Cevher İlhan Subscribe to Cevher İlhan
Zulme rızâ zulümdür…
Son günlerde Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya ve Orta Asya’ya uzanan coğrafyada zâlim yönetimlere karşı başkaldırı ve isyanlarla süren süreçte, çokça “Zulümle âbâd olunmaz” sözleri tekrarlanıyor.
Deprem, tefrika fitnesini berhava etti…
Deprem ve fırtına gibi felâketleri “mânevî fırtınaya alâmet” olarak hisseden Bediüzzaman, zelzele gibi umûmî musîbetlerin mâverasındaki ders, ibret ve ikaz dolu “mânevî yönü” okumaya çalışır.
Bediüzzaman’ın “Şark ikazı”
Bediüzzaman’ın bütün Kur’ânî tefsirleri gibi, terörle Türkiye’nin en başta gelen problemi haline gelen ve “Kürt sorunu” olarak tâbir edilen “mesele” hakkındaki tesbitleri büyük önem taşıyor.
Dâvâsını cesaretle savunur, örnek olurdu
Şafak Kayışoğlu Abi devam ediyor: “Nur Talebesi olmak bir evsaf meselesi. Bir insan ne kadar çok bilirse hâlâ çok bilmediklerini anlıyor. İlmin kapısı Hz. Ali kürsüye çıkıyor, soru soruyorlar,
Bandırma’nın Ehl-i Hizmet “İrfan Abisi”
İman ve Kur’ân hizmetindeki arkadaşı ve mânevî kardeşi “Bandırma’nın medâr-ı iftiharı” mânevî kutup Tayyar Alnıak’ın, “Bandırma’da Nur hizmetini ve derslerini başlatan beş astsubaydan biri”
Ehl-i Hizmet bir Nur Fedakârı İrfan Ağabey
Nisan’ın sonunda baharın bağrında Ankara’dan bir “isimsiz Nur kahramanı” sessiz sedâsız dâr-ı bekâya göçmüş dâvâ arkadaşlarının ve Üstadının yanına gitti; Hakkın rahmetine kavuştu…
“Meclis layihası”nda Bediüzzaman’ın “Şark çözümü”
Bediüzzaman, Şark’taki aşiretlere verdiği “meşrûtiyet”, bugünkü anlamıyla demokrasi ve hürriyet derslerinde, “Bizim düşmanımız cehâlet, zarûret ve ihtilâftır; bu üç düşmana karşı




