. Zihnin zikzaklar çizdiği, kalbin kaynadığı, hislerin dizginlenemediği zor zaman dilimi.

İçe ve derine yolculuktur UMRE

İçe ve derine yolculuktur UMRE

Uğruna kâinat yaratılan Kudsî Nebî’nin önündesiniz, ne yapacağınızı, nasıl duâ edeceğinizi şaşırıyor, telâş içinde kalıyorsunuz.

Kâinatın kalbine yolculuk

Kâinatın kalbine yolculuk

Mescid-i Haram’da beyazlar içinde hiffet ve sekîne ile yürüyordu “gezgin münzevi”. Bir an kendini kâinatın kalbine giden bir yolcu olarak düşündü. Bu hâliyle kıt’aları, ülkeleri, beldeleri dolaşabilirdi ya da onlar adına Kâbe etrafında tavaf etmeliydi.

Kalp ve Kâbe kucaklaşırken…

Kalp ve Kâbe kucaklaşırken…

Onu görenler ne diye ağlar? Daha önce hiç görmediği ikizini, bir anda karşısında gören sevinçten ağlamaz mı? Ağladıkça açılır, açıldıkça ağlar. Duâlar dökülür gönül Kâbe’sinden. Kalp ve Kâbe kucaklaşır, kucaklaştıkça alevlenir sevdaları