Yazar Arşivi: Saadet Bayri
Evlerimizi çocuklarımıza yaşanılır kılalım
“İnsan elindekini kaybetmeyene kadar kıymet bilmez” denir. Yıllardır bu sözün envai çeşit kalıbıyla karşılaştım. Hemen hemen hepsini de sevdaya, aşka, dostluğa yani benden gayrısına yordum.
“Borç”luyuz bu hayat(t)a
Yaşanmadan bilinmez bazı duygular. Hele bazıları var ki, kelam bile edilmez haklarında. Belki kişiden kişiye değişir bu duygular; ama hemhâl olmadan, hemen herkesin bir anda ifade edemeyeceği bir hâldir,
Çocuk olmak zor, çok zor…
Kızım meteorolojinin “Bir hafta daha soğuk geçecek” haberini okuyabilse yahut anlayabilseydi, ne derdi acaba? Bir hafta daha eve hapsolmak, dışarıya çıkamamak ve anneyle ne yapılabilirse,
Hayatın kıyısında çocuk olmak
Hastane ve doktor… Hiç hoşlanmadığım hâlde, bu ara sık karşılaştığım ikili. Ev sakinlerinin sayısı arttıkça, hastaneye gidişlerim de bu sayıyla orantılı bir şekilde artış gösteriyor.
Yollar yolcularına sahte kimlik verir
Çocukluğumdan kalma bir huyum var. Otobüs yolculuklarını sevmiyorum.
Uzun-kısa hiç fark etmiyor. Aylar öncesinden huzursuzluklarım başlıyor.
El âlem ne der?
Dostlarla kış gecelerinde yapılan uzun muhabbetleri seviyorum. Zaman kaygısından arınmış, “saat kaç” cümlesini unutmuş bir halde sadece âna yoğunlaşıp, aklıma ne gelirse konuşabildiğimden bu sevgim.
Yorgunum: Merak etmiyorum
Evet, ilginçtir son zamanlarda kendimde fark ettiğim ve fark edince de iyice kendini hissettiren bir ruh hali bu. Ruh hali diyorum zira bedenden önce hisleriyle, duygularıyla yaşar insan.
Geçmişimiz (mi) siliniyor sessizce
“Bayram ne zaman gelecek?” diye soran kızıma, “Bayram yarın gelecek” derken bir an duraksadım. Bayram gelecek; ama ben bunu daha iki yaşında olan bir çocuğa nasıl izah edecek ve bu önemli anları nasıl yaşatacaktım?
Depremden beri, depremden öte
Acı… Kocaman bir acı… Çok büyük bir acı… Dehşet bir acı… Acıya dair hiçbir cümle Van’da yaşanan depremin bıraktığı acının büyüklüğünü ve şiddetini tanımlayamaz. Biliyorum, ama bilmek hissetmek için yetmiyor,
Şefkat, aşktan keskindir
Kadınların hayatının ikiye ayrılması fikri, anne olduktan sonra vardığım ilk kanaattir. Zira anne olmadan önce ve anne olduktan sonra diye bir dönüm noktası vardır kadının hayatında.
Yalnızlıktan şiddet doğar
Gün geçmiyor ki bir şiddet haberi ile sarsılmayalım. Ve neredeyse gazetelerle televizyonların olmazsa olmaz konuları arasında. Özellikle de kadına şiddet konusu ki, magazin haberi tarzında verme furyası içinde,
Uçuk bir yazı
Her zaman büyüyemediğimden şikâyet edip durdum.Yaşımın çok altında gösterdiğimi söyleyenlere, teşekkür ederken mutluydum. Çünkü içimdeki çocuğun yaşı da, yaşımın çok ama çok altındaydı.
Parkta, parktayım
Bu ara uğrak yerlerim arasında çocuk parkları var. Günün belli saatlerini geçirdiğim ve hayatı başka bir pencereden izlediğimi hissettiğim yerler.
Usul usludur
Yeni araladığım perdemin camına vuran yağmur damlaları, “usul”ca yaşamadığım hayatı ne kadar da hızlı yaşadığımı hissettirdi. “Âheste çek kürekleri, mehtâb uyanmasın/ Bir âlem-i hayâle dalan âb uyanmasın”
Hayatımın tavan arası
“Sakla lâzım olur, atma giyersin” sözü eskilerde kalsa da, atılamayan ne çok eşya var evim(iz)de.




