List/Grid

Yazar Arşivi: Saliha FERŞADOĞLU

Bana bir hikâye anlat

Bana bir hikâye anlat

Hikâye nedir, bir ihtiyaç mıdır yoksa malayaniyat mı? Hayata tutunma çabası mıdır hayalperest birinin gerçek hayat ile bağ kurabilmesi adına?

Zaman ne de çabuk geçiyor?

Zaman ne de çabuk geçiyor?

Değişimlerden dem vurduğumuz bu çağ hemen hemen her konuda kolaylıklar sağlarken hayatımıza; bizden, değerlerimizden, kültürümüzden, alışkanlıklarımızdan pek çok şey götürdü.

Gölgedeki güzel

Gölgedeki güzel

Yaşamak farkında olmaktır; tanıyıp zihne nakşetmektir etrafındaki varlıkları. Aşina bir bakış kazanmaktır, lâkin ezber mahiyetinde değil. Tanıdık bir dost misali bilmektir herkesi, her şeyi.

Eminönü’nün incisi

Eminönü’nün incisi

Hiç beklemediğiniz bir anda, meselâ bir film sahnesinde, gazete köşesinde, albüm içinde karşılaşırsınız onunla. Göz bebeklerinizin büyüdüğünü hissedersiniz aşkla. Kendine has coşkulu kalabalıkları hep bereketlenen siluetleriyle nakşedersiniz

Tepedeki gül

Tepedeki gül

Duâya durur gibi açılmış elleridir göğe yükselen minareler. Semaya en yakın yerde uzanır arş-ı âlâya yükselen nağmeler. San’attan san’atkâra geçişin adıdır, muhteşem bir devrin harikulâde anıtıdır.

Gelin birlik olalım

Gelin birlik olalım

Yolculuklar ister kısa sürsün ister uzun, bir müddet sonra etrafını okumaya çağırıyor insanı, kendi dünyasından çıkartıp. Önce hemen yanı başımızdakileri süzüyoruz çarçabuk, ardından diğerlerini.

Dönüş

Dönüş

İşte geldi bir ikindi vakti. Akrep “Asr”ı gösterdi; yelkovan rüzgârları, yağmurları, son fasılları…
Adı bir “son” ile başlamasına rağmen yepyeni bir zamanı müjdeliyordu gelen.

Siz hangi gruptansınız?

Siz hangi gruptansınız?

Sokakta oyun oynamanın lezzetini bilir misiniz? Ben pek az bilirim; fakat verdiği hazzı, keyfi bugün dahi unutabilmiş değilim.

Kendini tanımak

Kendini tanımak

İnsanın evrensel sorunsalı ne mutlulukla, ne de hayatın tadını çıkarmakla alâkalıdır.

Tanınmamış yazarları okumayın(!)

Tanınmamış yazarları okumayın(!)

Yedinci sınıf öğrencisi Büşra okumayı çok seven, her hafta elinde yeni bir kitapla çıkagelen ve okuduğu kitapları tavsiye ederek elime sıkıştıran bir kitap kurdu.

Hırs(ız) var!

Hırs(ız) var!

Oyuncağını kimselerle paylaşmayan, paylaşmamak için canhıraş feryatlar koparan bir çocuk görseniz, ne yaparsınız? Öylece durur seyreder misiniz, haline bakıp gülüp geçer misiniz? Ben söyleyeyim: Önce onu, ardından ailesini ayıplarsınız.

Yepyeni bir güne methiye

Yepyeni bir güne methiye

Bir: Bil ki, her yeni gün, sana hem herkese bir yeni âlemin kapısıdır.

Hüznün ilâcı, kederin düşmanı

Hüznün ilâcı, kederin düşmanı

Dünya nimetlerini sayın desem, kim bilir neler söylersiniz. Aldığımız nefes, içtiğimiz su, yediğimiz aş, kazandığımız maaş, sahip olduğumuz evlât ve daha nicesi… Nimetlerden bir tanesi var ki hem akla, hem kalbe, hem ruha iyi gelir.

Öyle bir geçer zaman ki

Öyle bir geçer zaman ki

Biliyor musunuz, uzun zamandır yirmi dört saate biçilen vaktin yetersizliğinden dert yanıyor, onu verimli kullanmanın yollarını arıyorum. Zira yaş aldıkça çocukluğumun asırlara bedel zamanından gittikçe uzaklaşıyorum.

Tahta kaşığın arkadaşlığı

Tahta kaşığın arkadaşlığı

“O benim otuz senelik arkadaşımdı.”

Peşimizden ayrılmayan takipçi

Peşimizden ayrılmayan takipçi

Ölüm. Hayat kadar olağan bir hadise olsa da bahsi geçince görmezden gelinen hep o oluyor. Sanki hiç yokmuş, varlığından hiçbir iz, işaret görülmemiş gibi. Dersi anlatan hoca dörtnala koşarak mevzuyu değiştiriyor. Ölüme azılı bir düşmanmış tavrı takındığı gözlerden kaçmıyor.

