List/Grid

Yazar Arşivi: Saadet Bayri

Son trend ‘selfie’

Son trend ‘selfie’

Eskiden yalnız yaşamak mecburiyet gibi görünür, insanlar yalnız yaşayanlar için üzülürdü. Şimdilerde ise yalnız kalmak “Tek başına ayakta durabilme. Kendine yetme” olarak görüldüğünden, bu durum bayağı benimsendi.

Öğretmenim canım benim

Öğretmenim canım benim

Henüz hayatın acı yüzüyle karşılaşmamış. Her geceye kahkaha seslerini emanet bırakıp uyuyor. Sabah erkenden uyanıp okul yolunda koşturuyor.

Anneler kopyalanır

Anneler kopyalanır

Bugünlerde baharın gelişiyle yeniden uyanan tabiatı seyir halindeyim. Ağaçların gelin misal süslenişi, kedilerin alımlı yürüyüşü ve çocukların cıvıl cıvıl sesleri… Yeniden başlar gibiyim ertelediğim, vazgeçtiğim, unuttuğum bütün sevinçlere.

Mevsim bahar…

Mevsim bahar…

Havaya, suya, toprağa düşen ve hayatı âdeta bir rahmet tecellisiyle kucaklayan cemrelerle haber veriyor yine gelişini. Bütün şehirde bir şenlik havası, bir yeniden diriliş heyecanı çarpıyor gözüme. Bir telâş, bir acele, bir sevinç…

Yosun kokan şehirler

Yosun kokan şehirler

Dağılıp gidiyoruz bir oraya bir buraya. Bir parçamız geçmişin tozlu yollarında kalıyor, bir parçamızı emanet veriyoruz bir yüreğe. Her parçamız bir köşe başında kaybolmuş sanki, yitirmişiz kendimizi.

Özgür değilim

Özgür değilim

“İnsan, yaşıyorken özgürdür” demiş şair. Bu dizeleri hangi ruh haliyle yazdığını bilemem; ancak “Her insan biraz ölüdür. Ben de biraz ölüyüm” türünden ifadelere cevap olarak söylediğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Erken kalkmak için

Erken kalkmak için

Olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler kişiliğimizi yansıtır. Sevincimiz, hüznümüz ve öfkemiz…
Ayrıntıda gizlidir insan.

Kadınlar unut(tur)maz!

Kadınlar unut(tur)maz!

Gözlerinin içinde bir acı belirdi. Sustu. Söyleyeceklerini hatırlamak ister gibiydi. Birkaç kez yutkundu ve en gencimize döndü: “On beş yıl oldu evleneli; ama o günü unutamıyorum.” Şaşkınlığım iyice artmıştı.

Zaman değişiyor, biz hâlâ aynıyız

Zaman değişiyor, biz hâlâ aynıyız

“İnsan bilmediği şeye düşmandır” düsturu bu aralar değişik kalıplarla karşıma çıkıyor. Ve her seferinde aynı sükûnetle tepki veriyorum. Zira bazen konuşmak bir işe yaramıyor ve söz hakkı olmayana daha çok konuşması için fırsat sunuyor.

Şaşırtan cümleler

Şaşırtan cümleler

Bazı anları kelimelerle ifade etmek zordur. Yaptığınız yorumlar elinizde kalabilir. Şaşkınlık yüzünüze tebessüm olarak yayılırken. Neden, niçin, kime kızacağınızı düşünürsünüz. Sanırım hayatın en zor karelerinden biri de bu anlardır.

Ey kendim! Hazırlan yolculuk var

Ey kendim! Hazırlan yolculuk var

Yağmurlar bahçede oyun oynayan kızımın saçlarına düşerken, elleriyle saçlarını tutması komik geldi. Arkadaşıyla birlikte ıslanmamak için kahkahalarla koşarken, çocuk olmanın heyecan kokan bir serüven olduğunu fark ettim.

Birkaç aylık ömrünüz kalsa…

Birkaç aylık ömrünüz kalsa…

Birkaç aylık ömrünüz kalmış dese doktorunuz; o anda ne hissederdiniz? Kızıp ortalığı mı yıkardınız?

Yalnızlık, sabrın düşmanıdır

Yalnızlık, sabrın düşmanıdır

Her insan için belli dönemlerin belli bir milât anlamı vardır. Ben de üç yıldır hayatımı “anne olduktan sonra” ve “anne olmadan önce” diye ikiye ayırıyorum.

Geç kalma(ma)k

Geç kalma(ma)k

Kendime geç kalıyorum başka hayatlara yetişmek için saat kurarken. Ben’i duyamıyorum başka benleri dinlemekten. “Biz” olalım derken, ben’i hiçin kollarında eritiyorum umursamadan. Onlarla başladığım bu uzun yolculuğumdan geriye benim olan bir çift ayak izi kalıyor.

Babama sorulmayan soru

Babama sorulmayan soru

Babamın hiç duymadığı bu soruyu, kızımın babası başta olmak üzere, birçok baba duymuştur. Bu soruyu duyan babaların ne düşündüğünü ya da nasıl cevapladıklarını bilemem; ama kızımın babası, hayretler içinde, “Bu yasaklı zamanda, bu soru sorulur mu?” demekten alamıyor kendini.

