Ali Ferşadoğlu Subscribe to Ali Ferşadoğlu
Gayr-i müslimlerle cihad, barış ve savaş
Müslümanların gayrimüslimlerle ilişkileri de sulh ve müsalemet, yani barış çerçevesinde olmak zorunda. Kendi aralarında olduğu gibi gayrimüslim dünya ile ilişkilerinde de esas olan barıştır.
Kaderin ikaz taşları’ndan ders almayacak mıyız?
Deprem, sel, yangın, kıtlık, kriz, bulaşıcı hastalıklar ve hatta savaşları nasıl okumalıyız? Kur’ân, ‘kaderden atılan İlâhî ikaz taşları’ olarak idrak etmemizi ister.
Yeni Asya, yeni anayasa, tabular, Dersim
Türkiye, ilke ve inkılâplar denilen prangaları sorgulamadan, istibdat tarihiyle yüzleşmeden ilerleyemez. 90 yıllık Kemalizm’den uzaklaştığı nisbette ilerlemesi, bunun kesin delili. Dersim hadisesiyle bir parça tartışıldı.
Aile hayatı ve mutluluk
Bediüzzaman “İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevî cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır.” 1 demektedir.
Pasif direniş, Gandhi, müsbet hareket ve Bediüzzaman
Pasif direniş, şiddete dayanmayan mücadele şeklidir. Buna ‘sivil itaatsizlik’ de deniliyor. Bediüzzaman bunu, menfî, olumsuz, şiddet muhtevalı hareketlerden uzaklaşıp “müsbet hareket etmek” şeklinde tanımlar.
Müceddidî çizgiyi takip etmek
Her âlim, her İlâhiyatçı, her müfessir Kur’ân ve Hadis-i Şerif’in müteşabihatını, remiz, işaret ve îmâlarını tam olarak anlamayabilir. Ancak, Âl-i İmran Suresi’nin 7. âyetine göre “ilimde rasih” yani derinlik sahibi olanlar fark edebilir.
“Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim!”
Vicdanının derinliklerinden kopup gelen bu feryat, türkü şeklinde takattur etti. Ve biz de soralım kendimize: Bu dünyaya niye geldik?
Krizlerin sebebi
Neden işlerimiz düzgün gitmiyor, problemler yumağında bocalayıp duruyoruz? Niçin fert, aile, toplum-sosyal ve siyasî hayatımızda krizsiz günler, seneler geçmiyor? Nasıl olur da, kriz üstüne kriz üreten “menfaat üzerine dönen canavar siyaset”in labirentlerinden
Sevemedim onu, onun beni sevdiği kadar!
İnanmak istemedim; ama en az 30 yıllık duâcım, ağabeyim, hizmetdaşım, okuyucum göçmüştü âniden bu fani dünyadan! Kalbinin en derin, en samimi duygularıyla dua ederdi bana da, çocuklarıma da, ayırt etmeksizin kendi çocuklarından.
Müslümanlar, Batı’yı da kurtarabilir!
Batı’da aile dağılmış, târ ü mâr olmuş. Toplum büyük bir sıkıntı ve azap içinde. “Müslümanlar Batı’yı kurtarabilir!”
Perdeler kalkıyor!
Batı’da mâneviyatın çığırından çıkmasına, ailenin parçalanmasına, bunalımın her kesimi kuşatmasına karşılık, diğer taraftan da olumlu bir gidişatın var olduğu, insanlık adına sevindirici.
Her şeye rağmen Avrupa dönüşüm yaşıyor
Çoğumuz görüyoruz ki, Avrupa eski Avrupa, batı eski batı değil. Tıpkı, Müslümanların da, 50-60 sene önceki Müslümanlar olmadıkları gibi. Köprülerin altından çok sular akmış. Psiko-sosyal tarih gösteriyor ki, toplumlar da değişir.
Müslüman – İsevî ittifakı ve 11 Eylül
2000’li yılların en önemli tesbit ve gelişmelerinden birisi, Alman ve Protestan Kiliseleri Ruhânî Meclis Başkanı Manfred Kock’un dile getirdiği şu gerçekti:
Krizlerin sebebi
Neden işlerimiz düzgün gitmiyor, problemler yumağında bocalayıp duruyoruz? Niçin fert, aile, toplum-sosyal ve siyasî hayatımızda krizsiz günler, seneler geçmiyor? Nasıl olur da, kriz üstüne kriz üreten
Değerlerimizi ve kurtuluşu nerede arıyoruz?
Nasreddin Hoca’ya nisbet edilir: İğnesini, bir başka rivayette yüzüğünü merdiven altında kaybetmiş. Sonra avluda aramaya başlamış.