Çuvaldızı kendimize batıralım mı?

Çuvaldızı kendimize batıralım mı?

Ne zaman kötü bir haber izlesek, bir felâkete şahit olsak, hayat anlayışımıza ters bir durum ile karşılaşsak evlere ırak dercesine üst üste cık cık cıklar, alım çalım bakışlarımızla etrafımıza göz gezdiririz.

Yazarların duâsı

Yazarların duâsı

Gönülden taşan, dile yerleşen bir arzudur duâ. Kıvrıla kıvrıla zihnin labirentleri arasında, uzana sokula gönül odalarından arş-ı âlâya, tekrar betekrar, ısrarla ısmarlanır Yaratıcıya. Yalvara yakara, için için duâ edin, emrince rahmetini umarak,

Kış ile gelen güzellik

Kış ile gelen güzellik

Bir anda geldi, usulca sarıverdi; tül kadar zarif, kuş kadar hafifti. Biriktikçe yükseldi; dağlara, taşlara, çatılara, yollara konuverdi. Şiir desem değildi. Sanki bir rüya idi. Oysa hakikatin ta kendisiydi. Ah bilsen ne kadar güzeldi.

Malûm hastalık: Su-i zan

Malûm hastalık: Su-i zan

Kâh ekmek kuyruğunda, kâh otobüs seyahatinde, kâh kuaför salonlarında, kâh ev oturmalarında anlatılagelen hikâyelere kulak kabartın; hep başkalarına aittir.

Yalnızız

Yalnızız

Bazı roman isimleri vardır; tek kelimeyle, yazıldığı çağın tahlilini yapar. Vurucudur, serttir. Kafaya inen tokmak gibidir. Sayfalar arasında ilerledikçe, olayların içine daldıkça, kahramanlarla özleştikçe açılır manalar, kavramlar.

Şehit tahtından Rabbe gülümser

Şehit tahtından Rabbe gülümser

Ülke gündeminin hiç değişmeyen maddelerinden biri; şehitler. Bazen sürmanşetten verilir o meşum haber, bazen küçük bir sütun ile geçiştirilir. An gelir yüzlerce yüreğe ulaşır acısı, kimi zaman da kimsenin umursamadığı bir ağıta dönüşür.

Unutmak bir nimettir

Unutmak bir nimettir

On yıl önce bugün, bir Ekim günü hani, neredeydim, kimlerle ve tam şu anda bu yazıyı yazıyor olduğum saatlerde ne yapıyordum? Hatırlamıyorum.

Fotoğrafın anlattığı

Fotoğrafın anlattığı

Bir fotoğraf: Deniz kenarında güneşlenen insanlar ve altı adamın yüklendiği kapkara bir tabut.

Kayıp zamanlar, mekânlar, insanlar

Kayıp zamanlar, mekânlar, insanlar

Sevinç Çokum okumalarına devam ediyorum. Duru Türkçesi, sade anlatımı, sosyolojik tahlillerini betimlemeler yoluyla vermesi Çokum’un dilinin en beğendiğim özellikleri. Bu sefer elimde “Kayıp İstanbul” var.

Yaprak yaprak hüzün yağan mevsim

Yaprak yaprak hüzün yağan mevsim

Geldi mi bir hazan mevsimi daha? Göçmen kuşları düştü mü yollara? Cümle mahlûkat büründü mü sonbahara?

Hiç bitmeyen eksiklerimiz

Hiç bitmeyen eksiklerimiz

Her öykü insanı anlatır esasında. Beraberinde de onunla ilişkili olan eşya ve tabiatı. Hiç bitmeyen dertleri, hayat boyu yinelenen telâşları, zihni daima meşgul eden düşünceleriyle âdemoğluna dair hissî, hayalî, maddî olan varı yoğu aktarır. Bir ayna olur, bizi bize tanıtır.

İnsan olma onuruna vurulan darbe: Arakan, Suriye ve diğerleri

İnsan olma onuruna vurulan darbe: Arakan, Suriye ve diğerleri

Evliliklerin izne bağlı olduğu, camilerin isyan merkezi nitelendirilerek kapılarına kilit vurulduğu, geceleyin sokağa çıkmanın yasaklandığı, köylerin yakılarak halkının göçe zorlandığı, Müslümanların, hükümet için ücretsiz çalıştığı diyar:

Kelime hokkabazı

Kelime hokkabazı

Dilimize güzide kelimeler kazandıran usta deneme yazarı Salâh Birsel, sözcüklerden inşa ettiği büyülü dünyasında okuru envai çeşit âlemlere taşır. Kendisini bir kelime hokkabazı olarak nitelendirmesi boşuna değildir, yazar bu yeteneğinin bizzat farkındadır.

Yol hikâyeleri

Yol hikâyeleri

Vardır herkesin bir yol hikâyesi. Belki yüzlercesi. Bazısında mutluluk veren bir güfte saklıdır, bazısında anıların en hazini. Soğuk bir kış gecesi düşülmüştür yollara; anaya, babaya, yâre kavuşmak uğruna.