Bir çocuk, bir hisse

Bir çocuk, bir hisse

Kızımla eve dönüyoruz. Yorgun geçen günün ardından, oturduğumuz koltuğa yığılıp kalıyoruz. Kendimizce sohbet halindeyiz. Dışarıdaki insanları, uçan kuşları, kedileri… Gördüğümüz ne varsa, sohbetimizin içine dâhil ediyoruz.

Koşarken soluklanmak

Koşarken soluklanmak

Hayat; -Fırtınanın geçmesini beklemek değildir.
Hayat; -Yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.

“Sevmek Samimiyetle Başlar”

“Sevmek Samimiyetle Başlar”

“Sevmek ölmekle başlar” demiş şâir. Bu sözü söylerken, bir insanı sevmenin zorluğundan mı dem vurmak istemiş, yoksa bir insanı sevmenin tamamen “O” olmakla eş değer olduğunu düşündüğünden mi, bilemiyorum.

Aşktan öte, evlilik var (mı)

Aşktan öte, evlilik var (mı)

Uyanmamak için enva-i çeşit bahane bulduğum günleri anımsadım, geçtiğimiz Pazar dışarı çıkınca. Çocukluğumdan kalmadır zira Pazar günlerini sevmeyişim.

Çocuktan al terbiyeyi

Çocuktan al terbiyeyi

İlk günümdü… Heyecandan, uyku girmedi gözüme. Birkaç saatlik uyumadan sonra bile, kendimi dinç hissediyordum sabah kalktığımda. Kahvaltı hazırlarken,

Sevgi felç olur mu?

Sevgi felç olur mu?

“Yaşamak herkese ve her şeye inat” diyor bazı insanlar. Hem de doya doya, dokunarak ve hissederek.

Evlerimizi çocuklarımıza yaşanılır kılalım

Evlerimizi çocuklarımıza yaşanılır kılalım

“İnsan elindekini kaybetmeyene kadar kıymet bilmez” denir. Yıllardır bu sözün envai çeşit kalıbıyla karşılaştım. Hemen hemen hepsini de sevdaya, aşka, dostluğa yani benden gayrısına yordum.

“Borç”luyuz bu hayat(t)a

“Borç”luyuz bu hayat(t)a

Yaşanmadan bilinmez bazı duygular. Hele bazıları var ki, kelam bile edilmez haklarında. Belki kişiden kişiye değişir bu duygular; ama hemhâl olmadan, hemen herkesin bir anda ifade edemeyeceği bir hâldir,

Çocuk olmak zor, çok zor…

Çocuk olmak zor, çok zor…

Kızım meteorolojinin “Bir hafta daha soğuk geçecek” haberini okuyabilse yahut anlayabilseydi, ne derdi acaba? Bir hafta daha eve hapsolmak, dışarıya çıkamamak ve anneyle ne yapılabilirse,

Hayatın kıyısında çocuk olmak

Hayatın kıyısında çocuk olmak

Hastane ve doktor… Hiç hoşlanmadığım hâlde, bu ara sık karşılaştığım ikili. Ev sakinlerinin sayısı arttıkça, hastaneye gidişlerim de bu sayıyla orantılı bir şekilde artış gösteriyor.

Yollar yolcularına sahte kimlik verir

Yollar yolcularına sahte kimlik verir

Çocukluğumdan kalma bir huyum var. Otobüs yolculuklarını sevmiyorum.
Uzun-kısa hiç fark etmiyor. Aylar öncesinden huzursuzluklarım başlıyor.

El âlem ne der?

El âlem ne der?

Dostlarla kış gecelerinde yapılan uzun muhabbetleri seviyorum. Zaman kaygısından arınmış, “saat kaç” cümlesini unutmuş bir halde sadece âna yoğunlaşıp, aklıma ne gelirse konuşabildiğimden bu sevgim.

Yorgunum: Merak etmiyorum

Yorgunum: Merak etmiyorum

Evet, ilginçtir son zamanlarda kendimde fark ettiğim ve fark edince de iyice kendini hissettiren bir ruh hali bu. Ruh hali diyorum zira bedenden önce hisleriyle, duygularıyla yaşar insan.

Geçmişimiz (mi) siliniyor sessizce

Geçmişimiz (mi) siliniyor sessizce

“Bayram ne zaman gelecek?” diye soran kızıma, “Bayram yarın gelecek” derken bir an duraksadım. Bayram gelecek; ama ben bunu daha iki yaşında olan bir çocuğa nasıl izah edecek ve bu önemli anları nasıl yaşatacaktım?

Depremden beri, depremden öte

Depremden beri, depremden öte

Acı… Kocaman bir acı… Çok büyük bir acı… Dehşet bir acı… Acıya dair hiçbir cümle Van’da yaşanan depremin bıraktığı acının büyüklüğünü ve şiddetini tanımlayamaz. Biliyorum, ama bilmek hissetmek için yetmiyor,