Yazar Arşivi: Mehmet ÇETİN
“İyyake” hitabı üzerine
İlim öğrenmek, Resûl-i Ekrem’in (asm) hadisi ile ümmete şart kılınmıştır. İlim, okumak ile başlar, tefekkür ile derinleşir, feyizlerle nuranileşir.
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!
Efendimizi (asm) ihtiyarlatan âyet namıyla meşhur olan, başlığa da aldığımız âyet meâlinin elbette bize bakan tarafı da olmalı ve vardır. Ona (asm) bakan tarafını o (asm) yaptı, ama ben, “Bana bakan tarafını yapabildim mi?” diye sorarım bu âyeti hatırladıkça…
İmam-ı Gazalî’yi Bediüzzaman ile anmak
18.12.1111’de Hakk’ın rahmetine kavuşan İmam-ı Gazalî’yi vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyor, duâlar ediyoruz.
Tefekkürlü hayat
Allah nasip ettiği müddetce köşemizde sizlerle tefekkür deryasına dalmamız devam edecek. Fikretmek; insanoğlunun çok mühim hususiyetidir.
İhlâsı, Hz. Yusuf (as) ile anlamak
Üstadın ifadesiyle; yüzer günahın hücum ettiği bir zamanda imanlı olmak ve kalmak; bununla beraber takva ve amel-i salihi muhafaza etmek ve bütün bu hasletlere ruh veren ihlâslı olabilmek; bir mü’min ve hassaten-–inşâallah—Nur Talebesi olarak,
İmam-ı Rabbanî’yi Bediüzzaman ile hatırlarken
08.09.1624’de vefat eden İmam-ı Rabbânî Hazretlerinin sene-i devriyesinde, bir not düşme kabilinden, Üstad’ımın o Hazret hakkındaki ifadelerinden bir mütalâa yapmak gerekirse, evvelen On Dokuzuncu Söz’ün başındaki ifade dikkatimizi çeker.
Salâ(mı) dinlerken
Hayattan ziyade bir hakikat olan ölümün hatırlatıcılarından nur yüzlü, yetmişlik, belki de seksenlik iki büyüğüm, namazda iken sağımda ve solumda idi.
Büyüyünce ben de senin gibi olacağım
Vaktiyle evlâdıyla yeteri kadar ilgilenemeyen ebeveyne radyodan dinlediğim bir hikâyem var:
Vaktin birinde bir baba varmış. Bu baba emekliliğinde farkına vardığı hatasının itirafını dostuna şöyle anlatmış:
Meraktaki tek hedef
“Bir insanı muhite, bir muhiti memlekete, bir memleketi dünyaya ve dünyayı varlığa bağlayan geniş münasebet üstünde çırpınan ve yayılan, sezen, düşünen ve kavrayan, bir kâinat vizyonu arayan büyük meraktır.”
Enfüsî tefekkür
Zaman zaman içime çekilir, tefekkür penceremi aralar, vücudumun neresinde olduğu meçhul olan ene’min zerresine girer, tefekkür ederim; mevcudatın hakikatını.




