Yazar Arşivi: Şükrü Bulut
Zübeyrî çizgiden maksat…
Bundan yedi sene önce “Zübeyrî çizgi” tabirini ilk defa kullandığımızda, farkına varmadan bir sloganın doğumuna sebep olduğumuzu sonradan anladık.
Muhammed Merah’tan Nikolai Sarkozy’e…
Fransa’nın Toulouse şehrinin varoşlarında yaşayan Cezayir’li bir ailenin çocuğu bu şehirde doğmuş ve bu şehrin sokaklarında büyümüş.
Hakikaten Afganistan’da işimiz ne?
Bu soru size klâsik ve lüzumsuzca geldiyse, lütfen acele ile karar vermeyin. Afganistan’a asker göndermeye karşı olduğum varsayımıyla hemencecik kesip atmayın, lütfen…
Neoconları tanımak için
Dünya küçüldükçe, global fikir cereyanlarının mahiyetleri daha çok gizleniyor gibi… Belki de mücadelenin tabiatı böyle gösteriyor. Globalleşme ile küremiz bir köye dönüşünce; sloganların,
Tutsaklar: Bakü ile Erivan…
Azerbaycan ile Ermenistan’ın kendi başlarına olmadığını bildiğimiz halde, kiminle ve kimlerin emrinde hareket ettiklerine dair basınımızda fazla birşey okuyamadık.
Almanya’daki Müslüman gençler ve bir skandal…
Almanya federal hükümeti politika belirlemek ve halkın problemlerini tesbit maksadıyla zaman zaman araştırmalar yaptırıyor.
Rusya’ya dikkat!
Medyamızın daha çok Avrupa ve Amerikalı sermayedarların ianeleriyle hayatiyetlerini devam ettirdiği bir zamanda, zihinlerin Rusya hakkında bu denli müşevveş olmasını sizler de normal karşılıyorsunuzdur.
İfsad şebekelerinin Suriye ittifakı
Şam-ı Şerif’in bir seneyi geçkindir dûçar olduğu dehşetli muhasarayı görebilmek için, Bediüzzaman’ın ahirzaman atlasına bakmak gerekiyor.
Tercüme ile sadeleştirme mukayese edilemezler
Bu konu ile alâkalı bir önceki yazımızda, “sadeleştirmeyi” Risâle-i Nur’u anlamanın yegâne çaresi görenlerin iddialarını aktarmıştık. Yaptıkları neşriyatı “tercüme” ile karşılaştırıyorlardı.
Risâle-i Nur’un Türkçeye tercümesi
Okuyucularımız bu meseleyi sadeleştirme olarak ifade ediyorlar. Fakat Risâle-i Nur Külliyatının “Lem’alar” isimli eserinin dilini, üslûbunu, icaz ve belâgatını sadeleştirenlerin savunmalarını okuduğumuzda görüyoruz ki,
Müslümanların kanına bigâne yazar ve editörlere dair
Menfaat üzerine cereyan eden dünya siyasetinin döktüğü kana, yaktığı cana ve çıkarttığı isyana, insaniyet ve İslâmiyet adesesinden bakmayanlara söylediklerimiz elbette garip gelecektir.
Baharın rengi kızıla döndü
Arap dünyasındaki ihtilâl ve isyanların bahar olmadığını müdakkik Müslümanlar biliyorlardı. Doha’dan organize ve finanse edilen hareketlere “Arap baharı” ismini ilk önce Amerika’daki Brooking Enstitüsü yakıştırdı.
Yaş yerine kan akıtan gözler…
Bir asrı aşkındır vatanı için gözyaşı ile çırpınan Bediüzzaman’ı sevdikleri iddiasındakiler de Bediüzzaman’ca çırpınmayana kadar kaderî ateşler doğuyu yakmaya devam edecek gibi…




